logo

Babam iki tokat attı yanarsa yansın

mustafa sarıdere (3)

AVM Sarıdere Marketler zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıdere, hayatının en dramatik olayını sessi titreyerek ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Bu söylediğiniz dedelerinden kalan mirasla kendilerini Afyon’un sahibi sananlar biraz ağır kaçmadı mı?, neden böyle bir şey söyleme gereği duyuyorsunuz?

M. Sarıdere,  Afyon’u koca bir köye benzetme cahilliğinde bulunanlara karşı bu söylediği hiç ağır bir laf değil. Dedelerinden kalan servet ile hayatlarını sürdüren bunu yatırıma dönüştürmeden, kimseye bir faydası dokunmayan adamın kendini Afyonun sahibi sanmasına asla izin vermem. Onun için ben bu lafı söylemekten asla çekinmiyorum ve ben bunu birçok ortamda da söylüyorum. Bakın şimdi bu memlekette ekonomik özgürlükleri olup da gerektiği zaman risk almadıklarından dolayı Afyon bu olmuştur. Gerekli riskleri alacak imkanı olanlar fazla bir sermaye yapısının çok az olduğu dönemlerde bu riske girmediler. Bakın aynı işi yapan iki adam var. Birinin 10 bin lira sermayesi var, diğerinin 100 bin lira sermayesi var. 10 bin lirası olanlar 100 bin lirası olanın aldığı risk bir olur mu?. 10 bin lirası olan adam aldığı riskten batar, ama 100 bin lirası olan adam batmaz. Bu şehirde bu gün bu hala gelmişse 100 bin lirası olup risk almayanlarla değil 10 bin lira ile risk alıp kazananlarla bu hale geldi. Onun için kimse Afyon için koca bir köy, bir kasaba benzetmesi yapmasın.

 

Aslında bir anda farklı yerlere geldik. Ben aslında önce şunu merak ediyorum sizin doğduğunuz yıllarda Anadolu şehirlerinde 4 kızdan sonra doğan erkek çocuk çok şey ifade eder. Sizin için 4 kızdan sonra doğmak size ne gibi farklılıklar sağladı?  

M. Sarıdere, Elbette çok güzel ve sevindirici bir durum. Şimdi bunu nasıl anlatmalı bilmiyorum. Beni ancak 4 kızdan sonra 5 numara olarak dünyaya gelen bir erkek anlayabilir. Bunu anlatamam ama aile içinde büyük bir avantaj. Bir de işin başka bir boyutu var. o yıllarda esnaf bir adamın bir erkek evladının olması çok daha önemliydi. İşleri devralacak, babaya yardım edecek biri olarak görülürdü. Bir kere şunu söyleyeyim evet özellikle ablalarımın benim üzerimde çok büyük emekleri var. En küçük ablamla benim aramda 5 yaş var. Bizde her çocuk arasında yaklaşık 5 yaşlık bir fark olduğu için benim için önemli bir avantajdı. Sürekli onların ilgisi, sevgisi ve koruması altında büyüdüm. Ben ne yapsam onların haklarını ödeyemem. Ellerinden öperim hepsinin. Ama bazen duyarız son çocuk olmak şımartılır denir falan bizde böyle bir şey olmadı. Babam buna asla izin vermezdi.

 

Benim hiç bisikletim olmadı

Babanız biraz otoriter birimiydi. Şımartılmadınız ama çocukluk yıllarınıza baktığınızda nelerin özlemini çekiyorsunuz?   

M. Sarıdere,  Orta halli bir esnaf çocuğu olarak dünyaya geldim. Ailenin 4 kızından sonra doğmak tabiî ki biraz farklı ve özel bir durum oluyor. Ama ben bu özel durumun tadını çıkartamadım. İlgi ve sevgi var ama şımartılmak yok. Mesela bakın bir şey anlatayım ben hiç bisikletim olmadı. Hiç motosikletim de olmadı. Babam almadı. Ben hep bunların eksikliğini ve özlemini yaşadım. Babam neden almadı biliyor musunuz? Büyük bir ihtimal kaza yaparım, düşerim, yaralanırım, başıma bir iş gelir endişesiyle almadı. Tamamen korumacılık içgüdüsü ile ben çocukluğumda bir bisiklet sahibi olamadım. Hiç bunun ezikliğini hissetmedim. Hiçbir yere yalnız gönderilmedim. Evren işe işten eve hep birilerinin gözetiminde gidip geldim. Babam beni hiç şımartmadı. Belki içimde şımartılmak isteyen bir gen vardı ama olmadı. Babam her şeyi dozunda yapan bir adamdı.

 

İlkokula nerede başladınız?

M. Sarıdere, İlkokula bizim mahallede Gedik Ahmet Paşa ilkokul’unda okudum. Bir anım var nur içinde yatsın ilkokul öğretmenim İzzet Önder isminde yaşlıca bir öğretmendi. Uzun süre aynı okulda öğretmenlik yapmış ve her döneminde bizim Sarıdere ailesinden bir çocuk okutmuş. Son ablamla aramızda 5 yaş var yeni dönemde bir Sarıdere daha öğrencim olsun isterim demiş. En büyük ablamı, 3 numara ablamı ve 4 numara ablamı okutmuş. Birtek 2 numara ablamı okutmuyor. Normalde 7 yaşında ilkokula başlanırken babamdan beni isteyerek 5.5 yaşında ilkokula alıyor. Babam olurmu daha ufak diğerlerinin arasında ezilir falan diyor ama İzzet öğretmen bir şey olmaz eğer ezilecek gibi olursa bir yıl hazırlık gibi olur biz onu diyor ve kayıt yaptırıyor. Çok şükür ezilmiyoruz ve İzzet Önder öğretmen tarafından mezun ediliyorum. Bizden sonra enekli oldu zaten biz onun son öğrencileri olduk.

 

Ortaokul’u nerede okudunuz?

M. Sarıdere, Gedik Ahmet Paşa İlkokulndan mezun olduktan sonra ortaokul için Şemsettin Karahisari ortaokuluna gittim. Ortaokulu orada tamamladıktan sonra Afyon Lisesi öğrencisi oldum. Lise eğitimini Afyon Lisesinde tamamladıktan sonra eğitim hayatım bitti. Bir ara açık öğretimden bir ihtisas yapalım gibi düşüncelerim oldu ama birkaç imtihandan sonra bu işler bizden geçmiş diyerek zaman ayırıp gidemedim. Bu düşüncemde 30 yaşından sonra olan hadise. İşlerimiz nedeniyle ders çalışma imkanım yok ve bu işlerde ders çalışılmadan olmayacağı için bu hevesimden vaz geçtim. Bunu istememdeki sebeplerden birde çocuklarıma bakın ben zamanında okuyamadım ama istenirse sonradanda bu işi yapıla biliyor muşu göstermek ve okumanın ne kadar önemli olduğunu göstermek içindi.

 

Son yılların en büyük yangını

Madem üniversite okumak istiyordunuz neden gitmediniz, babanız mı izin vermedi, imkanlar, iş, nedir üniversiteye gitmeme nedeniniz?

M. Sarıdere, 1984 senesinde bizim mağazamız komple yandı. Ben o zaman lise 2. sınıfta okuyorum. Çok az tarihi aklımda tutarım bu tarih hiç unutamadığım tarihlerin başında yer alır. Benim hayatımın gidişatını değiştiren ve birçok kararı yeniden almamıza neden olan bir tarih. Lisede okurken 31 Ocak 1984 senesinde yangın çıktı. O yıllarda Türkiye’de dershanecilik olayı daha yeni yeni çıkıyor. İstanbul’da Büyük dershane diye bir yerin Şubat tatilinde giderek yaz tatilinde açığımızı kapatmak için gidip program yapmaya hazırlanıyorum. Üniversiteye ben gitmek istiyorum. Babamda gönderecek o konuda bir sorun yok. Mesela benim büyük ablam eczacıdır kendisi. Babam okutmaya ve eğitime açık. Ancak 1984’de çıkan yangın bizim planlarımızı bozdu. Ekonomik olarak bir dar boğaza girmedik ama yinede biraz sıkıntılı bir dönem yaşadık. Düşünün o zaman iş yeri sigortası yok, her şeyiniz yanmış. Buda yetmiyor yangın komşu dükkânlara da sıçrıyor. Bizim okul hayatımızda çok farklıydı zaten esnaf çocuğu olanlar birili evden okula okuldan iş yerine gelinirdi. Defteri kitabı rafların arasına koyup işin bir ucundan tutulurdu.

 

Öğrenci bir çocuk dükkanda ne iş yapardı?   

M. Sarıdere, basit sıradan işlerdi çoğu. Çeşmeden su doldurulacak hadi Mustafa, bir yere bir şey gönderilecek hadi Mustafa, getir götür işleri yapardım. Küçük işletme sahiplerinin çocuğu işi çıraklıkla öğrenir. Bir de o dönemlerde esnaf adamın çocuğu esnaf olur mantığı vardı. Bunlara rağmen okumak istedim ama olmadı. Belki tam olarak istememişim. İstesem olurdu diye düşünüyorum.

 

Okumuş olsaydınız ne olmak isterdiniz aklınızda bir meslek var mıydı?    

M. Sarıdere, Hayır aklımda önceden planladığım ve illaki ben şu olacağım dediğim bir şey yoktu. Zaten o dönemde öyle bir bilinçte yoktu. Alacağımız puana göre neresi çıkarsa oraya giderdim galiba. Ama nereden mezun olursam olayım yine gelip bu işi yapardım galiba. Ben hiçbir zaman başka bir mesleğe özenmedim. Hep ticaretin içinde olduğum için, her zaman parayla iç içe olduğum için ne okursam okuyum ticaret yapardım. Ticaretin şekli belki farklı olurdu ama kesinlikle ticaret yapardım. Mesela yeğenlerim var onlarında hiç birisi ticaretle ilgilenmedi ve hepsi okudukları mesleklerde ilerliyorlar.

 

 Yangın olayına dönecek olursak. Siz o anda neredeydiniz ve nasıl öğrendiniz. O anda neler oldu? Aile bu yangından nasıl bir zarar gördü?

M. Sarıdere, Ben Afyon’daydım Şubat tatilinde 31 Ocak sabah 09.00 civarında. Detaylarını bilmiyorum. Ama çok büyük zarar gördük. Bizim dükkan yandı, bizim dükkandan komşu 3 dükkana daha sıçradı. Afyon şehir merkezinde çıkan en büyük yangınlardan biri olarak haberlerde yer aldı. Dükkânımızda naylon satıyoruz, ispirto satıyoruz, parlayıcı naftalin satıyoruz, mum satıyoruz. Yani yangını büyütecek her şeyi satıyoruz. Gündüz olması belki bir avantaj gece olsa daha büyü bir felakete yol açabilirdi. Bizim iş yeri 3 katlı ve bodrum katında kimyon, karabiber çektiğimiz bir değirmenimiz vardı. Onun sıkışması sonucu elektrik kontağından çıkıyor. Bizim dükkanla birlikte yanan dükkanların zararlarını babam karşıladı. Çünkü onların yanmasına bizim yangın neden olmuştu. Onlarla hala görüşürüz.

 

Sarıdere göz yaşlarını tutamadı  

Ne kadar kapalı kaldı o anda siz ne hissettiniz insan her gün girdiği iş yeri bir anda gözlerinin önünde yanıyor. Bu kolay bir durum olmaması gerek?

M. Sarıdere, Ben o zaman lise 2. sınıf öğrencisiyim yaşım 15 yaşında gibiyim. Biz babamla başka bir yerdeydik yangını duyduk ve birlikte geldik. Yolun karşısındayız. Ben yanıyor diye dükkana koşmaya hazırlanırken babam kolumdan tuttu ve bana iki tokat attı.

 

Mustafa Sarıdere dükkanın yanığın anında yaşanan o anları anlatırken babasının kolundan tutup engel olmasını sanki bir daha yaşadı. Sağ kolunu kaldırdı ve sanki babası yeniden tutmuş gibi irkildi. Suratına yediği iki tokatı yeniden hissedercesine sesi titredi. Konuşması kesildi ve bir süre sustu. Sağ kolu 30 saniye kadar havada kaldı. Gözleri kızardı başını öne eğdi ve gözyaşlarına engel olamadı. Birkaç dakika sessizlik oldu. Peçeteyle gözlerini sildikten sonra konuşmasına devam etti.   

 

Babam kolumdan tuttu bırak yanarsa yansın dedi. Çok şükür kimsenin canına bir şey olmadı. Ama Babamın beni şok eden o iki tokat atmasını hiç unutmam. Her tarafı kapkara bir duman kapladı. Bizim elimizden hiçbir şey gelmedi. Tek endişemiz daha fazla büyümemesi ve insanların canına bir şey olmamasıydı. Babam giden mal geri gelir ama giden can geri gelmez diye benim kolumdan öyle bir tuttu ki kolum kopacak sandım. Zor tabi ki her sabah açtığınız iş yeri gözlerinizin önünde yanıp yok oluyor. Neyse böyle bir olay yaşandı.

 

Yangın değil babamın tokat’ını asla unutamıyorum

4 ay kadar kapalı kaldıktan sonra yeniden üzerimizde ki şoku atlattıktan sonra işe yeniden başladık. Rabbim yanan yerin otunu tez yeşertirmiş. Bizde biran önce toparlanıp yeniden işimizin başına döndük. Hem kendi işimizi kurup hem de komşuların zararını tanzim ettiğimizden dolayı biraz sıkıntı yaşadık. Şimdi bu konuya nereden geldik? Benim üniversiteye neden gitmediğimden. Böyle bir durumda ben üniversiteye gitmeyi doğru bulmadım. Ailemin yanında kalıp toparlanmaya yardım etmem gerekiyordu. O nedenle ben tercihimi okumaktan yana değil ailemin bu zor zamanında yanında olmaktan yana kullandım. Rabbim gidenin yerine yenisini koydu. Bende yangının fazla bir anısı kalmadı. Ama babamın o kolumdan tutup bana iki tokat atmasının anısı çok büyük. Her şeyi unuturum ama yangının karşısındaki o anı asla unutamam.

Basketbol ekip olmayı öğreti

Ben okul hayatım boyunca tutuk ve içine kapanık biriydim. Öyle birleri ile flört edecek, birinin elini tutacak, onunla bir şey konuşacak biri değildim. O nedenle görücü usulüyle evlenmeyi rabbim nasip etti. Okul zamanında benim çok hızlı olanlar vardı. Ama ben yapmadım. Belki bundan 4 kız kardeşimin olmasının etkisi var. Birisi seninde ablaların var derler diyerek kızlarla bir iletişim olmadı. Fırsatımız yoktu birde benim içimden öyle şeyler yoktu. Ben çocukluktan beri ben iş hayatının içinde olduğum için belki öyle kızlara zaman ayıracak bir gereksinim duymadım. Okul yıllarında çok iyi basketbol oynadım ve boyumun uzun olmasını da basketbol oynamaya borçluyum. Ailemin boyu uzun değildir. Ortaokuldan bu yana basketbol oynayan biri oldum. Basket bol aynı zamanda bana takım oyunu oynamayı ve ekip çalışmasını öğret. Bunun faydasını iş hayatım boyunca hep gördüm. Okul ve sınıf takımlarında ve amatör lisanslı sporcu olarak basketbol oynadım.

Askerliğe gitmek için dilekçe verdim

Afyon Lisesinden mezun oldum. Üniversiteye gitmeme kararını verdikten sonra bir yandan da yanan dükkanı yeniden ayağa kaldırma çalışmaları var. Ben bir karar vermek zorunda kaldım. Bir an önce askere gitmek istiyorum. Okula gitmediğime göre askere gidip gelmek istiyorum. Çünkü askere gidip gelmeden iş başlarsan arada bir kopukluk olacak. Ben işe ara vermeden başlamak istiyorum. Askerlik şubesine giderek erken askere gitmek istediğimi belirten bir dilekçe verdim. 4 tertip gidiliyor ve bizim burası genelde son tertip olarak askere alınıyor. Ben normalden 6 ay önce askere alınıyorum. O zaman askerlik 18 ay. Askerlikten sonra gelip işin başına geçip ailemin biran önce toparlanmasına yardımcı olmak istiyorum. ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno porno izle mersin escort adana escort adult forum istanbul escort hatay escort bayan escort bodrum escort eskisehir escort porno indir escort istanbul

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar