logo

Başbakanlığını Ali Çetinkaya’ya borçlu

fethi yaşar

ODAK Gazetesi Pazar kahvaltıları ilk kez dışa açıldı. Türkiye’nin en başarılı belediye başkanları arasında yer alan Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı, Afyon Sandıklı’nın Kınık köyünden çıkan Fethi Yaşar’a konuk oldu. Yaşar, Odak Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’nin sorularını cevaplandırdı.

Fethi Yaşar iyi bir belediye başkanı, iyi bir siyasetçi, başarılı bir iş adamı ve bir aile reisi. Bu kadar her alanda iyi olmayı nasıl başarıyorsunuz?

F. Yaşar, Bu saydıklarınızın hiç birini bir birine karıştırmıyorum. Belediyecilik başka bir şey, politika başka bir şey ve iş hayatı başka. Bunları bir birinden ayırt ettiğiniz sürece sorun olmaz. Herkes kendi işini yapmalı. Bu ülkenin kaynaklarını doğru kullanmak lazım, kamu bütçesini kullanan insanların siyasetçi olmaması lazım. Tabiî ki dünya görüşü var. Ama bana oy vermedi o mahalle yol yapmayayım, oraya hizmet götürmeyeceğim diye bir anlayışım olamaz. Ben Belediye Başkanıyım. Siyasetçi değilim. Belediye Başkanlarının işi siyaset yapmak değil. Siyaseti Milletvekilleri yapacak, parti örgütleri yapacak. Benim çalışmalarımı onlar pazarlayacak ve tanıtacak. Benim belediyemin içinde hiçbir noktasında parti ve genel başkan resmini göremezsiniz. Benim bir gün olsun politika yaptığıma tanık olamazsınız. Ben Yenimahalle Belediye Başkanıyım. İşim beni bu göreve seçen insanlara hizmet etmek, onların daha güzel ve yaşanabilir bir Yenimahalle’de olmalarını sağlamak. Şirketlerin başında abim ve çocuklar var. Ben sadece haftada bir gün imza atmak ve küçük bir toplantı yapmak için bir araya geliriz. Herkesin kendi görev ve sorumlulukları var. İşleri birbirine karıştırmazsanız sorun çıkmaz.

Ankara’dan ya da dışarıdan Afyon nasıl görünüyor? Siz sürekli gelip gidiyorsunuz?   

F. Yaşar, Afyon şehir merkezinde belli bir değişim var. Ancak yeterli değil. Bu değişim sadece belli bir bölgede. Bir şehrin kalkınması ve gelişmesi paralel olmalı. Bir nokta gelişir diğer bölge yerinde sayarsa bu fırsat adaletsizliği yaratır. Kalınma yarardan çok zarar vermeye başlar. İlçelere bakıyorum bir tane gelişmiş ilçe yok. Tam tersi bir çökme var. Bolvadin öyle diğer ilçeler öyle. Bir tek Emirdağ’da bir kıpırdanma var. Gerinin durumu içler acısı. Bakın ben Ankara’ya geldiğimde en büyük sermayem neydi biliyor musunuz. Sandıklılı olmak, ben Sandıklı’nın kredisini kullandım. Sandıklılı demek güvenilir, çeki senedi protesto olmaz, Sandıklılı sözüne güvenilir. Böyle bir durumdan bugün Afyon’un tüm ilçelerinin çökmüş olmasını üzülerek izliyorum. Afyon ve ilçelerinin çok önemli potansiyeli var. Ama bu potansiyeli sürdürülebilir bir kalkınmaya dönüştürmek gerekli. Afyon bunu başara bilirse çok kısa zamanda önemli mesafe alır. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomi çok önemli. Hükümetler ve yerel yönetimler halkın refahını sağlayacak olanaklar yapmalı. Turgut Özal, Süleyman Demirel ve diğer hükümetler ekonomik sorunlardan dolayı gitmedi mi?. 2004’te 483 kuruşa buğday sattım ben. Şimdide 583 kuruş. 2004’te 1.100 lira idi mazotun fiyatı bugün 4.400 lira. İlacı, gübresi, tohumu hepsinde artış var ama ürün satışında gerileme var. Kime sorarsanız açım diyor. En ummadığım insanlar Fethi abi bize yardım et diyor. Afyon’unun içinde bulunduğu durum bu. Ama yinede gidip kendini bu hale getirene oy veriyor.

Tahsislerin kaç tanesi Afyonlunun

Afyon’un neyi eksik, ya da Afyonlunun neyi eksik? Baktığımız zaman yapılan birçok yatırım Afyonlular tarafından yapılmıyor. Afyon’da bulunan iş adamlarının sorunu ne?   

F. Yaşar, Başarının ve siyasetin ilk şartı doğru yapan kalır yanlış yapan gider olmalı. Belediye başkanı da olsa, Milletvekili de olsa, Bakan, Başbakan’da olsa iş adamı da olsa başarısız olan gider başarılı olanlar yoluna devam eder. Bu noktaya gelemediğimiz sürece başarıya ulaşamayız. O kadar arsa tahsis ettiler kaçı Afyonlu bir bakım. Biz ciddi Afyonlu yatırımcılar ve iş adamları yetiştiremediğimiz sürece kalkınmayı ve yoksullaşmanın önüne geçemeyiz. Benim Ankara’ya geldiğim yıllarda Ankara’da her kademede ağzına kadar Afyonlu bürokratlarla doluydu. Bakana gitmenize gerek yok o bürokratlar işi hallediyordu. Bugün hiç biri yok. Niye biliyor musunuz 1980’den sonraki politikacılar bürokratların yolunu kapattı. Yarın gelir bana rakip olur ben enayimiyim dediler. Hayvancılık perişan, tarım perişan. Bakın Türkiye iyi giderse hepimize faydası olur, Afyon iyi olursa hepimize ferahlık getirir. Bunu kim yaparsa yapsın. Bunlar olmayınca babamın oğlumu gelecek.

Zaman zaman MHP ve CHP’nin etkili politika üretemediği için halkla sorunu var deniliyor. Siz buna katılıyor musunuz?  

F. Yaşar, Siyaset halkla yapılan bir sanat. Sokakla, köylüyle, insanla tabanla yapılır. Evet MHP’nin ve CHP’nin halka yaklaşım sorunu olduğunu düşünüyorum. Yani halk benden birisi gibi ol diyor bana yaklaş benim gibi düşün diyor. Benim aramdan çıkıyorsunuz, bana bir şey yapacaksan bana samimi ol diyor. Bu konuda MHP ve CHP’nin sorunları olduğu bir gerçek. Cuma günü Cuma namazını bize az oy veren bir bölgede kıldım. O bölgede bir şeyler yaptık hem onlara bakayım dedim. Aynı zamanda tüm camilerin bakım ve onarımları biz yaparız. İmam belediye başkanımız aramızda Allah başımızdan eskit etmesin dedi. Dışarı çıktım halkın hiç biri gitmemiş beni bekliyor. İnsanlar alkışladılar sarıldılar. Benim hiç sevmediğim bir olay ama bir şey yapamadım. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi yanlış yaptı. Ya bırak insanlar inancını yaşasın, onunla tartışma. Herkes istediği gibi yaşasın. Laiklik herkesin istediği gibi yaşaması. Biz bunu tam olarak anlatamadık. Bakın bu ülkenin kuruluş felsefesindeki ideolojiyi anlatamadık. Bugün diyanet varsa CHP’nin eseri, İmam Hatip varsa CHP’nin eseri, İlahiyat varsa CHP’nin eseri. Niye bunlar yapılmış. Halk dini Kör İmamlardan değil doğru kişilerden ilmi bilen feni bilen, dünyayı bilen din adamları yetişsin diye bütün bunları Atatürk ve CHP yaptı. Bakın ilk defa bugün hala en güvenilir kaynak olan Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran-ı Kerim tasviri Mustafa Kemal yaptırdı. Bakın hala onun üzerine bir tevsir yapan çıkmadı. Üstelik Mustafa Kemal Atatürk bunu yaptırırken devlet kasından tek kuruş çıkmadan kendi cebinden ödeyerek yaptırmıştır. Şimdi böyle bir insan için demediklerini bırakmadılar. Böyle bir noktadan başka bir noktaya geldik. Atatürk’ün bu yaptıklarını kabul etmeyen ve kendilerine göre bir din öğretmeye çalışan üfürükçülerin söyledikleri hala itibar görüyor olması ne acı.

 

Amacı Kürtçülük olan biri nasıl itibar görüyor? 

İşin özü karşılıklı yaşam ve inanışlarımıza saygı göstermek diyorsunuz?

F. Yaşar, Elbette, bunu anladıktan, bunu içimize sindirdikten sonra halledemeyeceğimiz olay yok. Bakın Suriye’de yaşanan olayların arkasında zenginlik fakirlik, mezhep çatışması, ırk olayı var. Bunlar bizim ülkemizde de var. Hiç birimiz mezhebimizi, doğduğumuz yerleri, alevi olmayı, kürt olmayı hiç birimiz kendimiz seçmedik. Cenabı Allah öyle istemiş buna bizim söyleyecek bir şeyimiz yok. Bırakın insanlar diledikleri gibi yaşasınlar. Kimse kimseye karışmayıp engel olmaya kalmadığı sürece sorunlar kendiliğinden ortadan kalkar. Galip Leblebicioğlu vardı. 1968 ya da 71’da CHP İl Başkanıydı. Murat Öner’de milletvekiliydi. Birlikte İsmet Paşaya gittik. Galip bey o zaman daha yeni yeni Nurculuk çalışmaları yapıldığını bunlardan rahatsızlık duyduğunu anlattı. İsmet paşa dedi ki, “Anlayamıyorum” dedi. Bugün gibi kulaklarımda aynen şöyle dedi, “Anlayamıyorum, anlamakta güçlük çekiyorum. Türklüğün öz olduğu memleketlerde amacı Kürtçülük olan bir din adamının çalışmalarının itibar görmesini anlayamıyorum” dedi. Bakın şimdi bu Kürtçülük olayı Apo olayı, PKK olayı Abdullah Öcalan la başlamış bir olay değil. İsyanlar Dersim falan çıkıp konuşuluyor. Hangi devlet kendine karşı çıkan isyanları bastırmaz. Bir yandan Lazlar biz vergi vermeyeceğiz diyor, diğer yandan Kürtler, öbür taraftan din isyanları. Daha yeni doğmuş bir devlet. Bakın o zamanki kayıtlara 100’den fazla isyan var. O gün o isyanlar bastırılmasa bugün Recep Tayyip Erdoğan başbakan olamazdı. Arkadaşımız milletvekili, siz gazetecisiniz, ben belediye başkanıyım. Var mı? İslam ülkelerinde örnek alacağınız bir model. Bugünden 1930’larda yaşanmış bir olayı sorgulamak ve anlamaya çalışmak imkansız. O günün şartlarına bakmak lazım. bu ülke bizim bu ülkeye iyilik yapan çivi çakan herkesten Allah razı olsun. Bu ülkede ben yaptım oldu değil biz yaktık oldu anlayışına getirdiğimiz zaman her şey başka olur.

 

Şimdiki CHP yönetimi nasıl? Biz geçmişte yapılanları anlatamadık dediniz. Şimdi anlatılabiliyor mu?      

F. Yaşar, Bugün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bu konuda daha duyarlı. İnsanların inançlarını dilediği gibi yaşamalı, devletin, örgütün bu işlerle uğraşmaması gerektiğini, refahın, herkesin huzurlu yaşayacağı, kardeş kavgasının olmadığı, demokratik, özgürlüklerin olduğu, hukukun üstünlüğüne önem veren, insan haklarına saygılı bir Türkiye’nin dünya ya katkı sunacağına inanan bir yapıyı savunuyor. Bizim her zaman üzerinde durduğumuz bir konuda insanların refahı için üretim, üretim daha fazla üretim ile dünyada söz sahibi oluruz. Üreten bir ülkenin kaynakları kendi ülkesinde kalır. Daha hızlı kalkınma ve güçlü bir ekonomi dünyada saygın olmanızı sağlar. Tüm kaynaklarımızı kendi üretimimize aktarmalıyız. Ben genel başkanımla çok toplantılara katıldım. İş adamları, sanayiciler, din adamları ile yapılan tüm toplantılara katıldığım için kafasında nasıl bir Türkiye olduğunu biliyorum. Bana göre sayın genel başkan durmuyor, her ili dolaşıyor. Bizim teşkilatların bunları iyi anlatması lazım. İl başkanlarına çok görev düşüyor. CHP’nin eğitim raporu var. Allah aşkına siz bu eğitimden bir şey anladınız mı?

 

Soruları biz sorduğumuz için siz bir şey anladınız mı?

F. Yaşar, CHP Genel Merkezi tarafından her alanda raporlar hazırlayarak konunun tüm muhataplarının görüşlerini alarak sanayi, ekonomi, kültür, tarih, din, eğitim her alanda yapılan çalımlalar var ve bu çalışmalar bir rapor halinde hazır. Eğitim fazla kurcalanacak bir şey değil. Bir milletin ayakları üzerinde duracağı en önemli şey eğitimdir. Bu kadar sık bir eğitim değişikliği anlaşılır değil. Gidiyorum okullara öğretmenler oturuyor, ne yapıyorsunuz diyorum, vallahi bizim branş yok yatıyoruz diyorlar. Her okulda en az 4-5 kişiye rastlıyorum. Yok kitapları, yok kıyafetleri, yok müfredatı. Bunlar iyi şeyler değil. Eğitimle bu kadar oynanmaz. Belli bir yol verirsiniz bunun üzerine çağa uygun ufak değişiklikler yaparsın. Alt yapısını yapmadan böyle top yekun değişlik olmaz. Eğitimle bu kadar uğraşırsanız sağlıksız nesliler yetiştirirsiniz. Aynı eğitim kalitesini vermediğiniz sürece, aynı şartlarda okutmadığınız, Bolvadin Lisesindeki çocukla Robert Koleji öğrencisini aynı sınava sokuyorsunuz. Bu nasıl bir vicdan, bu hangi dine uyar. Hakkari lisesinden nasıl bir öğrenci gelecek. Muhalefeti ile iktidarı ile birlikte herkesin birlikte ortaklaşa yaptıkları ve herkesin sahip çıkacağı bir yasa yapılmalı.

 

Fethi Yaşar Kimdir

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar 1949 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesine bağlı Kızık köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra Abisinin Ankara’da Hukuk Fakültesini kazanması üzerine babası iki kardeş için Ankara Yenimahalle’de biz ev tuttu. Lise eğitiminden sonra bir tanıdıkları sayesinde çocuk yaşta ticarete atıldı. Ailesi ile birlikte Yenimahalle ve Siteler de başlattığı ticaret hayatına ülkemiz ekonomisinin ana sektörlerinden biri olan Tekstil ve Turizm alanlarına yatırım yaparak devam ediyor. Şu an tam entegre döşemelik ve perdelik kumaş üreten Prestige Mensucat AŞ’nin ve 4000 yatak kapasiteye ulaşan Yaşar Turizm AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkan yardımcılığını yürütmekte.

Siyasete olan ilgisi çocukluk yıllarına dayanıyor. Babası uzun yıllar Sandıklı’da CHP yöneticiliği yaptı. Fethi Yaşar 1966 yılında CHP Yenimahalle Gençlik Kollarına girdi. Sonraki yıllarda Gençlik Kolları Başkanlığı, İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği, İlçe Sekreterliği, 1990 sonrasında SHP döneminde 3 dönem kurultay delegeliği yaptı.

CHP’nin yeniden açılmasından itibaren 1999 seçimlerinden sonraya kadar 3 dönem Yenimahalle İlçe Başkanlığı görevini sürdürdü. 2000 yılının sonlarında İlçe Başkanlığı görevini Genel Başkan Deniz Baykal ve Genel Sekreter Önder Sav ile görüşerek bıraktı.

Fethi Yaşar 2004 seçimlerinden bu yana Yenimahalle ve Büyükşehir Meclis Üyeliği yapıyor. 2009 seçimlerinde ise Yeni Mahalle Belediye Başkanı oldu. Evli ve 2 erkek çocuk ve iki torunu var.

 

Köylü belde ve ilçe halkı bitmiş

Ben doğduğum yerleri asla unutmadım. Her yıl mutlaka en az bir kere giderim. Bakıyorum bazen çevreme insanlar doğdukları yerleri anmaktan kaçınıyor, saklıyor. Sanki utanılacak bir şeymiş gibi. Ben her zaman Afyon’un Sandıklı ilçesi Kızık köyünde doğduğumu gururla söyledim. Bırakın beni çocuklarım ve hatta torunlarıma bile sorsanız Sandıklı Kızıklıyız derler. Onları da alıp doğduğum köye götürdüm. İşte ben bu evde doğdum dedim. Bulundukları yere nereden geldiklerini unutmasınlar. Varlık neyse yokluğunda olduğunu bilsinler. Gittiğim zaman bakıyorum çevreme köyler, beldeler ve hatta birçok ilçe 20 yıl öncesine göre çok gerilemiş, fakirleşmiş. Biz her zaman zekatımızı kendi köylümüze kendi insanlarımıza veririz. Eskiden kime vereceğiz diye sorardık verecek adam bulamazdık. Bugün köyde kime versen alacak durumda. Bakıyorum, Bolvadin, Sandıklı da dahil ilçeler 20 yıl öncesine göre hem nüfus olarak hem de ekonomi olarak çok geriye gitmiş.

 

Medyanın görevi çalışanın yolunu açmak

Medya’ya çok önemli görev düşüyor. Medya ve yanlı olmamalı. Ne görüyorsa onu yazmanlı. Bu bende olsam, MHP’lide olsa, AK Parti’lide olsa. Ben belediye başkanı olarak Yenimahalle halkına 2009 yılına göre daha iyi bir yaşam sunmamışsam zaten beni seçen insanlar bir daha seçmez. Ama ben onlara 2009 yılına göre daha iyi bir Yenimahalle sunduysam, onlara sosyal ve kültürel imkanlar verdiysem, yeşil alanlar, parklar, kaldırımlar, yolar yaptıysam kim ne yaparsa yağsın halk beni seçer. Halk partileri değil, kişileri değil hizmet eden adı sever, hizmet yapan başkanı sever, onlarla iç içe kol kola olanı sever. Ben bunu yapmışsam zaten bir sorun yok. Yok yapamamışsam bunun karşılığını sandıkta görürüm. Halk eskisi gibi değil, her şeyi çok iyi etüt edip kararını veriyor. Kendine hizmet edenle hizmet ediyormuş gibi yapanları çok iyi biliyor. Medya kim çalışıyorsa onun yanında olmalı, çalışanın yolunu açmalı. Başarı ve gelişme ancak bu şekilde olur.

 

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ