logo

01 Kasım 2013

Beyaz’la Afyon’da neden kavga etti?

mustafa sarıdere (2)

İşadamı Mustafa Sarıdere ODAK Pazar Kahvaltıları’nda ilgin bir anısını paylaştı. Ünlü sanatçı ve şovmen Beyaz’la ne için kavga etmek zorunda kaldığını Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer mazi ile paylaştı.

 

Okul yıllarında tutuk olduğunuz söylüyorsunuz hala böyle bir durum var mı? Genel de insanlar zaman içinde biraz değişse de o tutukluk devam eder?

M. Sarıdere, Hayır bende hala bir kalıntısı vat. Bu olay işadamı olmakla, büyümekle alakalı bir olay değil. Basketbol oynamam ve sonrasında ticaret hayatım benim biraz kabuğumu kırmamı sağladı. Ancak ben hala bir kızla, bir bayanla konuşurken gözlerine bakarak konuşamam. Bir bayanın gözlerine asla bakmadım asla bakamam.

 

Askerliğinizi nerede yaptınız?

M. Sarıdere, Okul bittikten sonra ben bir an evvel askere gidip gelmek istiyorum ve dilekçe verdim. 6 ay kadar erken gitmeme neden oldu. Buradaki düşüncem ne kadar çok aradan askerlik olayını çıkartırsam hayatıma o kadar erken başlayacağımı düşündüğümden. Bunlardan biri işimizin başına daha ciddi bir şekilde geçmek bir diğeri ise evlilikti. Bu nedenle askerlik tüm bunların önünde bir engeldi. Devletime olan vatan borcunu tamamlamak için 69’a 2 tertip olarak askere gittim. İstanbul’a çıktı acemi birliği. Bizi acemi birliğinde seçerek Mertis’e gönderdiler. Usta birliğimi Metris’te yaptım. Çok güzel askerlik anılarım oldu. Çok rahattım. Biz acemi birliğinden 15 kişi orada kaldık. Bize dediler ki sizi yazıcı yapabiliri lise mezunusunuz daktilo öğrenin dediler. Ama ben hiç daktilo bilmiyorum dağıtım iznine geldiğimde 10 günde iki parmak daktilo öğrendim ve o iki parmak daktilo ile biz askerliği bitirdik.

 

Askerde Afyon’dan arkadaşlarınız var mıydı, nasıl bir askerlik yaptınız? 

M. Sarıdere, Çok iyi bir askerlik yaptım Bölük komutanım beni çok severdi. Asker arkadaşlarım Cumhuriyet sucuktan Mehmet Kocaşaban bir üst tertibimdi, Yusuf Başpınar aynı tertibimdi. Mehmet Albay bir sonraki çömezimdi. Afyon’dan 10 kişi kadar vardık ama ben Mehmet ve Yusuf taburun elhamdülillah Afyonlularıydık.

 

Mustafa, Mehmet ve Yusuf

Şimdi böyle sıkı bir üçlü İstanbul’un altını üstüne getirmiştir?

M. Sarıdere, Yok biz öyle şeyler yapmadık zaten üçümüzde o tarz bir adam değiliz. Belki aramızdan birinin öyle bir dünyası olsa bizde belki ona uyardık ama bizim üçümüzde öyle İstanbul’u altı üst edecek biri yoktu. Mehmet Kocaşaban karargah ve mutfak çavuşuydu. O paso gece yemekhanede yemek yaptırır bir iki arkadaşıyla rahat ederdi. Yusuf Başpınar karargah yazıcısıydı. Ana bilgisayar Yusuf’taydı bende bölüğün hem postası hem yazıcısıydım. Çok iyi bir forsumuz vardı. Üçümüzde bir birimize destek olup çok şükür sorunsuz bir şekilde bitirip geldik.

 

Askerlik anısı dışında bir İstanbul anısı yok galiba?    

M. Sarıdere, Ben İstanbul’u daha önceden biliyorum. Askerlik öncesi işimiz gereği sık sık İstanbul’a gider gelirdim. Askerde posta olmamın nedeni işim ve İstanbul’u bilmem. Bölük komutanımın her türlü ihtiyacını ben görürdüm. Farklı ve beni seven biriydi. Tabur da forsu da olan biriydi. Bana seslenirken Muuusstaffffaaaa diye faklı bir şekilde seslenirdi. Çok gür bir sesi vardı koridor inlerdi. Beni sevdiği için bana hiç kimse bir şey yapamazdı. Fotoğraf çekme hobisi vardı. Dia fotoğraf çekerdi. Bende onun slayt çerçevelerini arar bulur ve fotoğrafları birlikte çerçevelere yerleştirirdik. Güzel anılarla askeri bitirip geldim.

 

Askerlik bitti ve yeniden Afyon’a döndünüz. Ne kadar dinlendikten sonra işe başladınız?

M. Sarıdere, Ne dinlenmesi? Pazartesi sabah saat 07.00’da Afyon’a intikal ettim, bir saat sonra saat 08.00’da dükkânımı açtım. Ben 18 ay zaten ayrı kalmışım bir de dinlenecek miyim. Askere giderken dükkanın anahtarlarını babama vermiştim. Oda bir poşetin içine koymuş ve aynı anahtarları bana verdi. Babam bana dükkanı aç demedi. Ben zaten özlemişim. Askerden sonra babam ben eniştem üçümüz Tuzpazarı caddesindeki bulunan dükkanımızda çalıştık. 3 ay sonra babam bana ne yapacaksın dedi. Ticaretimizi yapacağız baba dedim. O zaman babam git Saraçlar çarşısındaki dükkanı aç dedi. O zaman Saraçlar çarşısında bulunan dükkan kapalı. Yangın olduğu gün biz o dükkanı 1984 yılında açacaktık. Yangın olduğu için açamadan o dükkan kapalı kaldı. 1984’den 1991 yılına kadar kapalı kaldı. Her şeyi hazırdı. Bakın şimdi konuştukça bende bazı şeyleri hatırlamaya başladım. Rafları, kepengi yapılmıştı. Peki oğlum o dükkanı aç dedi. Bende tamam olur baba dedim. Ama Saraçlar çarşısı Tuzpararı caddesine göre biraz ikinci sınıf bir cadde gibiydi.

 

Buradan aslında babanız sizin işinizi 1984 yılında zaten planlamış ve zamanının gelmesini bekliyormuş galiba?   

M. Sarıdere, Sanırım öyle. Bunu babam bana hiçbir zaman söylemedi ama yangın olmadan bunu zaten planladığını gösteriyor. Şimdi ben oğlumla konuşurken “ Oğlum doktor olma diyorum, avukat’ta olma” diyorum. Nedeni de bireysel bir iş yapmaktansa takım oyunu olan bir iş seç diyorum.

Yıllar sonra babam bana, “Oğlum ben sana okuma demedim ki” dedi. Böyle bir konuşma esnasında. Bende babama, “Ama baba oku da demedin” dedim. Ama bugün biz çocuklarımızın okuması için eksik olan derslerine takviye olarak ek ders aldırıyoruz. Daha iyi bir okul ve eğitim hayatı olsun diye. O zaman babama sorarlarmış çocuklar hangi okula gidiyor diye. Babam bizim hangi okula hangi sınıfa gittiğimiz bilmezmiş. Adamın tek derdi ailesini geçindirmek. Bizlere bakabilmek.

 

7 yıl kapalı kalan dükkanı açtım

Gelelim evlilik olayına nasıl evlendiniz?  

M. Sarıdere, Askerden geldikten sonra Saraçlar caddesinde ki dükkanı açtım. Yine gıda üzerine. Bu arada o dükkan 7 yıl kadar kapalı kaldı. Aslında kiraya versek belli bir gelir olurdu ama babamın kiraya verme ve kiracı olmak gibi şeyleri sevmezdi. Bu konuda çok hoş olmayan anıları var. Mis ekmeğin karşısında bulunan dükkanlar 20 sene boş kaldı. Çok da isteyen oldu. Kiracılarla iyi niyet çerçevesinde işe başladık ama hiç birinden konuştuğumuz kirayı alamadık, kapısı çerçevesi bozulmuş, elektrik suyu bize kalmıştır. Bir de bizim aile olarak kira gelirleri üzerinden ticaret yapan bir aile hiç olmadık. Bu bize göre bir durum değil.

 

Ama şu anda şehrin birçok iş adamı kira zengini, adamların tek geliri kira paraları? 

M. Sarıdere, Evet doğru. Ama bir gün Mustafa Sarıdere ile bir röportaj yaptık ve o zaman o söylemişti dersiniz. Bundan 10 yıl sonra kira rantı diye bir şey kalmayacak. Ben hem kiracıyız, hem mülk sahibiyim, hem de kiraya verdiğim yerler var. Ben olayın üç boyutunda da var olan biriyim.

 

Evlilik hikayesine bir türlü başlayamadık. Yeniden oraya dönsek. Tam 4 kez konu evlilikten başladı başka yerlere gitti?

M. Sarıdere, Peki dönelim. Saraçlar çarşısındaki dükkanı açtık ve ben daha çok yakın komşularımla çalışıyorum. Yarı toptancılık şeklinde çalışıyorum. Bizde olmayanı ben komşulardan alıyorum, onlarda olmayanı ben onlara veriyorum. Bu arada 1991’den 1994’e kadar evlenmekte istiyorum ama bir türlü kısmet olmuyor. Eşim liseyi yeni bitirmiş. Eğer ben ilk evlenmeyi düşündüğüm eşimi istemeye çalışsaydım 14 yaşında oluyordu. Rabbim bizi bir birimiz için bekletmiş.

Benim evlenmeme sebep Mustafa Sevimli ağabeydir. Komutanlıktan emekli oldu geldi gazete satıyor ve sürekli görüşürüz. Kayın pederim bu çocuğu tanısa tanısa Mustafa tanır demiş. Kayın pederim gidip ona soruyor. Bunlardan benim haberim yok. Mustafa abide aynen şu lafı etmiş, ‘Benim kızım olsa kendi elimle teslim ederim’ demiş. Bunun üzerine kayın pederim hiç bir şey dememiş ve kısmet böyleymiş 1995’in Mayıs ayında evlendik. Tatlısıyla acısıyla bir ömrü paylaştık eşimle.

 

Afyon’dan romantik adam çıkmaz

Romantik bir adamsınız? 

M. Sarıdere, Ya öyle romantik olduğumuz söyleyemem. Belki de bizim topraklardan kaynaklanan, bizden önce romantik biri olmadığı için romantik nasıl olunur bilmeden büyüdük. Bu öyle bu yaştan sonra öğrenilecek bir olayda değil o zaman yapmacık olur. Ama eşime hediye alırım, zaman zaman bir yerlere gideriz.

 

Ya arkadaş ben bu güne kadar bir tane Afyon’dan romantik bir adamım diyenine rastlamadım ki?

M. Sarıdere, Belki vardır ben romantik biriyim diye kendini ilan etmek istemiyordur. O yine eşine karşı romantik olmaya çalışıyordur. Birde bizim kuşak ve öncesinde öyle romantik olmak gibi şeyler yoktu. Kimsede bilmezdi zaten. Romantik olayı 90’lı yıllardan sonraki gençlik için geçerli bir durum olsa gerek.

 

Oruçoğlu otelde Beyazıt Öztürk’ün Beyaz show gösterisine eşinizle katılmışsınız ve Beyaz’la bir söz düellosuna girmişsiniz. Nedir bu olay?

M. Sarıdere, O zaman bir iki yıllık bir evliliğimiz vardı. Bende eşimle bir yerlere gitmek onunla güzel anlar paylaşmak istiyorum. Aslında Beyaz Oruçoğlu’ndan önce Özer’lerin oteline geldi. Ben oradaki programa da gittim. Çıktı adam program boyunca Türk erkekleri hakkında ileri geri laflar ediyor. Biz muhafazakar bir aileyiz. Eşimin ailesi bize göre biraz daha modern bir aile. Şimdi Sarıdere gibi bir aile modern bir aileden kız alıyor. Bunu da görücü usulüyle yapıyor. O zaman bu olay çok ses getirdi. İşi yapmak isteyenden çok bozmak isteyenler var. Kısmetmiş biz evlendik. Biz evlendik işimiz ağır, o bir memur kızı akşam olmuş babayı evde bulmuş bizim ne zaman geldiğimiz belli değil. Yeni de evliyiz gezmek ve gezdirmek istiyorum.

Özerlerde Afyon erkeği ve Türk erkeği hakkında ileri geri laflar ediyor. Aradan 6 ay kadar sonra Oruçoğlu’na geliyor. Bir arkadaşım Beyaz geliyormuş bilet aldım sana da aldım dedi. Ben de gittim demedim. Belki bu sefer başka bir şeyler söyler diye gittik.

Adam yine aynı Afyon erkeği ve Türk erkeği üzerine belden aşağı şeyler anlatmaya başladı. Bende dayanamadım ve müdahale ettim. Bizim bazı erkekler buna gülüyor. Ben duramadım ve ‘Ya sen bu Türk erkeğinden ne istiyorsun. 6 ay öncede aynı şeyleri anlattın senin başka bildiğin bir şey yok mu’ dedim. O oldu gece boyunca benim üzerime geldi. Yılmaz amca bu abi beni dövecek, beni bundan koru” diye bana sataştı durdu. Sonra bu olay televizyonlara yansıdı. Eşim sürekli ya yapma sus diyor ama ben başladım bir kere. Bazen keşke böyle bir şey yapmasaydım diyorum.

 

Afyon’da gidilecek iki yer vardı

Afyon’da eşinizi aileniz alıp akşam bir yemeğe gideceğiniz yer yoktu. Özellikle benim evlendiğim zamanlarda. Genciz yeni evlenmişiz insan gezmek istiyor. Ama gideceğiniz bir yer yok. Düşünün koskoca Afyon’da eşinizi alıp yemeğe gideceğiniz bir restoran yok. Ondan sonra Afyon’da romantik adam yok diyorsun. Yok ki arkadaş. Ailenizi alıp gideceğiniz yer neresi vardı biliyor musunuz? Varan tesisi ve Pamukkale tesisinin üzeri var. Oraya da bazen gidiyoruz ama hep aynı yere gitmek de inansı sıkıyor. O nedenle gezecek, eğlenecek bir yere yemeğe gideceğiniz bir yer yok. Afyon’un sosyal alanları sıkıntılı. Bu nedenle Afyon’dan romantik adam çıkmaması gayet doğal. Şimdi ki insanlar çok şanslı. O kadar çok gidilecek, gezilecek yemek yenecek var ki anlatamam.

 

Eşimin ailesi memur

Görücü usulüyle evlendik. Eşimin ailesi çok kültürlü ve bize göre modern bir aile. Normal standartlarda bir izdivaç oldu. Allah trazı olsun kayınvalidem ve kayınpederimden bize hiçbir sıkıntı yaşatmadılar. Kayınvalidem Turunç’lardan, kayınpederim İnşaat Mühendisi Ülkü bey kendisi kitap kurdu çık fazla kitap oynayan bir adam. Zaman zaman köşe yazarlığı yapar. Cumhuriyet tarihi üzerine araştırmalar yapar. Eşimin adı Seda, iki tane çocuğumuz var biri 17 yaşında babamın adı Şükrü, diğeri de kayınpederimin adı Talha Ülkü. Çok şükür Şükrü şu anda İstanbul Fatih Kolejinde lise 2. sınıfta okuyor. Ülkü’de burada Osman Bey kolejinde okuyor. Çocuklarımı hizmetin okulların verdim. 

Her aileden bir prensi olurdu

Ben ailemin prensi olamadım. Gerçi bunlar imkanlarla alakalı bir durum. Geçmişte özellikle 1950’li yıllardan itibaren üç dört çocuklu her ailenin bir çocuğu ailenin prensi olarak okutulurdu. Afyon’da böyle aileler ve çocukları vardır. Babalar bir tanesi yanımda kalsın bana yardımcı olsun, diğeri gitsin okusun. Burada kazanılan paralar onlara yetiştirilirdi. Ve o okumaya gidenlerin birçoğu da Afyon’a geri dönmemiştir. Bizim gibi ailelerin öyle bir lüksü yoktu. Bizim öyle dipten dededen gelen bir gelirimiz yoktu. Babamın ve annemin zengin bir ailesi yoktu. Biz Yeni Caminin yanında kıt kanat geçinen bir aileydik. Onun için hiçbir zaman prens olmadık. Orta falan da değil alt seviye sayılacak bir aileyiz. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ