logo

Babamın Eline Üniversite Diploması Vermek istiyordum

sefa değirmen (2)

MHP eski Merkez İlçe Başkanı ve Çobanlar Belediye Başkan adayı Sefa Değirmen, ODAK Pazar Kahvaltıları’nda babasının hayatını kaybetmesi ile birlikte hayatının nasıl değiştiğini anlattı. Üniversiteye gitmeye hazırlanırken 20 yaşında evlenmek zorunda kalmasını anlattı.

 

Çok iyi bir öğretmen çevreniz olmuş. Bu sizin hem eğitim hem de politika hayatınızda önemli rol oynamış anlaşılan?

Elbette öğretmenlerimizden çok şey öğrendik. Bize sadece kitaplarda yazılanları değil onun ötesinde dünyaya bakış açımızı değiştiren çok büyük katkıları oldu. İsmail Birden hocamız Milliyetçi Hareket Partisi ve Alparslan Türkeş’in duayen eğitimcilerin biriydi. Aynı zamanda Agah Oktay Güner ve Yaşar Okuyan’la beraber Afyon’u temsil ediyorlardı. Bu insanların Afyon eğitimine katkıları çok büyüktü. Her hangi bir olay olacağı zaman bizleri olaylardan uzaklaştırırlardı. Afyon’a dışarıdan o dönemin terörist ve militanları genelde Uşak ve Ankara’dan gelirdi. Bunların Afyon’a gelişleri bize bildirilirdi.

 

Daha önce konuk aldığımız Susuz Belediye Başkanı İbrahim Işılak bu gurupları ülkücülere bildirdiğini söylemişti. Başkan onlardan biri miydi sizin zamanınızda?

Tabi bu tür guruplar şehir dışından geldiği için otogarda bulunan şimdiki Susuz Belediye Başkanı İbrahim Işılak o zaman otogarda taksicilik yapıyor. O, bizim gözümüz kulağımızdı. Başka birkaç kişi daha vardı. Bunlardan aldığımız bilgiyle Afyon’da olay çıkartmaya gelenler bir şey yapamadan biz onların tepesine binerdik. Gerekeni yapar ve onları paket yapıp gönderirdik. Otogardaki arkadaşlarımız tarafından bu haberler Ali Başkanıma, Osman Beye, Erdal Beye gider, onlar da akşam bize bildirirdi.

 

Eski Ülkü Ocakları ile şimdiki arasında bir fark var mı? Eski günleri özlüyor gibi bir haliniz var? 

Allah bir daha kimseye 1980 öncesi gibi günler yaşatmasın. Ama gerçekten Ülkü Ocaklarında çok güzel eğitim verirlerdi. Ben ilk gusül abdestimi Ülkü Ocaklarında öğrendim. Din dersi hocamız vardı. Bizlerin dini bilgilerdeki eksikliklerini giderirlerdi. Abdest aldırır, namaz kıldırırdı. O ders bittikten sonra Geometri, Cebir derslerimiz vardı. Salih Ortatepe, Matematik Hocamız Erdal Akar Beyin de bacanağıydı. Tüm matematik derslerimizi Yavuz Hocamla beraber onlar verirdi. Bunlar Ülkü Ocaklarında bize eğitim vererek bizi üniversiteye hazırlarlardı. Dedi ki; arkadaşlar, Teknik Okula gidecek arkadaşlar Yıldız Teknik Üniversitesi’ni tercih etsin. Orada ülkücü az. Oradaki yurtlarda biz yalnız kalıyoruz. Hukuk Fakültesi’ni tercih edecek arkadaşlarımız Ankara’yı tercih etsin. Doktor olacak arkadaşlarımız Cerrahpaşa’yı tercih etsin. İlahiyatçılar İstanbul’u tercih etsin derlerdi.

 

Çocukluğumuzun Efsaneleri Hala İdolüm

Şimdiki Rehber Öğretmen gibi kimin nereye nasıl gideceğine Ülkü Ocaklarında rehberlik yapılıyormuş. Ülkü Ocakları aynı zamanda dershane gibi çalışıyormuş?

Ülkü Ocakları zaten bir okul gibidir. Matematik bilgimizi o dönemde Ülkü Ocaklarından aldık. Şu anda bu taktiğe uyan arkadaşlarımdan biri Aksaray’da Mercedes fabrikasında elektrik mühendisidir. İsmi Resul Garipçin’dir. Kendisi Afyon’un Köprülü köyündendir. Ben bu arkadaşımla hiç irtibatımı kesmedim. Sayın Valimiz Kadir Çalışıcı Bey de Aksaray’da valiyken, onları ziyaret ettik. Vali Beyle beraber Mercedes fabrikasına gittiğimizde arkadaşlığımızın hatırına bana Mercedes fabrikası, Çobanlar Belediyesi’ne bir Mercedes kamyon hediye etti.

 

O günlerden bugün hala siyaset sahnesinde kimler var?

Bugün Afyon Ülkü Ocakları’ndaki ana kadronun neredeyse hepsi o kuşaktan. 1975’li yıllardan bahsediyoruz. 40 yıldır hala bu kadrolar aktif. İshak Süzme MHP’nin önemli bir ismidir. Alpata, Erdal Sayar, Osman Emre, Ali Kocaşaban,Yılmaz Kasap… Bunların öncesi yok zaten. İl Başkanımız İhsan Bayrakçeken, İlçe Başkanımız Cemil Gönlük abimizdi.

 

Konuşmanın başlarında üstü açık otobüs dediniz. Üstü açık otobüs nasıl bir şey, anlamadım?

Kasalı kamyon… Çocukken üstü açık araba derdik. O dönemde bir tek bizde ve Totalar’da vardı.2 taneydi. O da Çobanlar’ın en zengin ve köklü ailelerindendir. Kamyondan bozma, üzerinde oturma yerleri de olan ama aynı zamanda yük ve hayvan da taşınabilen bir araçtı. O zaman üstü açık otobüs derlerdi.

 

Liseden sonra sizin hedefiniz neydi?

Liseyi Afyon’da tamamladım. Liseyi tamamladıktan sonra spor faaliyetlerim vardı. Manisa Spor Akademisi’ni tercih ettim. Fakat babam 18 Nisan 1978’de benim Belediye Başkanı olduğum dönemde 18 Nisan seçimleri babamın ölüm yıldönümüydü. Ben üniversiteye gitmeye hazırlanırken babam hayatını kaybetti. Bu beklenmedik durum bizim hayatımızı değiştirdi.

 

Babam Gizlice Cebime Para Koyarmış 

Nasıl hayatını kaybetti?

Çobanlar’da küçükbaş hayvan sürümüz var. Nisan ayında hayvanların kırpılması lazım. Babam 18 Nisan tarihinde 8-10 kişi kırkımcı götürüyor. Tiftik kırpma denilir. O zaman şimdiki gibi makine yok. Tüm hayvanlar tek tek elle kırpılırdı. Orada öğle yemeğini yiyorlar. Kırkım günlerinde sürüden bir kuzu kesilir ve kırkım ekibine ikram edilir. Babam öğle yemeğinden sonra kalp krizi geçiriyor. Bizde kolestrol ve kalp genetik. Babadan oğula geçer. Bir de amcamdan  geçen Siroz hastalığı var. Babam orada kalp krizi geçiriyor. Krizi atlatamıyor. Kırkım yerinden at arabasıyla getirilirken yolda hayatını kaybediyor.

 

Siz nasıl öğrendiniz?

Ben o zaman Sanat Mektebindeydim. Üniversiteye hazırlanıyorum. Köyden babamın dayısının oğlu geldi. Bana bir şey demediler ama köye gitmem gerektiğini söylediler. Ama bir şey olduğunun farkındaydım. Evin önü çok kalabalıktı. Tabi ki durumu anladım. 18 yaşındaydım. Evin bahçesine girdiğimde gözlerim karardı. Koluma girenler tarafından bir yere oturtuldum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Ben babamı çok severdim. Artık hayatımda onun olmayacak olması beni yıkmıştı. Önümden bir sürü insan gelip geçiyor ama ben hiç birini görmüyordum. Sadece boşluğa bakıyordum. Kulaklarımda bir uğultu vardı. O anda babamın beni üniversiteye giderken göremeyecek olmasına çok üzülüyordum. Ona bu gururu yaşatmak ve onun için üniversiteyi bitirmek istiyordum. Babam aileden okumuş birinin çıkmasını çok istiyordu. Ona bu mutluluğu yaşatamadığım için üzülüyordum.

 

Nasıl biriydi babanız? 

Babam çok iyi bir insandı. Çobanlar’dan Afyon’a okula gelmek için sabah ezanından sonra yola çıkardık. Çocuk orda aç kalmasın diye burada Ataköylü bir Yıldız Lokantası vardı.Aşçı Bekir, oranın aşçısıydı. Benim anne tarafımdan akrabamızdı. Babam o akrabalarımızı tanıttı. Oğlum öğle yemeğini şurada yiyeceksin. Paran olmadığı zaman buradan alacaksın, şurada yiyeceksin. Şuna geleceksin, şöyle yapacaksın derdi. Çok severdi. Amcam oğlunu okutuyor ya; ben de okuyayım isterdi. Sabah geç kalkardı, ben sabah erken geldiğim için haberim olmadan cebime harçlık koyardı. Okusun, yemeğini yesin, ihtiyacını görsün diye. Arabamız da olduğu için günlük gider gelirdik Çobanlar’dan Afyon’a. Bazen de burada şu anda Kütahya Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Müdürü sınıf arkadaşım vardı ; Abdullah Tancı… Babası o zaman PTT memuruydu. Bazen onlarda kalırdım. Babam benim okumamı çok isterdi. Öbürleri okumadı, Sefa okusun derdi.

 

Abim Halk Evi Kurslarına Gitti

Babanızın vefatı sizin hayatınızın yönünü değiştirmiş?

Tabi babamın ölümü bizim ailede rollerin yeniden belirlenmesine neden oldu. Abimin biri çok sanatkardı. O yıllarda Çobanlar’da demirci kursları vardı. Halk Evleri’nde meslek kursları yapılıyordu. Abim orada demirci kurslarına giderek çok iyi bir usta olmuştu. O zamanlar Demokrat Parti ve CHP var. Sonra MHP ve Ülkü Ocakları ile DP’nin Gençlik Kolları Ülkü Ocaklarına geçtiler.

 

Babalar DYP’li, çocuklar MHP’li öyle mi?

Evet, bundaki en önemli etken öğretmenlerimizdi. Sanat okulunda okurken Karadenizli Mustafa Gönen diye bir hocamız vardı. Arif Gürses diye bir hocamız vardı. Bizim mezuniyet tablomuzda onların resimleriyle beraber Uzunçarşı’da Yüksel Konfeksiyon’da mezuniyet tablomuzu yayınlamıştık. O dönemlerde Teknik Okulundaki arkadaşlarımıza Şeker fabrikasından, Çimento fabrikasından direkt iş vardı. Bizim elektrik bölümü şefimiz Ahmet Gümüş, hocamızdı. Bu hocamıza gelirlerdi. Onlar otomatik kumandaya daha yakın gençler. Abdullah Adanır, Vefki Özalp kıymetli öğretmenlerimiz vardı. Biz daha okulu bitirmeden işimizi ayarlarlardı.

 

Vefki Özalp öğretmeniniz miydi?

Evet öğretmenimdir. Elektro-Teknik derslerine girerdi. Teknik bir hocamdı. Alaaddin Hocam şuan Koca Elektrik’in sahibidir. O zamanlar ilk teknik un fabrikasını Biçici yaptı. Biçici Un Sanayii’nin bütün Feniş Elektrik’te Abdullah ve Alaaddin Hocamla beraber ilk teknik un fabrikasını Afyon’ da Biçici Un Sanayii kurdu ve oranın bütün kumanda tesisatlarını biz çektik. 1978 ve 1979 yıllarında… Bu un fabrikasını kumandadan dolayı biz çok iyi çalıştırdık. Hocalarımız bize çok iyi öğrettiler. Sanat okulunda kitap üzerindeki pratiğimizi biz orada gerçekleştirdik. Bir akım trafosunun ne olduğunu, gerilim trafosunun, saatlerinin ne demek olduğunu okulda öğrendik ama gerçek tatbikatını Biçici Un Sanayi’nde yaptık. Dolayısıyla biz mezun olmadan hocam bizleri işe yerleştirirdi. Şimdiki öğretmenler saldım çayıra Mevlam kayıra!

 

Babadan sonra aile ayrıldı

Ben liseyi bitirdikten sonra Manisa Spor Akademisi’ne gitmek istiyordum. O sırada babam hayatını kaybedince planlar bozuldu. Ben okulu bitirdikten sonra evlenecek iki kardeş kaldık. Babam ölmüştü. Babasız bir hayat nasıl olabilir! Damın direği yıkıldı, göçtü. Damın direği yıkılınca ne olur? Benim için kıyamet kopmuştu. Benim ileriye dönük hayallerim, üniversite yıllarım, okuma isteğim… Babama diploma getirme hayalim, hepsi yıkıldı! Damın direği yıkılınca abilerim mallarını üleştiler. Evlerini yaptılar. İlk önce birinci annemden olan abilerim ayrıldı. Kendilerine iş kurdular, gittiler. Büyük abim Mehmet ve diğer abilerimle beraber kaldık. Fakat o arada ikiz abim de ayrıldı. Onlar da şeker fabrikasında işe girdiler.

 

Ailenin dağılması üniversite hayalimi bitirdi

Abilerim ayrıldıktan sonra annemle beraber büyük abim ve iki küçük kardeş kaldık. Mallar ve hayvancılık da bize kaldı. Hayvancılık bize kalınca hayvana çoban bul, şuraya şunu yap, bunu yap derken bizim üniversite işi suya düştü. Abimler dediler ki , okulu boşver! Bak babamız da yok. Biz bize kaldık. Malımız mülkümüz varken biz senin de düğününü yapalım yarın ne olacağı belli değil. Bu evi çekip çevirmek bize kaldı dediler ve bizi mecbur evlendirdiler. 20 yaşında… O zamana kadar aklımda hiç evlilik olmadığı için gönlümüzde kimse yok! Durum böyle olunca biraz görücü usulüyle biraz da annemin ve abilerimin isteği ile benim için beklenmedik bir yaşta, evlenmek durumunda kaldım.  ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ