logo

Babam gibi biri çıkarsa evlenebilirim

hatice gök

Avukat Hatice Gök’ün bu güne kadar hiçbir yerde konuşmadığı özel hayatı ilk kez ODAK Pazar Kahvaltıları’nda Ömer Mazi’ye konuştu. Neden bu güne kadar hiç evlenmedi, gelen teklifleri nasıl geri çevirdi, karşısına birisi çıksa cevabı ne olurdu? Tüm bu soruların cevabını Hatice Gök, ODAK Yazarı Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Evet siyaset ve dernek çalışmalarından konuştuk. Ama eğer isterseniz ben birazda sizin özel hayatınızla alakalı konuşmak istiyorum. Bu kahvaltıya katılan her konuğa özel hayatı soruldu. Bu bir kural gibi oldu. Eminim bunca saat konuştuktan sonra Hatice Hanıma neden özel hayatını sormadınız diyenler olacak. Çünkü bu gerçekten merak ediliyor. Ben soruyorum ama isterseniz siz cevap vermeye bilirsiniz. Bu konuyu konuşmak istemiyorum diye bilirsiniz?

Hayır konuşalım. Benim hayatımda konuşmadığım ve konuşamayacağım hiçbir olayım yok. Niye bu güne kadar evlenmedim? Kısaca bunu soruyorsun? Hiç problem değil.

 

Aslında uzun süre düşündüm. Böyle bir soru sorsam şık olur mu?, nezaketsizlik yapar mıyım, bir hanıma böyle bir şey sorulur mu? Ama bu güne kadar 49 konuğumuza sorduk. 1 tanesi özele girmeyelim diye yan çizdi. Geri kalan 48 konuk özel hayatlarının çok çarpıcı bir şekilde anlattılar. Ama bu durum biraz daha farklı. Açıkçası uzun süre kafamda sorsam mı sormasam mı diye kendimi gerdim. Ama bu konuda Hatice Gök benden daha cesur çıktı.

 

Evet sormak istiyorum?. Afyon Lisesi gibi şehrin en sosyal ve gözde okulunda okuyorsunuz. Güzel ve başarılı bir kız olduğunuz belli ki, hala fıstık gibisiniz. Size teklifte bulunulmaması imkansız? Ne oldu?

Evet Afyon’un en gözde okulu bende gerçekten okulun en başarılı öğrencilerinden biriyim. Ancak olaya şöyle de bakmak lazım. O günün Afyon’u şimdi ki gibi değil. Her köşede cafeler, pastaneler yok. El ele bir kızla bir erkeğin bir yere gitmesi imkansız. Biz her ne kadar demokrat bir aile olsak da Afyon muhafazakar bir şehir. Bizim zamanımızda erkek öğrencilerin kız arkadaşları, kız öğrencinin erkek arkadaşı sevgilisi olması mümkün değildi. Buna ne aileler izin verir nede öğretmenler izin verirdi. Kolay değildi böyle şeyler.

 

Afyon Lisesinde çok teklif geldi

Bakın her dönemde en katı ve muhafazakar yerlerde bilen insanlar bir birine aşık olmuştur. Kendisi gelip söyleyemese de ortak bir arkadaş aracı olmuştur?    

Elbette bizimde birçok taliplimiz oldu. Birçok arkadaşım ilgilerini ve düşüncelerini paylaştılar. Bugün Afyon’da bilinen ve tanınan birçok arkadaşım ciddi bir biçimde arkadaşlık teklifleri oldu. Hepsi evlendi çocukları var isim veremem ama bir konuşsam Afyon sallanır.

 

Peki niye? Hiç mi birine gönlünüz kaymadı?

Bir kere ben öğrenciliğim boyunca tek bir hedefim vardı okulumu bitirmek. Başka bir olay, aşk meşk düşünecek zamanım yoktu. Diyorum ya okulun en başarılı öğrencilerinden biriydim. Tek derim eğitimimi tamamlamak ve iyi bir üniversite kazanmak. Öylede yaptım. Ders notların 8-9-10’du. Ben hiç 7 aldığımı hatırlamıyorum. Okulumu bitirmek iyi bir üniversite okumak ve meslek sahibi olmak. Belki bu nedenle bir arkadaşlık ilişkisine girmedim. Kendime bir hedef koydum ve o hedefe ulaşmaktan başka bir gayem olmadı. Bir de lise aşkları insanın hedeflerinden uzaklaştırıyor. Belki öyle bir aşk ilişkim olsa bugün Avukat değil bir ev hanımı olabilirdim. Benim tek derdim okumaktı.

 

Şöyle birkaç saat konuşmamıza baktığımda her zaman çok mutlu ve keyifli bir çocukluk ve gençliğinizin olduğundan bahsediyorsunuz. Dedenizin size olan ilgisi, aile olarak mutlu ve sevgi içinde büyümek etkilemiş olabilir mi?

Benim hayatımda üzgün olduğum dönemler neredeyse hiç yok. Ben her zaman el üstünde büyütüldüm. Hatta dedemin tepesinde omzunda. Babamın Almanya’da kalması dışında hep b,ir arada ve mutlu bir aileydik. Belki bu nedenle başkalarında bir huzur ve mutluluk bir aşk arama ihtiyacı duymadım. Çünkü bunların hepsi bizim ailemizde vardı. Birde bizim yetişme dönemimiz gerçekten farklı bir dönem.

 

Nasıl farklı bir dönem. Bu olayların dönemle ne alakası var?

Olmaz mı? Bizim yetiştiğimiz dönem tam bir ara dönemdi. Bir geçiş dönemiydi. Hem gelenekçi, hem de yenilikçi ve çağdaş yaşam ikisinin bir arada yaşandığı farklı bir dönem. Arada kaldı bizim kuşak. Ahlaki değerler, dini değerler, mahalle baskısı, aile yapıları. Düşünün o zamanki Afyon’u. Herkes bir birini tanır. Herkes bir birinin çocuğunun bekçisi kesilir. Bizim mahallenin kız, sıkıysa biri yan baksın. O nedenle farklı bir dönemdi. Bir geçiş dönemiydi. Bizden sonraki kuşak bu konularda daha özgür oldular.

 

Yinede lisedesiniz, o dönemin liseli aşıkları filmlere şarkılara konu olduğu yıllar?         

Gerçekten bizim lise zamanımızda böyle şeyler yoktu. Olsa konuşurum. Bırakın dışarıyı okul içinde normal karşılanmaz ve okul müdürü ve öğretmenler birçoğumuzun ailesini tanıyor. Böyle bir şeye kimse cesaret edemezdi. Gerçekten biri çıkıp da karşıma gelim diz çöküp ilanı aşk yapmadı.

 

Okulu bitirip meslek sahibi olmak istiyordum

Tamam o kadarını zaten o dönem için beklemiyoruz ama kız arkadaşlar birilerinden selam getirip götürmedi mi?

Şunu açıkça söyleye bilirim. Elbette bazı talepler geldi. Benimle ilgilenenler vardı. Birilerinin gönlüne düşmüşüz ki bazı arkadaşlarım aracı oldular. Ama ben hepsine teşekkür edip benim böyle bir niyetim yok ve ben okuluma odaklanmak istiyorum dedim. Elbette bazı teklifler geldi gitti. Ama bu günkü gibi bu tür ilişkiler ortada yaşanmıyordu. Hatta o dönemde platonik aşıklar vardı. Aşkını karşı tarafa söyleyemeden gidenler vardı. Kendi içinde yaşanırdı. Bizim zamanımızda aşklar böyle ulu orta yaşanmıyordu. Ama benim için gerçekten hem geleneksel yapı, hem dini, ahlaki yapılar ön plandaydı. Bunlara birde idealler ve öğrenim hedeflerim kimseye aşık olacak zamanım yoktu. Ya da kimsenin aşkına karşılık verecek durumda değildim. Hiç ara vermeden okulu bitirmenin peşindeydim.

 

Size talepler gelmiş, bunların bir kısmından haberiniz olmuş, belki şöyle göz ucuyla bakıp beğenmemiş olabilirsiniz. Ama sizin gönlünüzde hiç kimse olmadı mı?

Çok samimi söylüyorum isimlerde verebilirim yazmamak kaydıyla. Hepsi evli ve çocukları torunları olanlar var. Biz zaten arkadaşız bu süreçte kesinlikle böyle bir şey düşünmüyorum dedim. Onlarda anlayışla karşıladılar ve bir daha bana böyle bir teklifle gelmediler.

 

Tamam liseyi anladık Fakülte dönemi?

Lisedeki kaygılar ve düşünceler burada da devam etti. Üniversitede benim için değişen bir şey yoktu. Ben aynı dini ve ahlaki değerlerim aynıydı. Tek bir amacım vardı o da okulu bitirmek. Başka bir planım ve düşüncem yoktu. Elbette fakülte döneminde de bazı arkadaşlarım dan teklifler oldu. Ama onlara da benim böyle bir niyetim yok biz okul arkadaşı olarak kalalım dedim. Bu sürek stajyerlik döneminde de böyle devam ettim. Ama sonraki süreç farklı.

 

Sonraki sürecin farkı nedir?

Sonrası gerçekten çok farklı. Okulu bitirdim, stajım bitmeden Afyon’un en önemli avukatı ve Baro Başkanı olan Cemalettin Öz’den ortaklık teklifi aldım. Şehrin en önemli adamları bizim ofiste toplanıp şehre dair fikirlerini dinliyorum. Bir yandan derneklerde görev almaya başladım. Galiba zamanından erken olgunlaştım. Ya da aldığım eğitim vesaire beni olaylara farklı bakmaya itti. Belki sebeplerden biriside mesleğe başladıktan sonra boşanmaların ne kadar çok olduğunu görmem. Ailelerin parçalanması, arada kalan çocukların durumu, mal paylaşımları. Oysa bu insanlar düğün dernek kurup eğlenerek yuva sahibi oluyorlar. Birçoğu ailesini anasını babasın karşısına alma pahasına deli gibi bir birini severek evleniyorlar. Ama bir atada olmayı başaramıyorlar. Beklide bu olaylarda beni etkiledi.

 

Ben çok iyi bir ev hanımı olurdum

Bu örneklere bakarak evlenmemek çok mantıklı değil. Evliklerin bitmesinin en büyük sebebi ekonomik sıkıntılar. Onu takip eden şiddetli geçimsizlik?   

Öyle dosyalar geliyor ki inanamazsın. Tek sebep geçimsizlik değil. Tek sebep cehalet değil. Boşananların arasında eğitim düzeyi çok yüksek olan insanlar daha fazla olmaya başladı. Ekonomik imkanı yerinde olan insanlarda boşanıyor. İnsanlar bir birine tahammül edemiyor. Hoşgörü ve samimiyetimizi yitirdik. Birde diyorum ya benim babam çok özel bir adam. Ben gerçekten babama aşığım. Onun gibi bir adam beklide karşıma çıkmadığı için, ya da öyle bir adam beklediğim için evlenmedim. Çocukluktan beri herkes genellikle anne diye ağlar ben baba diye ağlayan bir çocuktum.

 

Siz hayatınız boyunca babanız gibi birini aramışsınız?

Babam gibi bir adamı bulmam zaten imkansız. Onu biliyorum ama en azından babamın özelliklerine yakın birisi olsa beklide evet derdim. Bu güne kadar bu özelliklerde birinden talep gelmedi ve tanışmadım. Böyle bir şanssızlığım oldu diyelim. Benim için evlilik çok kutsal bir kurumdur, aile çok kutsal bir kurumdur ve beklide bu kadar önemsediğim içinde çok hassas davrandığım içinde olmamış olabilir. Mesleğim ve dosyalardaki somut olaylarda bende çekince yarattığını söyleye bilirim.

 

Belli bir yaş ve kariyerden sonra elbette insanlar daha seçici oluyorlar? 

Bakın şunu çok iddialı bir şekilde söyleye bilirim. Avukat olmasaydım, belli bir meslek sahibi olmasaydım benden mükemmel bir ev hanımı olurdu. Çok iyi yemek bilirim, dikiş bilirim, temizlik konusunda çok titizimdir, düzen bilirim, örf adet bilirim ve hatta çok mutlu bir ev kadını olurdum. Kesinlikle benden çok mükemmel bir ev hanımı olurdu.

 

Peki bu konuda hiç pişmanlık yaşadınız mı?

Asla yaşamadım. Ben hayatımdan memnunum. Ben böyle yaşamayı seviyorum ve mutluyum. Pişmanlık yaşayacağım bir şey olsaydı zaten bu güne kadar evlenmiş olurdum. Ben böyle çok mutlu ve rahatım. İstediğim gibi yaşıyorum, kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Sivil Toplum Örgütlerinde görev alıyorum. Böyle yaşamak benim hayat biçimim oldu. Ben hayatımda bir tek adama aşık oldum. Ama maalesef aynı adama annemde aşık olmuş. Benim en büyük talihsizliğim babam gibi bir adamı tanımak oldu. Onun gibi bir adam çıkmadı karşıma.

 

Peki hala geç değil. Bugün karşınıza birisi çıksa ayaklarınız yerden kesecek biri olsa tepkiniz ne olur?

Olabilir. Ben evlilik ve aile kurumunun kutsallığına inanıyorum. Ben evlenmeyeceğim diye bir kuralım yok. Sadece doğru insan karşıma çıkmadı. Daha seçici olmam ve babam özelliklerinde birini bulamadığım için bu güne kadar olmadı. Ama biri çıksa neden olmasın. Bu tür tekliflere kapalı değilim, karşı değilim çünkü evliliği ve aile kurumuna çok önem veriyorum. Beyaz atlı bir prens beklemiyorum ama tüm tekliflere de kapalı değilim.

 

Siyaset benim yaşam biçimim

Mesleki başarılarım, kişisel özgüvenim, derneklerde aldığım görevler ve sorumluluklar siyasi partilerin dikkatini çekmeye başlamıştı. Sürekli çeşitli partilerden teklifler alıyordum ama hiç birisi bana hitap etmiyordu. 2008 yılına kadar hiçbir partiyle bir alakam olmadı. Ama 2008 yılında Deniz Baykal ve Mehmet Sevigen’in Afyon’a gelmesi ve düzenlenen toplantıda benim yaptığım konuşmanın not alınıp bana il ve merkez ilçe başkanının ziyareti ile CHP ile yollarımız kesişti. Belediye Başkanlığı teklifi ve o süreçten sonra partiye üye oldum. Siyaset ve CHP benim için bir yaşam biçimi. Ailede, yetiştiğim yerlerde ve arkadaşlarım arasında çizgimiz belliydi ama hiçbir zaman bit çatımız olmamıştı. 2008 yılında benim çatımın CHP olduğunu anladım. Zaman içinde ne kadar doğru bir tercih yaptığımı gördüm.

Kendimi STÖ’de buluyorum

Cemalettin Öz gibi marka bir isimin yanında staj yapmam ve daha ilk aylarda gösterdiğim çabaların karşılığında ortaklık teklifi aşmak her avukata nasip olmaz. Ben mesleğe başlarken on adım önde başladım. Onun yanında Cumartesi toplantılarına katılan şehrin en önemli isimleriyle tanışma ve onların fikirlerini öğrenmek beni erken yaşta bir takım sorumluluklar almaya itti. Onlarca dernekte üye, yönetim kurulu, başkanlık ve üst delege gibi görevlerde bulundum ve bulunmaya devam ediyorum. İçinde bizzat yer almadığım dernekler de maddi manevi desteklerim oldu ve hala olmaya devam ediyor. Sivil Toplum Örgütlerinde kendimi buluyorum. İnsanlara faydalı olmak, bir şeyler yapmaya çalışmak beni mutlu ediyor.  ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ