logo

Bu kızı bana ayarlayın

pazar kahvaltıları kemaş demirkırkan

Eski Tabipler Odası Başkanı Doktor ve CHP Merkez İlçe Başkanı Kemal Demirkırkan’ın hayatının bilinmeyen yönlerini ilk kez ODAK Pazar kahvaltılarında anlattı. Nasıl bir öğrenciydi, hangi sporu yapardı, resim öğretmeninden niye sıra dayağı yedi, eşiyle nasıl tanıştı. Demir Kırkan ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

Şimdi uzun süre babanızla çiftçilerin arasına bakım onarıma gidiyorsunuz. Gittiğiniz yerlerde özel bir anınız var mı?

Gittiğin her yerde farklı bir anı var. Bazı gittiğin yer fakirdir adam zeytin ekmek verir. Bazen gittiğin yer zengindir adam kuzu keser. Fethibey’e gidersin adam kavun karpuz keser yanında peynir verir. Gittiğin yer ağadır ustam gelmiş diye kuzu keser. Çünkü harman zamanı ve patoz onların eli ayağı. Usta oraya gelmesi bir kuzudan daha kıymetli. Bir gün geç gelsen adamın dünya kadar işi aksayacak.

 

Sizin ailenizde siyasetle uğraşan oldu mu?. Sizden önce birileri var mıydı?

Bizim ailede benim bildiğim kadarıyla siyasetle uğraşan hiç olmadı. Ama benim bildiğim babam Askeri Fabrika’da işe girdiği yıllarda sendikaya üye oldu ve sendika yönetiminde yer aldı. Siyaset başlanğıcı bunu kabul edebiliriz. Ankara’ya gidip gelmişlikleri var. Babam fabrika’dan ayrılıp serbest meslek hayatına geçince sendika olayı bitiyor. Onun dışında ailede ve sülalede siyasetle uğraşan hiç kimse yok. Direk siyasete girme ise bizim kuşakla birlikte oldu. Benim teyze oğlum Gökhan Güzeltaş AK Parti’nin Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı.

 

Muhafazakar bir aileden geliyorum

Sizin siyasete girmenizi babanız destekledi mi?

Babam hayatını kaybedeli iki yıl oldu. Babam benim aldığım her kararımı destekledi ve devam et dedi. Özellikle Tabip Odası Başkanlığı zamanında, iyi olur gir kazanmışsın kaybetmişsin önemli değil. Aday ol derdi. Mutlaka desteklerde bir süre sonra, daha benim aklımda siyaset yokken ilk babam demiştir. Sende siyasete girersin artık, girmelisin iyi olur derdi.

 

Babanız sizin gibi Sol görüşlümüydü?

Hayır asla değildi. Babam her Afyonlu gibi daha çok muhafazakar bir yapısı vardı ve DP görüşlü biriydi. Benim tüm sülalem genel olarak muhafazakar ve Demokrat Parti’ye oy veren bir yapıları vardır. Son yıllarda bazıları cemaate girenlerde var. Afyon aile yapısında ne varsa bizde de o var. Ailede bir tek ben farklı bir yolda ilerliyorum. Biz ailenin içinden aykırı bir çocuk olarak çıktık.

 

Böyle bir aile içinden CHP’li birinin çıkmasına bir tepki olmuş mudur?

Mutlaka olmuştur. Olmaması imkansız sülalenin yapısı belli. Ama şu bir gerçek kimse karşıma çıkıp ta bana karşı duran ve eleştiren birisi asla olmadı. Onlarda biliyorlar ki bana uygun olan yaşam biçimi ve dünya görüşü CHP. O nedenle karşı bir duruş olmadı. Ama kendi aralarında keşke AK Parti’ye keşke MHP’ye girseydi diye konuşulduğunu biliyorum. Ama bana karşı kimse bir şey söylemedi.

 

Ben her seferinde okul soruyorum konu başka yerlere geliyor. Okula bir kez daha dönelim okul arkadaşlarınız ve öğretmeninizi hatırlıyor musunuz?

İlkokul öğretmenim İbrahim Akbaş’tı. Uzun yıllar görmedim ama 4 yıl kadar önce polikliniğe gelmiş sıra beklerken gördüm. Gittim hemen yanına elini öptüm. Çok farklı bir duygu. Şimdi zaman zaman görüşüyoruz. Aslında hata yaptığımızı düşündüm. Özellikle aynı ilde yaşayan öğretmenlerimizi gidip bulmamız ve onlarla sohbet etmemiz gerekli. Çok özel bir duygu özellikle ilkokul öğretmeni unutulmuyor. Çok farklı bir şey. Ortaokul lise öğretmenleri de var ama ilkokul öğretmeninin yeri bir başka oluyor. Çok mülayim ve iyi bir öğretmendi. Birde geriye dönüp baktığımızda ve geldiğimiz konumu düşününce bütün öğretmenlerimizden bir şeyler almışız diye düşünüyorum.

 

Çocukluk zamanı en çok neyin eksikliğini hissederdiniz?

Bizim ilk ve Ortaokul zamanımızda aynı mahalleden arkadaş gurubumuz olunca, her dönem olduğu gibi çocukların başlıca oyunlarının başında futbol vardır. Biz top oynamayı çok seviyoruz ama topumuz yok.  1974’lü yıllardan bahsediyoruz. Top oynamak büyük bir olay ve lükstü. Plastik top alırdık oda aynı gün patlar. Çaputlardan garip bir top yapmaya çalışırdık ve onlarla oynamaya çalışırdık. Biz o yıllarda mahalle arkadaşlarımızla birlikte bir kulüp kurduk.

 

Eski kamyon spor kulübü oldu

Spor kulübümü kurdunuz ilkokulda?

Çok sağlam bir ekibimiz vardı. Top oynamak bizim en büyük zevkimiz. Şimdiki Gülyurt pastanesinin olduğu yerde bir boşluk var. Yana biraz ilerisi. Arkasında pancar kooperatifi var onun yanında eski kullanılmayan bir kamyon kasası var. Kamyonun ön kısmını biz kulüp binamız oldu.

 

Hurda kamyonun ön kısmı nasıl kulüp binası olur? Kaç kişi sığar? 

Hurda ama biz baya bir çalışarak orasını adam ettik ve ilkokulda kurduğumuz takımın kulüp binası haline geldi. Sanırım 1976 falan. Başka mahallelerin çocuklarını bulup onlarla mahalleler arası maçlar yapardık. Güvenevler, Örnekevler’e  gider maç ayarlardık. Ne güzel günlerdi onlar şimdi yine o anlar gözümün önüne geldi. Ama çok iyi ve sağlam bir ekibimiz vardı ve hala görüşüyoruz.

 

Her sınıfta mutlaka bir yaramaz ve sorun yaratan arkadaş olur. Onun yüzünden tüm sınıfın ceza aldığı olur sizin öyle bir arkadaşınız var mıydı?

Elbette vardı. İlkokulda yoktu belki ama özellikle Şemsettin bizim için çok farklıydı. Takımın basketbol takımındaydım. Burada bizim çocukluktan gelen arkadaşlarımız vardı Hayri Tokman, Osman Yakın vardı. Biz bunlarla kardeş gibiydik. Onlarla çok anılarımız var ve sopada yediğimiz oldu. Ama detaylarını anlatamam. Halil Gündoğdu idi okul müdürü galiba. Din Bilgisi öğretmenimiz vardı favorilerden çeken garip bir adamdı. Şemsettin’de iki kez Ortaokullar arası basketbol müsabakaları vardı. Afyon şampiyonu olduktan sonra Türkiye elemelerine bir kez Konya’ya bir kez de İzmir’e gittik. Ben ilk deva şehir dışına ailem hariç takımla gittim. O başka bir keyifti. İnsan kendini daha özgür ve büyümüş gibi hissediyor.

 

Basket oynamaya okulda mı başladınız boyunuz uzun diye sizi takıma mı aldılar?   

Okula başlamamadan basket oynuyorduk zaten. Bizim oyun alanımız zaten Şemsettin ortaokulunun bahçesiydi. Sürekli basketbol oynadığımızdan zaten yatkındım. Ama kurallardan fazla haberdar değildim. Okulda kuralları ile oynamayı öğrendik. Öğretmenlerimizde çok iyi ve ilgiliydiler. İki kez Afyon şampiyonu olup elemelere gittik. Ama gittiğimiz yerlerde büyük şehir okulları bizi perişan edip gönderiyor.

 

 Okulda boylu poslu yakışıklı bir gençsiniz okul aşkınız var mıydı?

Bilmiyorum varmıştır her halde. Şimdi nasıl ta o yılları hatırlayayım.

 

Varmıştır herhalde çok sıkıntılı bir durum. Yok diyemiyorsunuz?

Aradan bunca zaman geçtikten sonra nasıl o zaman okul aşkı var mı yok mu onu hatırlayayım. Vardır belki ama aklımda kalan bir şey yok. Demek ki varsa da akılda kalıcı bir şey yokmuş.

 

Aynı okullara gitmişiz

Tam bir politikacı kıvırması. Peki ilk aklınızda kalan kim?

Eşim. Tek kelimeyle eşim. Eşimle biz aynı sokakta oturmuşuz. Marulcu mahallesinde benden bir yaş küçük ve ben nereye gitmişsem eşim bir yıl sonra benim arkamdan gelmiş. Atatürk, Şemsettin, Afyon Lisesi ve Ege üniversitesi. Ben tıp okurken eşim fen fakültesini okuyordu ve biz bir arkadaşımızın aracılığı ile tanıştık.

 

Aynı mahalle, aynı okullar ve İzmir’de tanıştınız biraz abes bir durum olmuş?

Aynı mahallenin çocuklarıyız ama bir türü tanışmamışız. Eşim beni biraz hatırlıyor ama ben hiç bilmiyorum. Kader böyle bir şey olmalı. İşin daha ilginci Marulcu mahallesinde onların evi ile bizim evin arasında 30 metre mesafe var. Buna rağmen biz hiç karşılaşmamışız ve tanışmıyoruz. 18 yılda insan hiç mi karşılaşmaz. Olmamış. Fen fakültesinde ortak arkadaşımız vardı Afyon’dan gelmiş falan derken ben 3’e geçtiğimde eşim 1. Sınıfa gelmişti. Afyon lisesinden ortak bir arkadaşımız vardı onun sayesinde tanıştık.

 

Nasıl tanıştınız peki aaa burada Afyonlu bir kız varmış demediniz galiba?

Öyle olmadı tabi. Ama ben özellikle tanışmak arkadaş olmak için zorladım. Bir gün muhabbet ederken yaz tatilinde Şemsettin’in orada oturuyoruz. Bir arkadaş söyledi Aynur’da Fen Fakültesini kazandı dedi. Benim o anda kafamda şimşekler çaktı. Sonra İzmir’e gittiğimizde ortak arkadaşımızı buldum. Sizin bölümde Aynur diye Afyonlu bir kız varmış tanıyor musun dedim. Afyonluyuz diye gelip giderken tanıştık. Ve sonunda evlilik olayına kadar gitti iş.

 

Sizi Aynur hanıma aşık eden özelliği neydi. Niye o kadar kız içinden Aynur hanımla evlenmek istediniz?

Hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Şemsettin’in orada otururken karşı kaldırımdan geçerken gördüm. İlk gördüğüm elbette güzelliği. Güzel bir kızdı. Onun dışında hakkında hiç bir şey bilmiyorum ve bu kızda sizin okulu kazandı dediler. Sonrasında diğer özelliklerini öğrendikten sonra işte evleneceğim kız bu dedim. Ben zaten yapı olarak hovardalık yapacak, birileri ile zaman geçirecek birisi hiç olmadım. İşin bir başka yanı da nerede okursak okuyalım sonuçta biz Afyonluyuz. Bizi anlayan ve aile yapımıza uygun bir kızla evlenmeliyim diye düşünüyorum.

 

Bu arada sizden eşinizin hiç haberi yok? 

Yoktu ama artık benim varlığımdan haberdar. Bizim okulla onların okulu bir birine yakın ve yürüme mesafesinde ders aralarını takip etmeye başladım. Okula birlikte gidip gelmeye özen gösteriyorum. Ben kafaya koydum. Benim evleneceğim kızda sadece güzellik yok. Bizi anlamalı, ailemize uymalı, kişilik yapısı olması lazım, kafanın uyuşması lazım, hayata aynı bakman lazım böyle birçok şeyin yan yana gelmesi lazım. Bana göre o kişi Aynur. Bu düşüncelerle teneffüslerde falan tesadüfen karşılaşmış gibi yaparak arkadaşlığımız iyice ilerledi. Okullar Eylül’de başlıyor 3 ay sonra hadi bir yere gidip bir şeyler içelim deme başladık. Ama bu arada ha bire tersleniyoruz. Rahmetli kayınpederim asker emeklisi otoriter ve böyle şeylere asla izin vermeyecek bir adam. Birde Aynur Hanım 3 erkek çocuktan sonra uzun bir süre ara verilmiş ve o aradan sonra kız oluyor. Baba artı 3 abi var peşimizde.

 

Folklor hocasından sıra dayağı yedik

Ben çok yaranmaz bir öğrenci değildim ama sonuçta çocuğuz. Bir gün nasıl sopa yediğimiz aklıma geldi. Bir tane resim öğretmenimiz var Karadenizli. Okulun bir folklor ekibi oluşturuldu bizde gitmeye başladık. Adam Karadenizli olunca horon öğretiyor. Turnuvaya yakın bir antrenman yapıyoruz. Siz buradan çalışın ben birazdan geliyorum dedi. Biz çalışırken hoca başka bir sınıfın resim dersine girmeye gitmiş. Bizde hoca nasılsa yok diye folklor çalışmıyoruz. Ama hoca bizi pencereden takip ediyormuş. Bir süre sonra geldi ne yaptınız çocuklar dedi. Çalıştık hocam dedik. Geçin bakalım dedi ve bizim hepimizi bir güzel sıra dayağından geçirdi. Bizim gibi kaytarmayıp çalışanlar hariç hepimiz öyle bir dayak yedik ki anlatamam. O günden sonra bir daha folklor oynamadım.

 

Sanayi esnafının halinden en iyi ben anlarım

Sanayi esnafının halinden iyi anlarım. Kendi dükkanımızın dışında babamın bir arkadaşının yanında bir yaz çalıştım. Başka birinin yanında çalışmanın ne olduğunu da anladım. Hatta babam abim için dükkan açtı. Onun askerlik zamanıydı ve benimde üniversiteyi kazandığım yıldı. Babam diğer abimle birlikte çalıştığı için askere giden abimin dükkanı bana kaldı. Uzun bir süre tek başıma ben işlettim. Esnaflıktan anladığım yok. Çok kandırıldım, dolandırıldım ama işi öğrenmeme neden oldu. Orada hayatı daha iyi öğreniyorsun. Tek başınasın, sana bir sorumluluk verilmiş ve üstesinden kalkmak zorundasın. Kazık yedikten sonra işi ve hayatı daha iyi ve sağlam öğrenmek zorunda kalıyorsun.

 

Hayatımın en heyecanlı anı köpekten kaçmaktı

Gazlıgöl’ü geçtikten sonra Kunduzlu diye bir köy var. Yine orada patoz tamirine gittik. İşler bitti. Evleri de hemen tamir yaptığımız yerin yanında. Evden önce bir samanlık var. Samanlığın üzerinde bir köpek oturuyor. Öyle uysal bir şekilde yatıyor. Bende ona güvenerek eve doğru gittim. Evin bahçesinden içeri girdiğim an arkamdan bir bağrışma kaç diye. Ben bilmiyorum köpek bahçeye girdikten sonra saldırırmış. O bizim uysal köpek bana bir saldırdı ama nasıl kaçıyorum anlatamam. Ayaklarım sırtıma değecek şekilde. Çoban köpeği dev gibi bir şey. Kendimi evden içeri atıp kapıyı kapatmam bir oldu. Birkaç saniye daha geç kalsam köpek beni ısıracak. Ne korkmuştum o zaman. Bak bunu ben hiç hatırlamamıştım daha önce. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ