logo

Ben Gazeteciyim

ömer mazi

İşim gazete, televizyon, radyo, ajans, internet sitelerinden sizlere haber ulaştırmak.

Sizin adınıza gördüklerimi, yaşadıklarımı ve tanık olduklarımı bazen fotoğraf makinesi ile resimleyerek, bazen kamerayla çekerek sizlere ulaştırmaktır benim işim.

Birkaç dakikada okuduğunuz haberleri ya da izlediğiniz bir haber için gazetecilerin ne kadar emek sarf ettiklerini ben bilirim.

 

Kaç meslektaşım size haber ulaştırmak için hayatını kaybetti.

Ama haber kutsaldır.

Haber yolunda yaralansak da, hayatımızı kaybetsek de gazete çıkmak, haber dönmek zorunda.

 

Bazen bir felaketin içinde buluruz kendimizi, yıkılmış yüzlerce ev enkazının arasında insanlar yakınlarının acısına ağlarken, ben işimi yapmak zorundayım.

Orada yaşanan acının en can alıcı resimlerini çekmek için basarım fotoğraf makinemin deklanşörüne.

 

Yıkıntılar arasında bir babanın feryadı yükselir çekilen resimlerde.

İnsanız sonunda, acımız mı bizimde yüreğimiz en azından o baba kadar.

Acır elbet ama ben gazeteciyim.

Acımı içime gömüp bir daha basarım deklanşöre içimden isyan ederek.

 

Telsizden anons geçer, kaza olmuştur bir yerlerde.

Yine yollara düşeriz.

Ulaşırız olay yerine.

Paramparça olmuş araçlar, içindekiler savrulmuş dört bir yana.

Kimi anne, kimi baba, kimi daha bir yaşında.

Nasıl dayanır buna yürek söyler misiniz?.

 

Ben dayanıyorum.

Kalbimden isyan etmek geliyor, bazen gözlerimden yaş akıyor ama yine basıyorum deklanşöre o kazanın ibret veren en çarpıcı karelerini çekmek için.

Siz hiç tanımadığınız sadece yarım saat önce hayatını kaybetmiş bir insanın ceset torbasına koydunuz mu? Ben koydum.

Bilir misiniz daha soğumamış ölümün sıcaklığının insana ne duygular yaşattığını.

Ben gazeteciyim çok ceset taşıdım asfalta yapışmış, kaybolup giden insanlar.

 

Yoktur aslında dostumuz.

Dost görünenlerimiz çoktur etrafımızda.

Kimseyi memnun edemeyiz bir türlü, yapılan her haber dokunur birinin yarasına.

Tehdit, küfür, dayak, mahkeme.

Bitmez gazetecinin çilesi.

 

Okul alanı olmuş yeşil alan, sonra turizm alanı, arkasından satılmış 5 yıldızlı bir otele, nasıl yazmazsın bunu bilerek.

Yazarsan vatan hainisin, şehrin yatırımını engelleyen adam, daha dün dost gibi görünenler bugün karşına geçip savaş açıyor sana.

Ya orada yapılacak olan okulda eğitim görecek çocukların hakkı, kim savunacak onları diyecek oluyorsun, sanan ne başka haber mi yok.

Ben gazeteciyim göz göre göre talana sesiz kalamam.

Kalsa da başkası.

 

Biz bir aynayız aslıda.

Yaşanan olayları siz gazete okurlarına, televizyon izleyenlerine yansıtıyoruz gördüklerimizi.

Sizi evinizdeki koltuğunuzdan, olayların tam ortasına götürüyoruz.

Bazen bir savaşın, bazen bir depremin bazen bir maçın, bazen bir eğlencenin.

Sizin yerinize size yansıtmak için.

Ayna tutuyoruz ulaştığımız yerlere.

 

Zordur habercilik, zordur gazetecilik.

Siz uyurken yataklarınızda, biz eksi 20 derecede haber peşinde bacaklarımız titrer, ama zoruna gitmez kimsenin.

Çünkü biz gazeteciyiz ulaşmalı bu haber okuyucuya.

Kutsaldır gazetecilik, Dağ başında nöbet tutan Mehmetçik kadar.

 

Ne gariptir şu gazetecilik.

Bazen dağ başında bir çobana misafir olur, ortak oluruz soğan ekmeğine, bazen valilerle dolaşırız makam otosunda.

Bazen binmişiz bir otobüse Genel Başkan, Başbakan’la seçim gezilerine katılırız.

Herkesin televizyonda gazetede gördükleri ulaşılmaz sanılan kişilerle yan yana, aynı masada, birlikteyiz.

Ben gazeteciyim yok ki bunun bir sınırı.

 

Yeter ki sen iyi yap işini.

İşin getirir seni en ulaşılmaz yerlere.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü tüm meslektaşlarıma ve bizi okuyanlara kutlu olsun.  ODAK Gazetesi 

Share
#

SENDE YORUM YAZ