logo

Başkasının parasıyla seçime girmem

mevlüt çınar odak (3)

Adaylığının açıklanmasından sonra etrafında başkanım ne gerekiyorsa sen hiç merak etme diyenlerin olduğunu belirten Çay AK Parti Belediye Başkan adayı Mevlüt Çınar, “Başkasının parasıyla asla seçime girmem. Girip de boynuma yular taktırmam” dedi.

Seçim bütçesi yaptınız mı? memur bir adamın bütçesi ne kadar olabilir?

Bu işler çok başkaymış. Ben kendime göre bir bütçe ayırdım. Ama onun çok üstünde bir rakam gerekiyormuş. Benim adaylığım ilan edildikten sonra insanların beklentilerinin farklı olduğunu görmeye başladım. Düne kadar bana hiç şans vermeyenler şimdi etrafımda aman hocam şunu yapmadan olmaz, bunu yapmadan olmaz demeye başladılar. Sen parayı pulu merak etme diyorlar. İnsan zorlanıyor. Ben bu güne kadar kimseyi aldatmadım aldatıcı sözde vermem. Ben öğrencisi velisiyle zaten 15 binden fala insana hizmet veriyordum. Birine bir iş olmayacaksa direk olmayacağını söylerim. Bana göre bir insanı beklenti içine sokup aldatmaktansa baştan olmayacağını söylemek daha hayırlı. Birisi bana kırılacaksa da böyle kırılsın.

 

Seçim çalışmanıza sponsor mu olmak istiyorlar, bağış mı yapmak isteyenler var? 

Şimdi ben kendime göre bir bütçe ayırdım. Ama onunla olunmayacağını söylediler. Falan falan işleri de yapmam için daha fazlasına gerek var. Sen para meselesini dert etme diyorlar. Ne kadar lazımsa vermeye hazırlar. Ben hiçbir şey yapmam. Kendime de ip taktırmam bugün bana maddi manevi ne gerekiyorsa yapmaya hazırız diyenler yarın ben belediye başkanı olduğumda verdikleri üç kuruşu misli misli Çay Belediyesinden çıkartmak için benim boynuma ip takacak kişiler. Bunlar benim gerçek dostlarım olamaz.

 

Bu dediğiniz gerçekten yapıyorsanız heykeli dikilecek bir adamsınız. Siyaset o kadar çirkinleşti ki kimin eli kimin cebinde belli değil?

Bolvadin Belediye Başkanı rahmetli Mehmet Koçum’u ben çok severdim. Çok değerli bir abimizdi. Mehmet beyin oğlu benim arkadaşımın kızıyla evli. O siyaset hayatına girdiğinde bir araya geldiğimizde, “Abi ne yap et kendine yular taktırmada ne yaparsan yap” dedim. Belediye başkanı seçildikten bir süre sonra bir vesile ile dost ortamında bir araya geldik. Seçim öncesi ile sonrası arasında çok büyük fark vardı. Çok yıprandığı her halinden belliydi. Rahmetli, “Mevlüt hocam bu işler çok zormuş. Seçim öncesi yanımızda olanlar, alkış tutanlar, başkanım parayı merak etme diyenler şimdi ben doğruyu yapmaya çalıştıkça onlar beni yanlışa doğru itiyorlar. Burada bu var düzet, burada şunu yap diyorlar” demişti.

 

Mehmet Kocum’un durumuna düşmem

Bolvadin belediye Başkanı Mehmet Koçum’un bu yüzden mi hayatını kaybettiğini söylüyorsunuz?

Vicdan boyutu ile görev boyutu çok farklıdır. Bana göre bu baskılara gönlü razı gelmediği için adam göçtü gitti. Bende Mehmet Koçum’un başına gelenlerin benim başıma gelmemesi için kimseden tek kuruş seçim yardımı ve desteği almadan, başkalarına göre çapsız bir seçimde yapsam bildiğim yoldan sapmayacağım. Allah bana bu görevi nasip edecekse para saçmadan da yapar. O zaman bende kimseye boyun eğmek zorunda kalmam. İlkelerimizden taviz vermeden, dürüstlüğümüzden taviz vermeden gelelim. Gelmeyeceksek de takla atarak, kandırarak, yuvarlanarak, kendimizi kaybeder, yıkılarak hiç gelmeyelim. Nasıl gelmişsek öyle devam etmek nasip olsun.

 

Siyasette bir yerlerden icazet almadan, paran yoksa bir yerlerden almadan seçime girmek zor hale geldi. Adaylık sürecinde siz neler yaşadınız?

Size samimi olarak bir şey paylaşayım. Çay’da 6 aday adayından biriydim. Süreç uzadıkça aday adaylarının neler yaptıklarına tanık oldum. Kimlerin el etek öptüklerini bilseniz aklınız şaşar. Ama ben bunu hiç yapmadım. Ne gidip birinden icazet aldım, ne gidip birilerinden elini eteğini öptüm. Bizim bu güne kadar yaptıklarımız ortada. Görevlerimiz ve hizmetlerimiz ortada. Beni 24 yıldır tanıyıp öğrenmemişlerse ben birinin elini eteğini öperek öğretemem. Bu benim kişiliğime yakışmaz. Ben kimseye gitmediğim için hiç şans tanınmıyordum. Herkes bu işlerle uğraşırken ben İstanbul’a çocuklarımın yanına gittim.

 

Bütün bunlara rağmen niye sizi tercih ettiler o zaman?

Çay’da bizi tanıyan gönül dostlarımız durumdan vazife çıkararak hem mevcut olumsuzluklardan kurtulmak, hem de AK Parti sevgi nedeniyle iki yıldır bizi bu işe yönlendiriyorlardı. Benim böyle bir düşüncem yoktu. 5 aday adayı müracaatından sonra Mevlüt Hocam seninin aday olman lazım. Aday adaylarının listesini gördük. Senin müracaat etmen lazım dediler.

 

Kim niye böyle bir şey yapsın. Niye siz istemediğiniz halde 5 müracaat varken sizin olmanız istendi? 

Benim Ankara’da okumam nedeniyle. Bunca yıllık eğitimciliğim nedeniyle gerek siyasi gerekse bürokrasi çevrelerinde bizimde tanıdıklarımız var. Geçmişten gelen siyaset çalışmalarımızda zamanında birlikte yürüdüğümüz dostlarımız vardı. Bunların bir kısmı AK Parti Genel Merkez Yönetiminde olan arkadaşlarımız da var. Bende bunca zaman burada eğitim alnında başarılarımız var. Aday olarak buna gölge getirmeyelim dedim. Onlarda sen aday ol, inşallah senin adaylığın tamam dediler.

 

Yarım saat kala aday oldum

İyi de Mevlüt bey bize siyaset yapmayın. Kim bu dostlarınız Ali Özkaya mı?

Hayır, tam tersi Ali Özkaya ben olmayayım diye Ali Yakut’a çalıştı. Ama ben tüm bu taleplere karşı son güne kadar müracaat etmedim. Saat başı gelip soruyorlar, eşime ben müracaat yapmayacağım dedim. En son olarak Çay’daki iki dost geldi. Hocam müracaat etmezseniz vebaldesiniz dedi. Demek ki korkuyorsun dediler. Eyvah bir erkeğe söylenecek en son söz. Muradiye caminde Cuma namazına gittim. Orada namazımı kıldıktan sonra savcılığa giderek iyi hal kağıtımı aldım. Bankadan parayı çektim ve yarım saat kala müracaat ettim. Ondan sonra birkaç yere CV gönderdim. Bunlardan biri İl Başkanı Mehmet Zeybek, birisi Yalçın Akdoğan, bir de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir dostumuz aracılığı ile ulaştırıldı. Başbakan’ın korumalarından biriyle Başbakana da ulaştırıldı. Sonunda açıklandı.

 

Bildiğim kadarıyla Çay’da AK Parti İlçe Teşkilatı da sıkıntılı. Hatta partinin kapalı olduğu söyleniyor? 

Aday adaylığı süreci çok uzadı. 2 aydan fazla sürdü. Sokağa çıkıyorsunuz ne oldu diye soruyorlar. Eve kapandım ve sürekli kitap okudum. Bu nedenle İstanbul’a gitmek uzaklaşmak istedim. Şimdi bu süreci yönetmesi gereken derleyip toparlaması gerek, aday adaylarının tansiyonunu düşürüp onları daha olumlu bir seçim faaliyeti yapmalarını sağlaması gereken AK Parti İlçe Teşkilatı. Ama bizim teşkilat ortada yok. İlçe yönetiminden 36 kişi istifa eden bir gurup var, bir de 4 kişilik istifa etmeyen gurup var. Parti de iç çekişme olduğu için partinin kapısı kapalı. 4 kişilik gurup bir pastanede toplanıyorlar bana da zaman zaman gel dediler. Bende orası partinin yeri değil. Açın partiyi gidelim orada ne gerekiyorsa konuşalım ama ben pastanede sizinle siyaset konuşmam dedim. Parti içinde yaşanan çekişme nedeniyle evet partinin kapısına kilit vurmuşlardı.

 

Hala parti kapalı mı?    

İki hafta öncesine kadar kapalıydı. Ben seçim çalışmalarını evimde oğlum ile birlikte yürütüyorum. Çayda herkes bir birine yan bakıyor dik çakıyor. Adaylık açıklanıyor ben bunu evimde televizyondan öğrendim. Bir tek eşim beni kutladı. Ben bunu neden partimde yapamadım. Neden partililerimle birlikte coşkuyla kutlamadım. Ben buna çok üzüldüm. Sonra telefonlarımız kilitlendi ama bir anlamı yok ki. Meclis Üyesi listesi oluşturacağım hala baskılar devam ediyor. O köylüyle mi çalışacaksınız, yabancı o diyorlar. Çay’ın köyünde doğmakla yabancı olunuyor Çay’da. Böyle bir atmosfere rağmen gönül dostlarımızla Çay’da buzlar çözülecek ve bahar havasında bir seçim süreci yaşanacak.

 

Çay çekim merkezi olacak

Terk edilen değil tercih edilen Çay ne demek?

Bizi zor bir dönem bekliyor. Ben seçilirsem 5 yılda kaybedilen 10 yılında telafisi için çalışarak açığı kapatmak zorunda kalacağız. Bunun için hiç uyumadan gece gündüz hizmet üretmek zorunda olacağız. Ben 24 yıl önce geldiğimde Çay’ın nüfusu 23 bin’di. Elbette bunun SEKA foksiyonu da var ama bugün 14 bin 400 nüfuslara geldik. Bu nedenle bizim kaybedecek zamanımız yok. 5 yılda 15 yıllık hizmet üreterek yeniden çayı bir cazibe merkezi haline getireceğiz. Terk edilen değil tercih edilen Çay sloganı bu nadanla kullanıyoruz. Çay yeniden yeşerecek ve bölgenin umudu çekim merkezi olacak. Sadece iş olanakları ile değil. Sosyal, kültürel ve sportif olarak her alanda yepyeni bir Çay hayaliyle bu göreve talip olduk. Bunu yapacak bilgi, tecrübe ve imkanlarımız var.

 

Köylü diye niye sizi yıpratmaya çalışıyorlar. Köyde doğmak başka köyle olmak başka değil mi?

Ben çaya sevdalıyım, Çay’a sevdamdan dolayı hizmete talip oldum. Bazılarının Çay ağlısı belediye mücavir alan sınırları içinde kalıyor. Oysa benim Çay algım Deresinek’ten Aydoğmuş’a, Eber’den Koçubeyli’ye, İstasyon Mahallesinden Tekke Mahallesine kadar her yeri kapsıyor. Ben Afyon’a gelince Devedereliyim demiyorum Çaylıyım diyorum. Başka bir yere gidince de Afyonluyum diyorum. Ben 27 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Okul Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdür Vekilliği yaptım. Allah aşkına hangi köylülükten bahsediliyor anlamış değilim. Bu arada köylü olmaktan her daim guru duydum. Köyde doğmak değil bunca zaman sonra köylü kafalı kalmak sorun. Benim için köylü denilmesi guru verici bir olay. Çünkü hakkımda söyleyecek başka bir şeyleri yok. Hırsız diyemiyorlar, inançsız diyemiyorlar, namussuz diyemiyorlar, iyi biri değil diyemiyorlar, aileme bir şey diyemiyorlar. Tek diye bildikleri köylü.

 

Altın yumurtlayan tavuk getireceğiz

Başkanlık bana kısmet olursa öncekiler gibi bir belediyeye 5 bana dönemi son bulacak. Bana hiç bir şey olmayacak, belediyeye ve Çay halkına faydası olacak işlere imza atacağız. Çay’ın maddi ve manevi kalkınması için çalışmalarımız olacak. İnsanların doğdukları yerde doyması için yeni iş imkanları sağlayacağız. Biz belediye olarak fabrikalar açmayacağız. Ama açacak işadamlarını ve firmaları bulup çay’a davet edeceğiz. Onların kuracakları iş imkanları altın yumurtlayan tavuk gibi Çay’ın kalınmasını sağlayacak. Göçün önüne geçecek. Mutlu, ferah ve huzurlu bir ilçe olmak için, yaşanabilir bir yer olmak için çalışacağız. Bununla ilgili planlarımız hazır. Bizden öncekiler gibi altın yumurtlayan tavuğu kesmeye kalkmadan yumurtası ile yetinmeyi bileceğiz. Bizi para pul, makam, kadın bizi bugüne kadar bozmadı bundan sonrada bozamaz.

Babam üçkâğıtçıların arasında kalıyor

Ankara’da eğitim görürken bir gün babam bana sürpriz yapmak için Ankara’ya geliyor. Gelirken de bana para getiriyor. Babam çok sert görünümlü bir adam. Ama gönül dünyasına girdin mide oldukça merhametli bir adam. Ankara’ya geliyor garaj çıkışında iki kişi kavga ediyor. Bu arada birisi işte bu amcaydı şapkası takkesi bu işte diyor. Benim parayı bu aldı, şu aldı diye kavga ederlerken babamı aralarına alıyorlar. Babam oğlum yapmayın ben hırsızlık, hainlik nedir bilmem derken babamın cebinde ne kadar para varsa alıyorlar. Babam bilmez öyle Büyükşehir üçkâğıtçılarını. Sonra bana telefon açtı. Gelip aldım ve taksi tutup kaldığımız eve götürdüm. Babam bana para getirirken hepsini kaptırdığı için biz arkadaşlar arasında para toplayıp babama verdik. Şimdiki gibi hemen bankadan para yatırma imkanı yok ki. Para toplayıp babamı Afyon’a gönderdik. Ertesi gün babam bize para gönderdi. Bir daha Ankara’mı dönüp bakmam derdi. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ