logo

Babanızın malını mı dağıtıyorsunuz?

ömer mazi

Beceriksiz politikacılar memleket insanını dilenci toplumu haline getirdi.

Halka iş ve istihdam olanakları yaratması gerekenler, bunu yapamayınca toplumda fakir, fukara çoğaldı.

Önce gurudan fakir olduğunu söylemeyen insanlar yavaş yavaş sadakaya, dilenmeye alıştırıldı.

Onların fakirlikleri, yoksulluklarını, çaresizliklerini keşfeden beceriksiz politikacılar yardım etmeye başladılar.

Yardımı alana da, “Bak ben sana yardım ettim sende sandıkta bana yardım et ki yardımın kesilmesin” diye insanları bir nevi rüşvete alıştırdılar.

 

Oysa Türk toplumunda, Osmanlı’da, İslam’da ve diğer tüm inanışlarda ve toplumlarda fakir insan var.

Bugün bizde uygulanan belki diğer toplumlarda binlerce yıl önce uygulanmış olabilir.

Ama bizdeki gibi garip yardım kuruluşları, dernekleri, belediyeleri valilikleri yoktur.

Çünkü onlar insanların duygularını sömürmeyi bırakalı asırlar oldu.

 

Bugün bakıyorum din eksenli insanlar, Osmanlı eksenli insanlar din ve Osmanlının yaptıklarının tersini yapıyor.

Varlıklı insanlar tarih boyunca boynumun borç diye fakir hakkını zekât ve sadaka adı altında ayni veya nakdi olarak öderler.

Dinimizin emrettiği kurallar çerçevesinde bu ödemelerini çeşitli usullerle yapılır.

Bu hususa Osmanlı büyük önem vermiş ve veren el ile alan el arasında çok zarif ve onurluca gerçekleştirilen sadaka verme ve yardım etme usulleri geliştirmişlerdir.

Toplumu ayakta tutan ahlaki ve manevi değerlere büyük önem veren Osmanlı İmparatorluğu bu değerler sayesinde cihan imparatorluğu haline gelmiştir.

Kurduğu büyük medeniyeti bu değerler üzerinde yüz yıllarca yaşatabilmiştir.

Hâkim olduğu her yerde adaleti, ahlaki değerleri ön planda tutmuş zulüm ve gözyaşını dindirecek önemli projeler geliştirmiş ve uygulamıştır.
“Veren el alan eli görmemesi” için çeşitli yöntemler geliştirmiş.

 

Bunlardan biri ihtiyaç sahiplerini belirleyen görevliler gece yatsı namazından sonra yardım malzemeleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyormuş.

Oysa bugün Vali, Belediye Başkanı, Dernek Başkanları yüzleri kızarmadan yapılan yardımları vatandaşa verirken fotoğrafını çektirip haber diye gazetelere gönderiyorlar.

Sanki babalarının paralarını dağıtıyorlar.

Sanki kendi maaşlarının yarsını ihtiyaç sahipleri ile paylaşıyorlar.

 

Sadece Afyon’da halka erzak dağıtan yaklaşık 10 tane kurum ve kuruluş var.

Ben birçok yerde gerçek fakir insanlar görüyorum.

Ama hiç biri bu bahsi geçen yardım tacirlerinin yanına uğramıyor.

Her şeye rağmen insani değerlerini, gurunu koruyarak kimseye muhtaç olmadan ayakta kalmaya çalışıyor.

Oysa siyasetiler ve yöneticiler insanlara sadaka almayı bir marifet, bir hakmış gibi sunmaya başladılar.

İnsanları duygularını, hislerini yok ettiler.

Resmen yardımı veren oyu alır mantığı geliştirdiler.

Bakın etrafınıza insanları tembelliğe alıştırdılar.

Bir süre sonra insanlar baktılar ki çalışmadan, yorulmadan da yaşana biliyormuş demeye başladılar.

Bizim siyasetçiler insanlara balık tutmasını değil balık yemesini öğrettiler.

Bu tembelleşen, sadaka ile yaşamayı alışkanlık edinenlerde bizimkileri sağmaya başladılar.

Gerçi alanda verende memnun ama yinede bir yanlışlık var.

 

Yapmayın ne olur.

Türk milleti çalışkan, gururlu ve başı dik bir milletti.

Ne yaptınız da böylesine garip, tuhaf bir yaşam biçimi geliştirdiniz.

Bakıyorum yine Kurban Bayramı öncesi herkes biz şu kadar kişiye bunu veriyoruz.

Diğeri öbür taraftan biz daha iyi verdik diye bir biri ile yarışıyorlar.

 

Allah size akıl fikir versin.

Madem insanları bu kadar çok düşünüyorsunuz.

Madem bu kadar hayırseversiniz size bir önerim var.

Bu imkanlarınızı birleştirin.

İnsanlara böyle sürünmeye değil iş yapıp kendi ayakları üzerinde durmaya alıştırın.

İnsanlara yeni iş imkanları oluşturun.

Meslek eğitimi verin ve elinizdeki imkanları iş yeri açmakta kullanın.

İnsanlara yardım verirken 5 defa vereceğim ben sana iş bulacağım gidip orada çalış ve kendi ekmeğini kendin kazan demelisiniz.

 

Ama yok o bizim işimize gelmez bize çalışan, üreten, kendi özgürlüğünü kazanan bireyler lazım değil.

O çalışmasın, yan gelip yatsın ben ona bakarım.

O’da seçimlerde bana ve partime oy verecek.

Ben onu boşuna mı besliyorum diyorsanız o başka.

 

Hadi Sosyal Devlet anlayışı ile ne yapalım insanlar acından ölsün mü diyenler var mı?

Var.

O zaman ecdadınız gibi.

Osmanlıda olduğu gibi gece karanlığında insanlar evlerine gidip yataklarına girdiğinde ihtiyaç sahiplerinin kapısına bırakın ve kapıyı tıklayıp arkanızı dönüp gidi.

 

Ne veren el alan eli görsün.

Ne aracı olan kimin aldığını görsün.

Arada sadece bir kapı numarası olsun.

Ne olur koca koca adamlar insanları karşınıza alıp onlara poşet poşet erzak verirken resim çektirip gazetelere, takvimlere, dergilere, televizyonlara, internet sitelerine haber yaptırmayın.

Sizin işiniz bu yardımlar üzerinden reklam yapmak değil.

İnanın o resmi gören herkes hakkınızda hiç iyi şeyler söylemiyorlar.

 

Bu yaptığınız tek kelime ile ayıp.

Utanç verici bir durum.

Benim valime, belediye başkanıma, hayırseverlerime yakışmıyor.

İnanın bunun bir sevabı olduğunu sanmıyorum.

Tam tersi günahtır.

 

İnsanların yoklukları, sefillikleri, çaresizlikleri üzerinden oy devşirmeyin.

Oy için ne kendi  kişiliğinizle nede halkın kişiliğine zarar vermeyin.

Yapacaksanız bir yardım tadını kaçırmadan yapın.

Çünkü verdiğiniz kendi babanızın malı değil.

Bizim paralarımızla yardım hovardalığı yapmayın.

Çıkın biriniz bana deyin ki bu verdiğim yardımların parasını ben kendi cebimden verdim.

Ben kendi maaşımla aldım.

Babamın parasıyla aldım onu dağıtıyorum.

Kaldı ki bu da vicdani ve insani değil.

 

Bu kadar şeyden sonra daha ne diyelim.

Hala bildiğinizi okursanız sizi Allaha havale ediyorum.

ODAK GAZETESİ

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,