logo

Başkanlık teklifi için 2 milyonluk avans istedim

hatice gök

CHP Milletvekili 2. Sıra adayı olan avukat Hatice Gök’ün siyasi kariyeri 2008’de ATSO’da Deniz Baykal’ın STÖ’lerle yaptığı toplantıda başladı. Baykal, Mehmet Sevigen’e not aldırıp 2009 yerel seçimlerinde Afyon Belediye Başkanlığı teklifi götürülüyor. Gök’ten 2 milyon lira seçim avansı talebi nasıl karşılandı.

 

Bunca zamanın avukatısınız. Staj yaparken ortaklık teklifi almak herkese nasip olmaz. Geriye baktığınızda o zamanla bu günkü avukatlık arasında bir fark var mı?

Çok büyük fark var. Size şu kadarını anlatayım. Bugün ben mesleğe ilk başladığım zamandan çok daha fazla zorlanıyorum. Bu kadar teknoloji, ulusal yargı ağı, benim meslekteki tecrübelerim, Cemalettin Öz gibi biriyle ortak olmak birikimi olmasına rağmen, o zaman bir meslektaşım 1. Basamaktan başlarken ben 10 basamaktan başladım. Ama tüm bunlara rağmen bugünkü geldiğimiz noktada ben daha çok zorlanıyorum. Bizim ofis aynı zamanda Cumartesi toplantılarının buluşma mekanıydı.

 

Nasıl bir buluşma bu? Kimler katılırdı?

Cemalettin Öz’ün yanında staj yapmaya başladığım zamanlarda ilk kez tanık oldum. Cemalettin Beyin Baro Başkanı olması nedeniyle bizim ofiste Cumartesi Buluşmaları yaparlardı. Bende uzun süre bu buluşmaların koordinasyonunu sağlıyordum. Rahmetli İbrahim Küçükkurt, Mustafa Açıkgözoğlu’nun babası, Hasan Akkuş, Kadir Altunkaya gibi o günün Afyon’un kanaat önderi sayıla bilecek 8-10 kişi bizim ofiste toplanırlardı. Şehre dair bazı görüşmeler yaparlardı. Bende stajyerliğimden itibaren bu buluşmaların kıyısından köşesinden bir parçası oldum.

 

Bu toplantılar sizin için çok önemli bir kazanım ve deyim edinmenizi sağlamıştır?

Evet kesinlikle çok faydalandım. O kadar önemli insanı bir arada bulmak ve onların tecrübelerini ve Afyon’a dair düşüncelerini öğrenmek benim hayatım boyunca edineceğim deneyimler kadar kıymetliydi. Benim yaşamım boyunca faydasını gördüm ve idealist yapımı gördükten sonra bana çok büyük destekleri oldu. Ama inanın meslekte bunca tecrübeye rağmen çok zorlanıyorum.

 

Adalete güven zedelendi

Değişim kaçınılmaz bir şey ancak Hukukta yapılan bu değişiklikleri nasıl buluyorsunuz?

Dünyada her şey değişiyor. Değişim insanın ve yaşamın tabiatında var. Ancak hukuk evrensel bir olaydır. Hukukta çok fazla değişim olamaz. Özellikle son yıllarda Hukukta yapılan değişiklilikler insanların hukuka olan güvenini tamamen bitirme noktasına geldi. İnsanlar adalete güvenmezse kendi adaletini uygulamaya başlar. Bu da hiç doğru bir yaklaşım olmaz. Toplumsal bir kaosun izlerini görüyoruz. Duruşmaya katılan insanların duruşma sonrasındaki isyanlarını görüyoruz. İnsanlar eskiden Adaletin kestiği Parmak Acımaz derlerdi. Niye çünkü adalete güven vardı. Ama bugün hiç kimse adalete güvenmiyor bu çok kötü bir durum.

 

Geçen yıl 2013’de arabuluculuk diye bir şey çıktı. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Haziran ayında çıktı ve bende Arabulucu belgesi olan hukukçulardan birisiyim. Bunun için 64 saatlik özel bir eğitim gerekiyor. Ben o eğitimi aldım ve şu anda Afyon’da gerek duyulması halinde arabuluculardan birisi benim. 333 sicil numaralı arabulucuyum. Şuanda Afyon’da benim gibi arabulucu olan avukat sayısı 4. Ama başka arkadaşlarda bu eğitimi alıyor. Başarılı olurlarsa sayımız artacak.

 

Bu aslında Dünya’da var olan bir sitemdi. Türkiye’de yeni olması, ya da bizde icat edilen bir yöntem değil?    

Bu bir çözüm süreci. Uzun süren mahkemeler, tam olarak alınamayan haklar için taraflar bir araya gelip bizim tarafımızdan bir anlaşma zemini oluşturma yöntemi. Taraflar karşılıklı alacak verecek, ya da mal paylaşımında bir uzlaşma pazarlığı yapılacak. Kendi rızaları anlaşıp bu anlaşmayı arabulucular tarafından imza altına almaları ile bir çözüm bulma yöntemi. Özellikle ticari hayatta çok avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Ticaret mahkeme sürecini bekleyecek kadar ertelenemeyecek bir yapıda. Adam ticaret yapamazsa ne borcunu ödeye bilir, ne de kendisi geçine bilir. Bunun için arabuluculuk sistemi çok faydalı olacaktır.

 

Hatice Gök avukat ve dernekçiliğin yanı sıra aynı zamanda siyasetçi bir kadın. Siyasete nasıl başladınız?    

Meslek hayatıma paralel olarak Sivil Toplum Örgütlerinde kurucu, yönetici, başkan, üst kurul delegesi, üye olarak yer almaya başladım. Hatta üyesi olmadığım birçok derneklere maddi manevi desteklerim oldu. Ben bir kadın olarak Afyon’daki tüm etkinliklerde gece gündüz yer aldım ve asla yadırganmadım. Fırsat bulsalar Afyonlu kadınlar siyasette derneklerde de aktif olarak yer alırlar. Ama tüm o alanlar erkekler tarafından kapılmış durumda. Benim çevremde birçok kadın etkinliklere katılıyor.

 

Kadın Kollarına karşıyım

Ben kadınların siyasi partilerin Kadın Kolları olayını kabul etmiyorum. Kadınlar Koluna kayıt olan kadın zaten siyasette 2. Sınıfı olmayı kabul etmiş oluyorlar?

Kesinlikle doğru ve bende asla Kadın Kollarını kabul etmiyorum. Kesinlikle katılıyorum ve çok teşekkür ediyorum. Kadınlar her alanda olduğu gibi siyasette de çok başarılı olacaklarına inanıyorum. Kadın kolları yerine il ve ilçe yönetimlerinde yer almalılar ve hatta başkanlığa oynamalılar. Kadınlarda en az erkekler kadar siyasette başarılı olacaklardır. En basitinden benim hayatım. Köyde doğmuş bir çocuğum 6 yaşına kadar köyde yaşadım ve 45 yıllık Afyon şehir merkezinde yaşayan birisi olarak her istediğim yere aday oldum ve olmaya devam ediyorum.

 

TÜKODER İle neler yapıyorsunuz?

Bakın Türkiye’de Tüketiciyi Koruma derneğini ilk faaliyete geçiren il Afyon oldu ve bir o konuda çok önemli işler yaptık.  Fakat biz orada şöyle bir hata yaptık sadece tüketicinin avukatlığını yaptık.

 

Ne demek bu? Başka ne yapacaktınız ki, adı üstünde Tüketiciyi Koruma Derneği?

Şimdi biz genellikle Tüketiciyi koruduk ve onun mağduriyetini giderdik. Ama o bizim yanlışımız oldu. Biz aslında tüketici politikaları üretmemiz lazımdı. Bunu yapamadık. Biz şikayetlere gömüldük. Bu şikayetler tamam tüketici lehine sonuçlanıyor ama. Yasada görünen valiliklerin ve belediyelerin idari yaptırımları ve cezaları var. Kanun 1996 yılında çıkmış olmasına rağmen valiliklerin ve belediyelerin kururlu, ayıplı mal üretenlere bir yaptırımı olmadı. Biz asıl bunu atladık. Şimdi bu konuda bazı çalışmalarımız olacak ve b konuda adım atmayan valilik ve belediyelere karşı görevi ihmalden suç duyurusunda bulunmak konusunda bazı çalışmalarımız var. 28 Mayıs’ta genel kurulda bu kararı çıkartmaya çalışacağız. Yıllık 8 bin ayıplı mal şikayeti oluyor ve bunun 7 bin tanesi tüketici lehine sonuçlandı, geri kalanda inceleme sürecinde deniliyor. Bu 7 bin ürünün ayıplı olduğunu gösteriyor. Ama firmalara her hangi bir yaptırım yapılmadı. Uygulama ve denetim yapamıyorsanız ne kanun çıkartırsanız çıkartın işe yaramaz.

 

Siyaseti sordum ama biz derneklere girdik. Bir kez daha siyasete nasıl gidiniz diye sorayım?

Dernekler benim hayatımın önemli parçalarından birsi. Benim için siyaset 2008’de başladı gibi. 2008 yılında Deniz Baykal’ın Afyon’daki sivil toplum kuruluşları ile ATSO’da bir toplantısı vardı. Yanında o zamanki sağ kolu olan Mehmet Sevigen’de var.

 

Deniz Baykal’ın Afyon’a gelmediği söylenir hep o gelişi son muydu?

Son muydu bilmiyorum. O toplantıda bende Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı olarak bir sunum yaptım. Daha sonra öğrendim ki 16 dakikalık bir konuşma yapmışım ve orada Deniz Baykal not aldırmış Mehmet Sevigen’e bir süre sonra CHP Merkez İlçe Başkanı ve İl Başkanı ziyaretime geldiler. Hatice Hanım ATSO’da yapılan toplantıda konuşmanız 16 dakikaymış, not alınmış bizde bu notlardan öğrendik dediler.

 

Deniz Baykal not aldırmış

O zaman sizi Afyon değil Deniz Baykal keşfetmiş diye biliriz?

Tam olarak öyle diyemeyiz. Bu olayların öncesinde mesleğe başladığım zamanlarda çok fazla talep geldi. Hatta rahmetli Cemalettin Öz, “Kızım artık ne cevap vereceksen ver” diye kaç kez uyardı. Bütün siyasi partilerden teklif aldım. Hatta hiç unutmam Refah Partili kadınlar her gün gelip gittiler. Çok takdire değer bir davranışları vardır. Bir keresinde iki kişi geldiler. Oturduk sohbetimizi ettik, daha sonra birisi başka bir gurupla geldi, tekrar onların dışında başka bir kadın gurubu geldi.

 

Biraz daha uğraşsalar Refah Partili bir siyasetçi olacakmışsınız?

Takdir ediyorum gerçekten çok uğraştılar ama. Medeni cesaretimin yüksek olması ve sivil toplum örgütlerinde yer almam siyasi partiler için bir kadında bulunmaz fırsat. Ama CHP için dediğiniz olabilir. CHP’de beni Deniz Baykal keşfetti diye biliriz. Refah Parti’si aylarca kendilerine katılmam için yoğun bir çaba harcadı. Ama mümkün değildi. Benim geçmişim belli, aile yapım beli. Bu baskılar arttıkça Cemalettin Bey kızım artık ne cevap vereceksen ver derdi. Hep şunu söyledim siyasetin benim için hiçbir esprisi yok ben burada zaten vekilim sivil toplum örgütleri ile devam ediyorum ben merkeziyetçi yaklaşımları kabul etmiyorum oradan burayı yönetmeyi. Burada birebir insanlarımıza dokunuyorum dedim.

 

Hatice Hanım CHP Merkez İlçe Başkanı ve İl Başkanı geldi teklifleri neydi, siz ne dediniz?   

CHP Afyon yönetimi bana Mehmet Sevigen’in talimatıyla gelmişler. Onun aldığı notlardan bahsettiler ve 2009 yerel seçimlerinde CHP Afyon Belediye Başkanı Adayı olmamı istediler. Bende bu onur verici bir durum. Ben her konuda destek olurum, proje desteği, fikir desteği maddi manevi destek olurum. Ancak aktif olarak siyaset yapmayı düşünmüyorum dedim. Olmaz falan dediler ve CHP’den ziyaretler artmaya başladı. İlk kez Babam, “Kızım böyle olmaz ki net olarak ne yapacağını söyle bitsin bu iş” dedi. Baba daha net nasıl olur? Ben aday olmayacağımı söylüyorum daha ne demem gerekli dedim.

 

Niye peki hayır diyorsunuz?

Afyon’da siyasi yapıyı biliyoruz. Burada CHP’nin seçim alması mümkün değil. Benim adaylığımı geçin seçimi almak istiyorsa buradan şehre dair tespitlerimizi Genel Merkeze götürelim. Genel Merkez’de yerel yönetimler birimleri değerlendirsin. Oy getirecek projeler, Şehrin acil ihtiyaçlar, şehrin kalkınmasına yönelik çalışmalar, kültür ve sanat projeleri değerlendirilsin. Gerekirse buradan arkadaşlarla gidelim ve bunun eğitimi alınsın. Afyon ilçelerinden ve köylerinden göç alıyor. Bu çalışma sadece şehir merkezinde değil ilçe, belde ve köylerinde de yapılsın. Bunun için genel merkez Afyon’u pilot bölge tayin etsin. Refah’ın Konya’yı yaptığı gibi. 2 milyon seçim avansı versin dedim.

 

Nasıl yani genel merkez adaya 2 milyon lira seçim avansı verecek ve siz seçime gireceksiniz?  

Açık ve net olarak bunu söyledim. Bu, bu güne kadar Türkiye’de uygulanmış bir sitem değil. Aslında olması gereken ve bu sisteme dönülmesi lazım. Bu bir siyasi projeydi. CHP Genel Merkezi sıcak baktı ama uygulama cesareti gösterilemedi. Bu çalışmaya Isparta, Burdur, Eskişehir, Kütahya, Uşak gibi çevre illerden örgütsel destek alınmalı dedim. Peki bunlar olursa aday olur musun dediler.

 

Türkiye’nin ilk kadın Baro Başkanı olabilirdim

Benim hayatımda şöyle bir şey var. Asla hiçbir olayda geri kalmam, geri plan bana göre değildir. Hatice Gök her zaman en önce olmalı. Bakın birçok sivil toplum örgütünde aktif olarak yer alıyorum. Eski ortağım Baro Başkanıydı. Bende baro başkanlığına aday oldum. Kadın ya da erkek demeden onlarca kişinin oyunu aldım. Ben Baro Başkanlığını bir oyla kaybettim. O zaman kazansam sadece Afyon’un değil Türkiye’nin ilk kadın Baro Başkanı ben olacaktım. Ben asla bir şeyden çekinmem. Ya kaybedersem, ya olmazsa diye bir şey benim kitabımda yoktur. Ben aday olurum olur ya da olmaz o başka bir şey. Bende o medeni cesaret fazlasıyla var. Kaldı ki o seçimlerde ilçelerden birçok arkadaşım siz kesin kazanırsınız diye gelmedik ve kesinlikle kendimizi affetmiyoruz dediler.

 

Afyon eskiden çok daha sosyal bir şehirdi

Bazen geriye dönüp bakıyorum. Eski Afyon mu? Şimdiki Afyon mu? Daha yaşana bilir bir yerdi diye. İnanın eskiden bu şehir çok daha sosyal ve sorumluluk sahibi bir şehirdi. Benim çocukluğumdaki Afyon’da insanlar ailecek en güzel kıyafetlerini giyer sinemaya, tiyatroya giderdi. Parklara ailecek giderlerdi. Şimdi parklara sadece anneler çocuklarını götürüyor. Bugün şehir merkezinde sinema yok. Sinema büyük avm’lerin içinde ve gençlere terk edilmiş durumda. Afyon’un sorunları ile şehrin ileri gelenleri yakından ilgilenirdi. Bizim ofiste yapılan Cumartesi buluşmaları bunun bir örneği. Şehir Kulübü kültürü vardı. Yine orada insanlar Afyona dair fikirlerini söyler şehrin sorunlarına taraf olurlardı. Ama bugün baktığımda bunların hiç birisi yok. Ne garip oysa şimdi okumuşumuz, aydınımız, iş adamımız daha fazla olmasına rağmen herkes suspus olmuş durumda.

Baro Başkanı ve Meclis Başkanı aynı kişi olmasını anlamıyorum

Afyon Barosu Meclis Yönergesini ben hazırladım. Bu yönerge başka barolar tarafından Türkiye’deki en iyi ve kapsamlı yönerge diye bildirdiler. Bu yönergeye göre de Baro başkanı aynı zamanda Baro Meclis Başkanı olması imkansız. Ama Afyon Barosu böyle bir ilke imza attı. Bu arkadalar böyle yönetmek ve böyle yapmak istiyor. Meslek odaları, sendika ve derneklerinde maalesef amaca uygun seçime rastlayamıyoruz. Bu nedenle diğer sivil topum örgütleri beni daha çok mutlu ediyor ve kendimi oralarda buluyorum. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ