logo

Bu insanlar ne kuyruğunda?

ömer mazimer 

Bizim millet kuyruklardan çektiğini hiç bir şeyden çekmedi.

Tarih boyunca Türk halkı kuyruklara girdi.

Bir zamanlar gaz kuyruğu vardı.

Yeni kuşak bilmez evlerde elektrik yoktu.

Analar gaz lambası eşiğinde yemek pişirirdi.

Çocuklar gaz lambası ışığında ders çalışırdı.

Kolu komşu gaz lambasının ışıttığı odada sohbet ederlerdi.

Pilli bir radyodan başka bir eğlenceleri yok.

Vay anasını ne günlerdi çocukluğumda yaşadığım köyüme gittim.

Kaçınızın gaz lambası altın anıları canlandı.

 

Sonra başka kuyruklar da vardı, yağ kuyruğu, tüp kuyruğu, hatta ekmek kuyruğu olurdu.

Bazı Kemal Sunal filmlerinde var o anılar.

Evlere su şebekesi olmadığı için köy, ya da sokak çeşmesinde kadınlar toplanır dedi kodu yaparlardı su kuyruğunda.

Gençler gönlünü kaptırdıkları kızları ilk çeşme başında görür.

Orada bir birine işaretleşerek aşık olurlardı.

 

Neyse geçti o günler.

Eskiden maaşlar bankaya yatmazdı.

Herkes çalıştığı iş yerinin veznesinde kuyruklara girerdi.

İmzasını atar maaşlar eline sayılırdı.

Günün bütün yorgunluğu geçi verirdi.

Maaşı alanları çarşıda esnaf bekler.

Bir ay boyunca veresiye defterine yazılanların ödeme zamanı gelmiştir.

Kasap, bakkal, manav maşını alan çalışanları bekler.

Şimdi anasını sattığım süper marketler çıktı.

Çocuğu gönderip, “Süper marketçi abi, babamın selamsı var bize 5 tane ekmek yazacakmışsın” diyemiyoruz.

Hepsi peşin satan oldu.

 

Elektrik parası ödeyeceksiniz kuyruk.

Su parası ödeyeceksiniz kuyruk.

Para çekeceksiniz kuyruk.

Para yatıracaksınız kuyruk.

Biz zamanlar gazeteler buzdolabı, televizyon veriyordu.

Sormayın gitsin onun için bile kuyruk olunuyordu.

 

Neyse konu neydi unuttum geçmişe bir yolculuk yaparken.

Önceki hafta bir mail aldım ve sizlerle paylaşmıştım.

İnsanlar her şeyin başkenti olan Afyon’da sabahları işe gidemediklerini anlatmışlardı.

Çocuklar okullarına gidemiyor.

Neden?

Çünkü sabahın 07.30’unda araç yok.

Bende yazdım.

Sonra bu mağduriyeti daha iyi anlata bilmek için sabahın köründe, soğuktan bacakları titreye titreye dolmuş beklediklerinin fotoğrafını çekmişler ve bana gönderdiler.

Malum şehri yönetenlere ulaşmak pek mümkün değil.

Var sayalım ulaştınız kim sizi dinleyecek.

Hadi dinledi diyelim çözüm var mı?

Yok anam babam yok.

Bu şehirde derdinize çare olacak, sorunuzu çözecek bir Allahın kulu yok.

Oysa bu şehir Termalin başkenti, gıdanın başkenti, sucuğun başkenti, mermerin başkenti.

Hay ben böyle başkentliğin içine tövbe tövbe.

 

Bu şehrin il trafik komisyonu var.

Bu şehrin belediye trafik komisyonu var.

Bu şehrin belediye başkanı var.

Bu şehrin valisi var.

Hepsi de lafa geldi mi mangalda kül bırakmazlar.

Biz halkın hizmetkârıyız.

Biz sizin için varız.

Halka hizmet hakka hizmet derler.

Derler ama bu dediklerini hiç yapmazlar.

 

Allah aşkına yönettiğiniz şehrin insanlarının işe zamanında gitmesini sağlamak sizin işiniz değil mi?

Çocukların zamanında okula yetişmesini sağlamak sizin göreviniz değil mi?

Sizin verdiğiniz izinlerle çalışan dolmuş, minibüs ve otobüsler işlerini doğru dürüst yapıp yapmadıklarını denetleyen var mı?

Her kesin altında özel arabaları yok.

Sizlerin gibi devletin hizmet aracı diye verdiği araçları makam aracı yapıp birde başına şoför koyacak yetkileri yok.

Ama bu insanlar yinede sizin maaşlarınızı almanıza sağlayan, kullandığınız makam arabalarının benzin paralarını ödemek için vergi adı altında kesilen dar gelirli insanlar.

Ama siz bu insanların ulaşım hakkını sağlayamıyorsunuz.

Bir gün olsun kışın başladığı şu günlerde sabahın 07.30’unda çıkında yarım saat dolmuş bekleyin de ben sizi göreyim.

Bakalım donmadık yeriniz kalacak mı?

O zaman bu insanların ne çektiğini anlarsınız ve yapmanız gereken işi daha çabuk yaparsınız.

Adam ne demiş, “Bana eşekten düşeni getirin

Ben bu insanların sabahın ayazında neler çektiğini biliyorum.

Bu insanlar sadece işlerine zamanında yetişmek istiyor.

Her sabah işe geç geliyorsun diye işten atılmak ve amirlerinden fırça yemek istemiyorlar.

Çocuklar derslerine zamanında yetişip arkadaşlarından geri kalmak istemiyor.

Zaten memleketin eğitiminin durumu belli.

 

Neyse konuyu bana anlatan Yücel Eryılmaz’a teşekkür ediyorum.

Umarım sorunları giderilir.

Sanmıyorum ya neyse.

 

“Sayın Ömer mazi ulaşım sorunu hususun da göstermiş olduğunuz  ilgiye teşekkür ederiz.

Bu fotoğraflar sadece bir duraktaki yoğunluğu gösteriyor.

Özellikle hafta içi 07:30 ile 09:00 arası 2 saat boyunca Ataköy kavşağında, Üçüzler sitesi önünde, Cezaevi kavşağında ve bunu gibi bir çok duraklarda yüzlerce insanin toplu taşıma araçlarını beklediklerinden dolayı işlerine, okullarına ve hastanelere yetişememekte olup sıkıntımız hat safhadadır.

Araştırmalarım neticesinde 70 adet civarı toplu taşıma araçlarının keyfi olarak günlük sırayla ise çıkmadıklarını yani çalışmadıklarını öğrendim.

Bu taşımacıların yani Turex ve şehir içi minibüsçülerin halkı mağdur etmeye ne hakları var?

Kamuoyuna ve yetkililer nezdinde duyurduğunuz için tekrardan teşekkür ederiz.

Yücel Eryılmaz.”

 

Ben gazetecilik görevimi yaparak sorunu ilgili yerlere iletiyorum.

Bundan umarım faydamız olur ve bu insanların saatlerce sabahın ayazında kalmazlar.

 

Çivi çaktım hizmet geldi.

İGM Başkanı Salih Sel’in basın toplantısı vardı.

Salih Başkan bir koltukta birkaç karpuz taşıyanlardan.

Başkan her zaman olduğu gibi gülümseyen yüzü ile karşıladı.

Ama basın toplantısın ilerleyen dakikalarda yüzü asılmaya başladı.

Birkaç ay önce İGM Toplantısında Başmakçı Meclis Üyesi Doğan Kısa bir tahtaya çivi çakarak meclise gelmişti.

Elindeki çivili tahtayı gösterip Başmakçı’ya İGM’nin bir çivi çakmışlığı yok dedi.

İşte ondan sonra kızılca kıyamet koptu.

Karşılıklı atışmalar, açıklamalar basında yer aldı.

Aradan üç ay geçtikten sonra yine bir haber çıktı.

 

Bizim çivici meclis üyesi bir çalışmanın önünde fotoğraf çektirmiş ve “Çivi çaktım hizmet geldi” diye haber yaptırmış.

Elbette Salih Başkan bu olaya çok bozulmuş.

Basın toplantısında Başmakçı’ya yapılan çalışmaların çivi çakma ile alakası yok.

Orada yapılan çalışmalar 2012 kasım ayında alınan kararla yapıldı.

Bunu bile bile bir insan nasıl yalan söyler anlamış değilim.

Bu vicdansızlık diye konuştu.

 

Başkan Sel’in başka bir konusu malum Afjet Afyonspor Başkanlığı görevi var.

Başkan 12-1’lik skordan sonra keyfi yerinde.

Ben zamanında çok top oynamış adamım.

Uzun yıllar futbol sahası yakınlarından geçmedim.

Bu yeni oluşumda sen bu işin başında ol dediler.

Ben de çok fazla istememekle birlikte bu işe evet dedim.

 

Madem bu işe başladık.

O zaman laf olsun diye bu görevde olmam bana yakışmaz.

Biz çok büyük hedefler koyduk.

Her yıl şampiyon olarak 2019’da süper lig’de oynamak istiyoruz.

Ama kendimize 4 defa yol kazası hakkı da tanıdık.

Bu durumda Süper Lig hedefi 2019 ile 2023 arasında bir yer olacak.

Ama 2023’e kadar mutlaka orada oynamak istiyoruz.

Afyon’un Rize’den, Manisa Akhisar’dan neyimiz eksik.

Eksik bir yanımız olmadığı gibi birçok artılarımız var.

Biz her yıl bir üst lig’e çıkarken arkamızda çok güçlü bir alt yapı yaparak büyüyeceğiz.

Her şey planlandı ve geleceğe emin adımlarla yürüyoruz.

Şu anda birçok 3’lig ve 2.lig’de bulunan takımların elinde olmayan imkanlara sahibiz.

Bir yandan spora yatırım yaparken bir yandan alt yapı çalışmalarını iyi kuracağız, aynı zamanda tesisleşmeye önem vereceğiz.

Daha sonraki hedefimiz ise Afjet Afyonspor’u kendi ayakları üzerinde duran bir takım haline getirecek gelire sahip bir yapıya kavuşturacağız.

İddia gibi diğer gelirlerle iyi yönetilen bir takımın başarısız olması imkansız diye konuştu.

 

Evet Başkan Salih Sel’e güven biri olarak ben şimdiden 2020’de oynanacak olan Afjet Afyonspor Fenerbahçe maçına bilet ayırttım.

Hadi Salih başkanım kim tutar seni 2025’de takımı UEFA Avrupa lig’in de oynat bizi.

ODAK GAZETESİ

odak gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ