logo

Aziz Nesin okudum Babam ikinci kattan attı

ummuhan özpınar

CHP Değirmenayvalı Belediye Başkan Adayı Ummuhan Özpınar sıra dışı hayat hikayesini ODAK Pazar Kahvaltıları’nda Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı. Medrese eğitimi alırken aynı zamanda Aziz Nesin okuyan ve bu yüzden babası tarafından balkondan atıldı. Kolu ve bacağı kırılan Özpınar aylarca yataktan çıkamadı.

Babanız Sudi Arabistan ’da ne kadar kaldı?

Bizim ekonomik durumumuz iyi olmadığı için o dönemde Arap ülkelerinde çalışmaya giderlerdi. Genelde inşaat sektöründe çalışırlardı. Babamda oradaki Türk inşaat firmalarında aşçılık yapmak için Sudi Arabistan’a gitti. Yaklaşık 2 yıl kaldıktan sonra yeniden Afyon’a döndü.

Arabistan dönüşü lokantacılık başlıyor galiba. Sizin CHP’den Belediye Başkanı aday olmanıza MHP’li bir baba olarak nasıl tepki verdi?

Evet Sudi Arabistan dönüşü Hilal lokantaları açıldı. Bir süre çok iyi iş yaptı babam ama sonrasını zaten anlattık. Adaylık konusuna gelince. Benim adaylık görüşmem ve el sıkışmamızdan sonra babama söyledim. Önce çok tepki gösterdi ve bir süre küstü bana. Beni hiç düşünmüyor musun, böyle bir şey olur mu? Dedi. Benim ben senin kızınım, beni sen yetiştirdin. Benim kötü bir şey yapmayacağımı bilmiyor musun? kaldı ki ben senin kızınım. İyide yapsam kötüde yapsam sen benim arkamda duracaksın dedikten sonra biraz yumuşadı. Ama ben onların binasına gitmem ve onların bayrağının altında durmam dedi. Böyle dedi ama aday tanıtım toplantısında babam CHP binasındaydı.

 

Babanız özellikle 12 Eylül öncesinden bir hayli öfkeli CHP’ye galiba?

Belki partiyle direk bir sorunu yok ama, aynı görüşteki partinin dernek ve yan kolları ile bir hayli sıkıntılı olaylar yaşanmış. Amcamın kolu sakattır. 12 Eylül olaylarından dolayı Babam da amcam da cezaevine düşmüşler ve oradan amcamın kolu sakat kaldı. Elbette o yıllarda yaşanan sağ sol kavgaları birçok ailede telafisi mümkün olmayan yaralar bıraktı. Bizim hala o yıllara ait gazeteler, kitaplar tavan arasında sandıklarda durur.

 

6 dil biliyor 7’cisini öğrenmeye çalışıyor

Sizin de yurt dışında bir eğitim durumunuz oluyor galiba. Neden böyle bir eğitime gerek duydunuz?

Mısır Elhezer Üniversitesi Medrese Teçhizat Bölümünden Arapça ve Farsça öğrenmek ve icazetli fıkıh kursları aldım. Bir yıl süren eğitim aldım. Mısır’da eğitim almak aslında hiç aklımda yoktu. Bir arkadaşım Arapça öğrenmek için Kuveyt’e gitmişti. Ben zaten Arapça biliyorum ama hem bunu geliştirmek, hem Farsça öğrenmek ve medrese eğitimimi ilerletmek için bende Mısır’a gitmeye karar verdim. Babamda durumu iyi olmamasına rağmen itiraz etmeyince gittim. Ben Arapça, İbranice, Farsça’yı zaten İstanbul’da öğrenmiştim. Dil öğrenmeye karşı özel bir ilgim vardı. Arap arkadaşlarım vardı ve onlarla sürekli konuşurdum. Fatih Kültür Vakfının açtığı kurslarına katıldım. Aynı zamanda Osmanlıca da çok iyi biliyorum.

 

Siz aslında Ortaokul mezunusunuz ama Üniversite düzeyinde eğitim almışsınız ama bunun bir karşılığı yok galiba?    

Kesinlikle öyle bir durum. Bu aslında İbrahim Tatlıses’in yıllar önce Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik, dediği gibi. Kembriç vardı da ben mi okumadım diyorum. Alanımda üniversite düzeyinde bir eğitim gördüm ama bugün Türkiye’de bir karşılığı yok. Çeviri kitaplarını çok seviyorum ve farklı dillerde farklı yazarları okumayı çok seviyorum. Arapça, Farsça, İbranice, Osmanlıca, Fransızca, Rusça biliyorum. İngilizce 10’a kadar saymasını biliyorum ama İngilizce de öğrenmek şart ve şimdi o konuda çalışmalarım olacak.

 

Mısır’da nasıl bir eğitim aldınız, sizin beklentilerinizi karşıladı mı?

Mısır çok güzel anılarım oldu. Çok farklı insanlarla tanışma ve onlardan ders alma imkanım oldu.  Benim için en önemli olaylardan birisi Kabe imamlarından Abdul Samet, Abdul Basfar’la tanıştım. Bu benim için çok büyük bir heyecandı. Onun anlattıklarını çok severdim. Bize vaaz veriyorlardı. Çocukken çok yaramazmış ve annesi tarafından çok daya yemiş. Annesi onu terlikle dövermiş. Döverken de Kabe’ye İmam ol inşallah diyerek dövermiş. Annem yıllarca böyle söylediği için ben anne duası ile Kabe’ye imam oldum derdi.

 

Sizin annenizde Belediye Başkanı ol diye mi dua etti?   

Öyle bir dua etmedi. Ermediği gibi annem babamdan daha fazla karşı çıktı benim Belediye Başkanı adayı olmama. Benim için anne baba, aile duası almak çok güzel ve önemlidir. Bir işe çıkıyorsanız önce anne, baba ve aile desteğini ve duasını arkanıza alacaksınız.

 

Havada süzülerek yere çakıldım

Anneniz niye karşı çıktı. CHP olduğu için mi?

Hayır CHP olduğu için değil. Annem benim çocukluktan beri CHP’ye ilgi duyduğumu biliyordu. Onun için CHP’den aday olmamda sürpriz bir durum yok. Ben çocukken babamdan gizlice Aziz Nesin kitapları okuyordum. Babamın maşı 63 Milyon. Benim aldığım Aziz Nesin kitaplarının seti 65 milyon. Babamın aldığı maaşın üzerinde. İstanbul’da eğitim görürken benim gibi radikal olan 3 arkadaşımla birlikte gittik ve taksitle Aziz Nesin kitap seti aldık. Medrese eğitimi alıyoruz ama hepsinde sağ görüşlü ve muhafazakar insanlar değil. Ben o kitaplarla Afyon’a geldim. Babam yakalayana kadar ben odamda yatağın altında el feneri ile Aziz Nesin kitabı okuyorum. Babam beni o kitapları okurken yakaladı ve ikinci katın balkonundan attı.

 

Şaka yapıyorsun galiba? Aziz Nesin kitabı okuyorsun diye hangi baba çocuğunu balkondan atar?

Benim babam atar. O zamanlar Deniz Gezmiş kitapları arıyorum. Darağacında üç fidan diye kitabı arıyorum ve bulamıyorum. Ben İstanbul’da farklı arkadaşlıklar edindim. Çok farklı görüşlerden arkadaşlarım vardı.

 

Bana kalırsa siz bırakın balkondan atılmayı cemaatten bile atılmayı hak etmişsiniz?

Şaka gibi. MHP’li babanın kızı, Cemaat’te medrese eğitimi görüyor ve Aziz Nesin okuyup, Deniz Gezmiş kitabı okuyor. Bana göre bunlar normal bir durum değil?

Cemaatten hiç atılmadım ama babam yakalayınca ikinci kattan attı. O zamanlar televizyonda Siyaset Meydanı var. Sabahlara kadar devam ediyor. Babamda asla kaçırmaz. Aziz Nesin okumak için bundan daha ideal bir zaman olmaz. Ben odama gittim ve Yorganın altında el feneri ile Aziz nesin okuyorum. Birden kapı açıldı. Babam içeri girdi ve Elimdeki kitabı gördü. Arkasını çevirdi. Kitabın fiyatını gördükten sonra bir elinde kitap diğer elinde beni tuttu ve sürükleyerek dışarı çıkardı. İkinci katın balkonundan aşağı attı.

 

İkinci kattan atıldıktan sonramı daha fazla sıra dışı olmaya başladınız?

Tam olarak değil. İkinci kattan düşerken kendimi uçarken hatırlıyorum. Çok yüksek bir ikinci kat olmasa da yere çakılmam ile birlikte bir kol bir bacak kırılması ile hastaneye kaldırıldım. Çok iyi hatırlıyorum babam beni attıktan sonra yaptığının farkına vardı. Neredeyse o da peşimden atlayacaktı. 3 ay yattım. Ben zeki bir öğrenciydim. Cemaatte sınıf atlayarak giden tek öğrenciydim.

 

Bu kitabı öğretmenin mi istiyor?

Darağacında Üç Fidanı bulabildin mi? 

Ben o zamanlar 14 yaşındayım. Burada zaten üç beş tane kitapçı var. Yüzbaşıoğlu, Erdem kitapevi, Egetaş var. Bir gün Darağacında üç fidan’ı sormaya gittiğimde Erdem’dekiler bana öyle bir baktılar ki anlatamam. Kızım bu kitap senin okuyacağın bir kitap değil. Bizde yok zaten ama bunu öğretmenin mi istiyor diye soruyorlardı. Okuma kızım sen o kitapları diyorlardı. Hayır ben okuyacağım dediğimde inanmıyorlardı. Daha sonra Atatürkçü Düşünce Derneğine giderek onlardan kitap almaya başladım. Orada önce biraz yadırgandım ama sonra alıştılar.

 

Siz aslında doğuştan solcusunuz, başkaları gibi sonradan solcu olanlardan değilsiniz?

MHP’li bir aileden solcu bir çocuk olmak elbette kolay olmadı. Bir tek annem benim bu yönümü biliyordu ve benim kitaplarımı annem saklardı. Hala o kitaplar bende. Benim okuduğum kitapların üzerine not düşerdim. O kitabında okuduğum sayfasına Pazar günü balkondan atıldım, kolum ve bacağım kırıldı diye not düştüm. Kitabın 3. baskısı idi. Babam benim evimde böyle bir kitap okuyamazsın dedi. Size bir şey söyleyeyim mi? Ben babamdan bir tek tokat yemedim. Benim babam beni hiç dövmedi ama balkondan attı. Belki de babamın beni atmasına neden Aziz Nesin okuduğum için değil, kitabın fiyatıydı. Adam 63 milyon maaş alıyor, ben Aziz Nesin’e 65 milyon vermişim. Adamda şuur bozukluğu yarattı. Ama babam o olaydan sonra çok pişman oldu ve üzerime çok titredi. Kızım canın acıyor mu?, bir şey ister misin? diye.

 

Normalde sizin aile yapınız ve bunca zaman gördüğünüz dini eğitimden sonra CHP’nin önünden bile geçmemeniz lazım.

Düz bir mantıkla bakarsa kesinlikle öyle olması lazım. Ama ben çok iyi bir kitap okuyucusuyum. Her görüşten kitabı okuyorum. Babam MHP’li diye sadece o görüşte kalmadım. Medrese eğitimi görüyorum diye sadece dini kitaplar ve yazarlar okumadım. Araştırmayı ve farklı görüşleri okuyup o konularda fikir sahibi olmak ve herkesle her konuda konuşabilmek için öğrenmem lazım. Zaten bu özelliklerim yüzünden hiçbir cemaat beni benimsemedi. Ben soru soruyordum, araştırıyordum. Kanımda aykırılık var. Babamla daha sonra Aziz Nesin olayını konuşmaya başladık. Anlattıkça babamda Aziz Nesin’e hak vermeye başladı.

 

İlk ne zaman para kazanmaya başladınız? Aldığınız eğitim konusunda bir çalımla yaptınız mı? 

Ben arlığım eğitimden hiç para kazanmadım. Çünkü o eğitim para karşılığı yapılacak bir olay değil. Dini eğitim para ile yapılacak bir şey değil. Mesele ben cenazede yıkıyorum. Ama bu güne kadar yıkadığım hiçbir cenazeden para almadım. Bu konuda ayet var. Farz bir ibadettir. Siz benim ayetlerimi küçük bir paraya değişmeyin diyor. Değişirseniz cehennem ateşinde yanarısınız diyor. Ben çok ciddi bir dini eğitim aldım ama bu güne kadar aldığım eğitimden tek bir kuruş kazanmadım. Beni konumunda başka birisi olsa bu işten ciddi bir servet edinirdi. Bana göre dini eğitiminden para kazanan insanlar aptallık eden insanlar. Dini bilgiyi maddi kazanç olarak görenler aptal insanlardır.

 

Ölüden değil yaşayandan korkuyorum

Aldığım dini eğitim gereği neyse ben hepsini yapmaya çalışıyorum. Dediğim gibi bu işten kesinlikle bu güne kadar tek bir maddi karşılık almadım. Son iki yıldır Çavdarlı köyü ve Afyon’da yüzlerce cenaze yıkadım. Çevreme bakıyorum cenaze yıkamayı meslek edinmiş ve bu işten ciddi para kazanan insanları görüyorum ve onlar için üzülüyorum. Bana soruyorlar benim gibi genç yaşta cenaze yıkayan başka biri yok. Korkmuyor musun ölülerden diye. O ölmüş zaten ruhunu teslim etmiş. Önümde dümdüz yatıyor. Ne tarafa çevirsen dönüyor. Ben ölülerden değil yaşayanlardan, canlılardan korkuyorum. Asıl onlar bize zarar verir. Ölmüş birinden asla kimseye zarar gelmez. Korkulacak biri varsa oda yaşayan canlılardır.

Ahmet Kaya’yı hiç dinlemedim

Çocukluğumdan beri okumaya çok büyük bir ilgim vardı. Ülkücü kitaplardan sol kitaplara, İslami kitaplardan alevliğe kadar her türlü kitap okudum. Her alanda bilgi sahibi bir insanım. Azizi Nesin’in okumadığım kitabı yok. Deniz Gezmiş için yazılan kitapları ezbere bilirim. Ama hiç Ahmet Kaya’yı dinlemedim. O bana hep itici ve tarzını sevmediğim için onu asla dinlemedim. Çevremde arkadaşlarım dinlerdi ama ben onu hiç dinlemedim. Ney çalarım ve ney dinlemekten çok büyük bir keyif alırım. Enstrümantal müzikler dinlemeyi seviyorum. 7 karanfilin serisi vardı. İçinde sadece müzik olan söz olmayan şeyler beni dinlendiriyor. Sanat müziği dinlerim.

ODAK Pazar Kahvaltıları

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ