logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Aziz Aslan’ın fantastik hayat hikayesi

aziz aslan1

ODAK Pazar Kahvaltıları’na katılan MHP İl Başkanı Aziz Aslan’ın sıra dışı aile yapısı ve yaşam hikayesini ilk kez gün ışığı ile buluşuyor. ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’nin sorularını cevaplandıran Aslan’ın babası evlatlık, kendisi iki anneli çarpıcı hayat hikayesini ilk kez anlattı.

 

Aziz Aslan kimdir, nerede doğdu, nasıl bir ailesi vardı? Genellikle MHP İl Bakanı ve Milletvekili adayı bir siyasetçi olarak biliniyorsunuz. Siyasetin dışındaki Aziz Aslan kim?

İhsaniye’nin Kadımürsel köyünde 1961 yılında dünyaya geldim. Benim köyüm Afyonun son köylerinden birisi. Afyon, Kütahya, Eskişehir üçgeninde bir yer. Bizim doğduğumuz yıllarda köyden dışarı asla göç olmamış. Ama bizim dünyaya gelmemizden sonra yani 1965’lerden sonra Kütahya ve özellikle Eskişehir’e çok göç vermeye başlıyor. Sulanabilir arazileri olmayan dağın yamacında bir köy. Şu anda 105 kişinin yaşadığı bir köy. Genelde yaşlıların oturduğu bir köy.

 

Nasıl bir aileniz vardı?

Babam rahmetli Döğer kasabasın da doğmuş. Annesi de babası da babam 3 yaşındayken rahmetli oluyor. Bizim köyümüzde çocuğu olmayan bir aile babamı evlat edinmiş. Böylece babam bizim doğduğumuz köyde yaşamaya başlıyor ve orada evleniyor. Kendi halinde bir köylü ailenin çocuğuydum. 3 kız 2 erkek kardeşin en büyükleri olarak doğdum. Ama burada bir şeyin anlatmam lazım. Babam bizin annemizden önce başka bir Medine isminde başka bir hanımla evleniyor. Çok uğraşmalarına rağmen çocukları olmuyor. Daha doğrusu iki çocukları oluyor ama yaşamamışlar. O günün şartlarında 6-7 yıl çocukları olmuyor.

 

Anneniz 2. Eş’mi oluyor?

Evet ama burada asıl önemli olan büyük annemin davranışı. Uzun süre çocukları olmayınca Medine annem babama diyor ki, “ben sana bir çocuk veremedim seni kendi ellerimle evlendireceğim ve çocuk sahibi olacaksın”  Kendisiyle iyi geçinecek bir kız bularak babamla ikinci evliliğini yaptırıyor. O da bizim annemiz oluyor.

 

Bir babam 2 annem vardı

Müthiş bir olgunluk. Böyle bir Türk filmi de vardı hatırladığım kadarıyla. Bunu genelde kocalar ister ve boşanmaya kadar gider ve evde geçimsizlik başlar. Sizde nasıldı durum?

Babamın asla böyle bir teklifi ve iması bile olmamış. Büyük annem tamamen kendisi istiyor ve iyi anlaşabilecekleri birini arıyor. Asla bir huzursuzluk olmadı ve bizi kendi annemizden daha çok korudu kolladı. Asla bir kıskançlık, çekememezlik olmadı. İki annemizde bacı kardeş gibi hiçbir tartışmaları olmadan yaşadılar. Ben evin en büyük çocuğuydum, benden sonra 3 kız ve bir erkek kardeşim daha oluyor.

 

Medine anneniz hala yaşıyor mu?

Hayır kaybettik ama o da çok özel bir olay. Babam ve iki annemizi 2005 yılında Hac’a gönderdik. Hac vazifesini yaparken adı gibi Medine yakınlarında bir yerde hayatını kaybediyor. Birkaç gün hastanede yatıyor ve hayatını kaybediyor. O mübarek bir insan ki giderken hiç bir şeyi yoktu. Orada rahatsızlanıyor ve son nefesini o kutsal topraklarda veriyor. Orada hayatını kaybeden orada kalıyor. Her zaman dua ederdi. Allah’ım ne olur birkaç günden fazla hasta kalmayayım. Aniden öleyim derdi. Tamda Allah gönlüne göre verdi. İki gün hastanede kalıyor ve aniden hayatını kaybediyor. Üstelik kutsal topraklarda. Adı gibi Medine’de defnediliyor.

 

Çok çarpıcı bir olay. Kendi çocuğu olmadı diye kocasına ikinci evliliği yaptıran ve sizlere kendi çocuğu gibi bakan ve bir gün olsun tatsızlık yaşatmayan bir kadın gerçekten çok etkileyici?

Bizi kendi çocukları gibi baktı. Çok şanslıydık iki tane annemiz vardı ve ikisi de bizi çok seviyordu. Aile yönünden çok şanslı çocuklardık. Bizde asla onu kendi annemizden ayırmadık ve aynı saygıyı ona da gösterdik. O çok başka bir kadındı. İyi ki bizim hayatımızın bir parçası olmuş. Tam bir Osmanlı kadınıydı. Köyün ebesi, köyün otoritesi oydu. Küskünleri o barıştırırdı. Düğünlerin aşçılığını yapardı. Karı koca arasında yaşanan bir sorundan evi terk eden kadın büyük anamın bir sözüyle evine dönerdi. Köyde asla bir kişi bile onun söylediğine itiraz etmemiştir.

 

Aileniz ne iş yapıyordu, ilkokula nerede gittiniz?     

Sonuçta köyde yaşıyoruz. Köy yerinde ya tarım ya hayvancılık. Biz daha çok hayvancılık yapıyorduk. Babam hayvan alım satımı yapıyordu. Kendi halinde bir köylü hayatımız vardı. İlkokulu köy okulunda okudum. Malum birleştirilmiş sınıflarda okuduk. Köyde bir öğretmen birleştirilmiş sınıflarda hepimizi o okutuyordu. Ben okulun en başarılı öğrencilerinin başında geliyordum. Benim okumam için büyük annemin çok büyük gayretleri oldu. Ben birde evin ilk çocuğu olduğum için beni çok severdi. Yaz tatillerinde cami hocasına gönderirdi. Benim kendim annem her zaman ona tabi olurdu. Asla ayrı düştükleri bir olay olmazdı. Abla kardeşten daha yakınlardı.

 

Bu anlattığınız olay biraz fantastik bir olaya dönüştü. Bir adam ve iki eş. Ama birine çok bağlı iki kadın? Bugünkü yaşantıya çok zıt bir durum?

Böyle bir aile yapısını bugünkü koşullarda anlamak ve izah etmek imkansız. Bu günden bakıldığında fantastik geliyor ama babama da böyle bir durumda çok büyük iş düşüyordu. Bazen birkaç gün ayrı kalırlardı nanemle büyük annem. O birkaç günden sonra karşılaştıklarında bir birine sarılıp ağlarlardı. Aralarında inanılmaz bir bağ vardı.

 

15 kilometre yürüyerek okula gidiyordum

Ortaokulu nerede okudunuz? O yıllarda köyde ortaokul yoktu sanırım?

Köyde ortaokul yoktu. O zamana kadar zaten ortaokula gidende yoktu. Benimle birlikte o dönem 3 kişi ortaokula gidiyordu. İhsaniye Ortaokulunun yatılı bölümü vardı. Biz oraya yatılı öğrenci olarak kayıt yaptırdık. O zamanlar Cumartesi öğleye kadar okul olurdu. Cumartesi öğleden sonra okuldan çıkıyorduk ve 15 kilometre yolu yürüyerek köye gidiyorduk. Bazen yağmur yağarken yola çıkardık ve tam 3 saat eve girene kadar yağmur yağardı. Başka şansımız yok ve köye eve varabilmek için hiç durmadan 3 saat boyunca 15 kilometre yolu yürürdük. Şimdi insanlar 500 metre yürümüyor.

 

Ortaokul 1. Sınıfa giden 3 çocuk 15 kilometre yolu yürüyerek köye gidiyor?

Ne yapacaksın ki başka bir çaremiz yoktu. Bir hafta boyunca yatakhanede kalmışsın ve karavana yiyorsun. Cumartesi öğleden sonra gelse de eve gitsek diye iple çekiyoruz. Bize 15 kilometre hiç uzun bir mesafe gibi gelmiyor. Eve gideceğiz diye seviniyoruz. Gittiğimiz zaman evde ziyafet bizi bekliyor. Bizim sevdiğimiz yenmekler hazırlanıyor. O 15 kilometrenin lafı mı olur? Akrabalar yeğenimiz gelmiş diye bizi bekliyorlar. Köyün ilk ortaokula giden çocukları biziz. Bizden öncesi olmadığı için köyde el üstünde tutuluyoruz. Bir gece evde yatarız ve Pazar öğleden sonrada yeniden okula dönmek için yola çıkarız.

 

Diğer erkek kardeşiniz ne yapıyor?

Ailenin yıllarca çocuk özlemi olduğu için benden sonra peş peşe geliyor kardeşler. 3 kız 1’de erkek kardeşim var. Erkek kardeşim köyde yaşıyor. Hayvancılık ve tarımla uğraşıyor. Bende üniversite dahil hayvancılık yaptım. Babam hayvancılık yaptığı için çok çobanlık yaptım. Üniversitenin kapandığı günün ertesi ben köyde olurdum. Köyde o zaman ne iş varsa bir ucundan da ben tutardım. Ben okuyorum, biraz dinleneyim asla olmadı. Arpa oraklarım, tarlada çalışırım, çobanlık yapardım. Çok zor şartlarda yetiştik. Ama o zamanın şartları öyleydi.

 

Bayramda bayramlık giymezdim

Babanız tam olarak ne yapardı. Nasıldı ailenin ekonomik durumu?

O yıllara baktığımızda köyde yaşayan birisi olarak orta halli bir halimiz vardı. Babam hem hayvancılık, hem de tarımla uğraşırdı. O nedenle durumumuz biraz daha iyi sayılırdı. Babam her bayram bana mutlaka bayramlık alırdı. İyi bir cemiyet adamıydı, çok sevilen sayılan biriydi. Herkesin işine koşturan bir adamdı. Kim ekonomik olarak sıkışmışsa yardım ederdi. Babam her bayram bana takım elbise alırdı. Döğer pazarına götürürdü pazara kamyon kasasında mağaza gelirdi. Seç oğlum derdi. Takım elbiseden ayakkabısına kadar her şeyimi alırdı. Babam bayramlığı bayramdan bir ay önce alırdı. Ama ben her zaman o kıyafetleri bayramdan 15-20 gün önce giyerdim.

 

Niye böyle bir şey yapardınız? Bayrama kadar sabredemez miydiniz?

Hayır ondan değil. Benimle birlikte ortaokula giden arkadaşlarımın durumu çok iyi değildi. Onlara karşı hava atıyor gibi olmasın diye günlük elbisem gibi bayramdan çok önce giyerdim. Onlar mahçup olmasınlar diye. Bayram kıyafetlerimi asla bayramda giymedim. Onlara ayıp olmasın diye. Ama bazen biz onlara özenmeye başlardık. Eskişehir’e çalışmaya giderlerdi ailecek. Bayramda tatile gelirlerdi. Ama bizde bayram falan yok ve çalışıyorduk. Onlarda işten izne gelmiş geziyorlardı. Onlar gezerken biz çalışıyorduk.

 

Birleştirilmiş sınıfta okumak nasıl bir şey? Nasıl bir eğitim veriliyor?

Birleştirilmiş sınıf bugünün Türkiye’sinde bile olan bir gerçek. Çok kolay değil elbette ama ben sınıfın en iyi öğrencilerinden birisiydim. Hatta zaman zaman öğretmen üst sınıfların derslerini kontrol için beni görevlendirdi. Benim başkanlık ilk kez İlkokulda başladı. Babam okuma yazma bilmeyen bir adamdı. Ama özellikle matematik konusunda bir dahiydi. Asla kağıt kalem kullanmadan kafadan hesap yapardı. Babam köyde kanaat önderi olan bir adamdı. Kardeşimde muhtarlık yaptı.

 

Yatılı ortaokul nasıldı?

Yatılı ortaokul, 13 yaşında bir çocuksun. Köyünden, ailenden ayrılıp yatılı okulda kalmak elbette kolay bir şey değil. Bizim gibi köyden gelenler yatılı ama aynı zamanda yatılı olmayan öğrencilerde eğitim görüyor. Sınıflarda soba var sıcak ama yatak haneler soğuk, bazı geceler tam yatağı ısıtıyorsun yan tarafa dönmeye kalksan buz gibi. Üşümemek için hiç kımıldamadan yatmasını öğrendim. Yatakta yan dönemiyorsun. Yatılı okumak elbette çok zor. İnanır mısınız ben askerlik hayatına ortaokulda başladım. Koğuş, nöbet, yatak yapma, ranza, karavan. Bir çocuk için kolay alışılacak şeyler değil.

 

MHP İl Başkanı Aziz Aslan Kimdir?

Aziz Aslan 1961 yılında İhsaniye ilçesi, Kadımürsel köyünde doğdu. İlkokulu kendi köyünde, Ortaokulu İhsaniye ilçesinde bitirdikten sonra Akşehir Öğretmen Lisesi sınavını kazanarak 1978 yılında bitirdi. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine girdi. 1983 yılında mezun olduktan sonra Afyonkarahisar merkez, İhsaniye ve Kütahya Altıntaş ilçelerinde bir merkez ve iki şube olarak kendi işyerlerinde Mali Müşavir olarak çalışırken 2005 yılında TPE.’nün açmış olduğu marka vekilliği sınavını kazanarak ilave bir faaliyet olan Marka Vekili olarak ta çalışmaya başladı.27.yılını tamamladığı mesleki faaliyetlerine ilgili yerlerde devam etmektedir. Mesleki faaliyetleri ile ilgili birçok başarı ve katılım belgeleri bulunmaktadır. Okul yılları faaliyetlerinden sonra sosyal ve siyasal faaliyetlerine 23 yaşında başlayıp, muhtelif kooperatif, dernek ve ocak yönetimlerinde bulundu. 1992-1994 yıllarında Afyon Türk Ocağı yönetim kurulu üyeliği yaptı. 1995 yılında “Afyon Sancak” adında aylık kültür ve aktüalite dergi çıkardı ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. MHP İl Başkanı

 

Afyon’a sınava geldik sinemadan korktuk

İlkokul 5. Sınıfta okurken öğretmen çalışkan öğrencileri seçti bizi Afyon’a sınava getirdiler. İlk kez o zaman Afyon’a geldim. Köyde araç yok. Sadece bir iki kişide traktör var. Döğer Belediyesinin bir jeepi vardı. Arkası çadır gibi yanları şeffaf nayonla kaplı 4’er kişinin yan yana oturacağı bir araç. Bununla Afyon’a sınava geldik. Babam ve öğretmen başımızda. Afyon’a ilk gelişimiz. Ama başka bir ilk de bizi sınavdan sonra sinemaya götürdüler. İlk kez sinemaya gidiyoruz ve bir savaş filmi oynuyor. Film Başladığında silahlar tanklar biz öyle bir korktuk ki anlatamam. O zamana kadar sinema nedir bilmiyoruz silahlar, tanklar bir savaş filmi ve hepimiz çok korkmuştuk. Neredeyse salondan kaçacaktık.

 

Sünnetten değil tokattan ağladım

Emsallerim sünnet oldu beni bir türlü sünnet ettirmiyorlar. Bu durum beni üzüyordu. O zaman 4. Sınıfa gidiyordum. Babam özel bir şey yapmak için bekliyordu. Ama herkes oldu ben olmadığım için biraz kızıyordum. Bir gün köye bir sünnetçi geliyor. Babamda hayvan satışı için şehir dışında bazen bir haftada geliyor. Benim bu sıkıntımı bildiği için dayım anneme Aziz’i sünnet ettirelim diyor. Annemde babası ne der ki diyor. Dayım tüm sorumluluğu üstüne alarak beni ve kardeşimi dersten alıp sünnet ettirmeye götürüyor. Ben o kadar istiyorum ki sünnet oluğumda hiç ağlamadım. Ama adamın birisi öyle bir tokat vurdu ki ne olduğunu anlayamadım ve tokadın acısıyla ağlamaya başladım. Ağlamazsam nazar değermiş onun için vurmuş. Tamamda mübarek biraz yavaş vur gözümden yaş geldi. O zamanlar sünnet et ertesi gün yürüsün olmuyordu. 10-15 gün sürüyordu. Babam geldiğinde bir bakıyor ben ve kardeşim sünnet olmuş çok kızıyor niye yaptırdınız ben onlar için özel bir şey yaptıracaktım diye.

ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,