logo

ANS kanunları, Takı yok, hediye yok, torpil yok

hüseyin çağrı (1)

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yakın koruma polislerinden Çay Belediye Başkan adayı Hüseyin Çağrı, Çankaya Köşk’ünde yaşan Sezer ailesinin bilinmeyen yanlarını ilke kez Odak Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı. Neden Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinden ayrıldı, Çay Belediye Başkanlığına niye aday? Hepsi ve daha fazlası bu söyleşide.  

Bu kadar mütevazı olan bir insan neden Cumhurbaşkanlığı Köşkünde oğluna düğün yapsın?

Ahmet Necdet Sezer’in oğlu Levent Bey’in düğünü o zaman medyada yer aldı. Bakın size bir şey anlatayım ondan sonra karar verin. Düğün davetiyelerinin üzerinde hediye ve takı olmayacak diye yazıldı. Bir tek takı takılmadı ve kesinlikle hediye kabul edilmedi. Hangi Cumhurbaşkanı böyle bir şey yapar. Başka bir konudan bahsedeyim. O gün düğünden önce elektrik sayaçlarının numaraları alındı. Düğünden önce ve sonra. Hesaplandı ve Beyefendi düğün anında kullanılan elektrik, su ve yapılan ikramların paralarını kendisi ödedi. Sezer ailesi bu kadar ince ayrıntıları bile düşünen bir aileydi. Başkalarına bakın aynı duyarlılığı gösteren var mı? Şimdi böyle bir insana ne denile bilir?

Afyon Valisi de kızının düğününü burada yaptı ve tüm iş adamlarını davet etti?

Sadece vali mi? Bakın gazete arşivlerine çocuklarının takılarından servet edindiklerini açıklayan politikacılar var. Hatta sünnet takılarından. Böyle bir dönemde Ahmet Necdet Sezer gibi bir beyefendi Cumhurbaşkanı Türkiye için ayrı bir önemi olması lazım ama maalesef onu ne Afyon, ne de Türkiye anlayamadı. Bu ülkede dürüst olmak kabahat olmuş. Alışmış millet bal tutan parmağını yalar.

Günde üç defa ilaç alan biri nasıl alkol alsın?

Cumhurbaşkanı Sezer’in çok fazla alkol aldığı söyleniyordu. Bu konu ne kadar doğru?

Bu konu külliyen yalan. Beyefendi kesinlikle alkol alan birisi değil. Kalp ameliyatı olmuş ve sürekli ilaç kullanan bir kişi. Her gün düzenli olarak onlarca ilaç alan bir insan nasıl alkol alacak. Buna nasıl inanılıyor anlamış değilim. Günde üç defa düzenli olarak ilaçlarını alırdı. Bu yüzden oruç tutamıyordu. Ama asla oruç tutan birinin yanında bir şey yediği ve içtiği görülmedi. Biraz sosyal Demokrat birisi olduğu için alkol alıyor, oruç tutmuyor yakıştırması ondan yapılıyordu. Taze sıkılmış portakal suyu içerdi.

Cumhurbaşkanlığı sırasında ve sonrasında medyadan hep uzak kaldılar nedir bunun sebebi?

Beyefendi de, Hanımefendi de özel hayatının gizliliğine çok fazla önem veriyorlardı. Gerekmediği sürece asla basının karşısına çıkmadılar. Ama çok önemli sosyal sorumluluk projeleri yaptılar. Üstelik bunların birçoğu basında yer almadı. Şimdi de her şeyden uzak normal yaşamlarını sürdürüyorlar. Bir aile dostuna ziyaret bile haber oluyor. Onlar bu tür şeyleri sevmiyorlardı. Daha sade ve normal yaşamayı tercih ediyorlardı.

Afyon’un hizmet almamasının sorumlusu Milletvekilleri

Afyon’da en çok eleştirilen yanlarından birisi de Afyon’a hiç bir şey yapmadı deniliyor. Cumhurbaşkanı yatırım yapan bir kurum değil ama bu konuda talep geldi de yapmadı mı?

Cumhurbaşkanlığı devletin en üst makamı. Ama Cumhurbaşkanlığı yatırım yapan, hizmet götüren bir makam değil. Bir temsil makamı. Burada bir kabahatli aranacaksa o zaman Afyon’un 7 tane milletvekili vardı. Bu 7 milletvekilinden hiç birisi Afyon için bir proje, yatırım ve istek için gelmedi. 5 milletvekili AK partili bir CHP’li birde MHP’li milletvekili vardı. Niye hiç birisi Afyon için bir talepte bulunmadı. Milletvekili bir proje ve taleple gelecek ki Cumhurbaşkanı talimatla onun kapılarını sonuna kadar açsın. Cumhurbaşkanımız seçildikten sonra bir tek hayırlı olsuna geldiler. Onun dışında bir daha gelen giden olmadı. Aslında dosyayı alan gelmeliydi. Cumhurbaşkanı siyasetçi birisi değil. Talep gelecek o talimat verecek. Ama hiçbir Afyonlu milletvekili gelip Afyon’a şunu istiyoruz demediler. Bu işte bir suçlu aranıyorsa o dönemki milletvekillerinden hesap sorsunlar.

Bayan Sezer Eğitime çok büyük önem veren biri olarak hatırlıyoruz. Kendisinin de öğretmen olmasından dolayı?

Hanımefendi aslında öğrencilik yıllarında Beyefendi gibi hukuk okuyor. Ama daha sonra öğretmenliği seçiyor. Ben Hanımefendi ile gitmediğim il ve ilçe kalmadı. Eğitim konusunda yaptığı çalışmalara çok büyük başarılar elde etti. Eskişehir’de Kadir Çalışıcı valim zamanında bir Eğitim Kurultayı yapıldı. 4-5 gün süren. Hanımefendi özellikle okuryazarlık oranının artması için Ulusal Eğitime Destek Kampanyası çok büyük bir başarı elde etti. Bu kampanya nedeniyle tüm ziyaretlerinde yanında mutlaka ben vardım. Hanımefendi belli bir yaştan sonra okuma yazma öğrenenlere çeyrek altın verirdi. O törenlerde bazen çok ilginç hayat hikayeleri oluyordu.

Bu kadar yakın olmanıza rağmen neden Sezer ailesi koruma ekibinde yer almadınız? 

Bu teklif bana amirlerim tarafından yapıldı. Hanım efendi de çok istedi ama benim o zaman iki kızım vardı. Şimdi üç oldu. Bizim meslekte Doğu görevi yapılmadan emekli olunmuyor. Çocuklarım küçükken eğitim hayatına başlamadan Doğu görevini yapmak için tayin istedim. Şarka gideyim görevimi tamamladıktan sonra çocuklarımın eğitim hayatını da düşünmek zorundayım. Açıkçası çocuklarımın eğitimi için o görevi kabul etmedim. Hatta Hanımefendi bize biraz kırılmış bu konuda.

Abdullah Gül ile kısa bir süre çalıştım

Ahmet Necdet Sezer’den sonra ayrıldınız mı yoksa Abdullah Gül ile de çalıştınız mı?

Benim amacım hemen ayrılmaktı. Ancak kararımı değiştirmem için amirlerimden baskı vardı. Bir yıl sonra ayrıl diye baskı yaptılar. Hayrünnisa Gül hanımla kısa bir süre çalıştıktan sonra Abdullah Gül Beyefendinin ekibine geçtim. Gül ile gittiğimiz yurt dışı gezisi günlerce sürerdi. Bir ülkeden diğerine, bir kıtadan başka kıtaya geçiyorduk. Çok fazla seyahat yapıyorduk. Bir seyahatte 3-4 ülkeye gidiyorduk. Benim çocuklarımın eğitimi için tayin isteğimi ısrarla sürdürdüm. Sonrasında Diyarbakır’a tayin oldum. Orada Devlet Büyüklerini koruma ekibindeydim. Hüseyin Avni Mutlu şimdiki İstanbul Valisi bizim valimizdi. 4 yılın sonunda Isparta Senirkent’e geldim. Aslında Diyarbakır’da lojmanda kalıyorum, fazla maaş alıyorum, Bir memur için çok büyük fırsat ama benim gibi çocukları olan ve onların eğitimini düşünen birine göre değil.  

Isparta Senirkent’e tayin olmayı siz mi istediniz. Sizin için Senirkent gibi bir yer sıkıcı olmadı mı?

Isparta Senirkent’i ben kendim istedim. Bunun nedeni de Senirkent ile Çay arasında bir bağlantı yolu var ve 70 kilometre bir mesafe. Yarım saatlik bir yol. Bu nedenle Senirkent’i istedim. Isparta valisi ve Emniyet müdürü seni şehir merkezine alalım dediler ama ben kabul etmedim çünkü Çay’a gelip gitmeyi istiyorum. Özellikle hafta sonları mutlaka Çay’a geliyordum. Senirkent’te çok aktif çalışmaya başladık. Okulları ziyaret ediyorum, öğrencilerle konuşuyorum. Birçok büro bana bağlandı. Okullardan sorumlu bir polis olayı yoktu. Her okula bir polis vererek “Okul Polisi” uygulamasını başlattık. İlkokullarda, ortaokullarda ve liselerde konferanslara katıltıyorum. Bazı zamanlarda okul yönetimini ve öğretmenleri de dışarı çıkartarak sadece öğrencilerle baş başa kalıp karşılıklı konuşuyorum. Birçok sorunu biz böyle aşıyorduk.

Belediye Başkanlığı için Senirkent’i seçtim

Üniversite öğrencileri var mıydı?

Küçük bir ilçeye göre 2 bin 620 tane üniversite öğrencisi vardı. Türkiye’nin her yerinden öğrenci olduğu için her guruptan öğrenci vardı. PKK’lıdan tut sahte paracıya kadar her kesimden öğrenci gurupları var. Ben bunların hepsini bilirdim ve hepsinden bilgi alırdım. Onlarla iyi bir iletişim kuramazsan istihbarat toplayamazsınız. Benim başarılı çalışmalarımdan dolayı kaymakam tarafından takdir belgesi verildi. Bizim hayatımız hep renkli ve hareketli bir şekilde geçti. 

Neden bu kadar sık Çay’a gelmeyi istiyorsunuz?

Senirkent’i isterken Çay’a yakın ve ulaşımı kolay olduğu için seçtim. Benim amacım Çay’la iletişimi geliştirmek ve Çay Belediye Başkanlığına aday olmak için seçtim. O nedenle hafta sonları Çay’da olacağım bir görevi tercih ettim. Aksi takdirde bu gün istesem Cumhurbaşkanı koruma ekibinde yerimi alırım. Çay benim doğduğum ata yurdum. Çay’a her geldiğimde yerinde saymasına üzülüyordum. Hiçbir ilerleme yok ve sürekli göç veren bir yer. Benim Çay’a vefa borcuma var. Çay’ı hak ettiği yere taşımak için kafamdan bir sürü fikir ve proje geçiyor. Bu nedenle benim hafta sonları Çay’da olmam gerekiyordu.

Belediye Başkanlığı adaylığı için istifa ettiniz? 

Çay Belediye Başkanlığı için istifa ettim. İnşallah kazanırsak Çay’ın kaderini değiştirmeye talibim. Benim Ankara’da açamayacağım kapı yok. Bakanlıklar, genel müdürlükler, hangi kapıdan girilir hangi kapıdan çıkılır hepsini biliyorum. Birçok Belediye Başkanımız seçilene kadar yaşadıkları ilçenin dışına çıkmamışlar. Ankara’nın yolunu bilmiyorlar. Onları şoför götürüyor. Beni şoför değil ben şoförü Ankara’ya götürürüm.  Yurt içinde ve yurt dışında adım atmadığım yer kalmadı. Ben bir iş nasıl yapılır, neden biter hepsini bilirim.

AK Parti Çay’a hiçbir şey yamadı     

Çay son 10 yılda AK Parti hükümetine rağmen hiçbir ilerleme sağlayamadı. Buna Belediye Başkanının da ilgisizliği var. Talep olmayınca AK Parti’nin de önemli bir yatırımı olmadı. Birde yanlış bir algı var Belediye’ye hükümetten olmazsa yardım alamaz diye. Al sana Çay Belediye Başkanı arkasında hükümet var ama 10 yılda ne yaptı. Koca bir 0, iş hükümette değil proje üreten Belediye Başkanında bitiyor. Siz adam gibi proje yaparsanız hiçbir bakanlık ona hayır demez. Hatta hibe krediler var. Bunları bileceksiniz ve ona göre proje üreteceksiniz. Benim Ankara’dan geçiremeyeceğim proje yok. Sen projeni koy ona kimse itiraz edemez. Artık her şey dijital ortamda. Projeyi verdikten sonra sümen altı edilme imkanı yok.

Çay göç veren bir yer oldu

Son 10 yıla baktığımızda Çay sürekli küçüldü. Öğretmenler durmak istemiyor, gençler gidiyor, yatırım yok. 25 binlerden nüfusumuz 13 binlere düştü. O kadar vasıflı insanımızı kaybettik ki telafisi imkansız boyutlara ulaştı. Ben hafta sonları Çay’a geliyorum sosyal aktivite sıfır. Bana göre Çay’ın her şeyiyle yeniden imar edilmesi lazım. Önce giden göçü önleyip tersine çevireceğiz. Sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler gelişecek. Yatırım ve hizmet şehri haline geleceğiz. Bunlarla ilgili tüm projelerimiz hazır. İddialı konuşuyorum. İlk görev sürem içinde Çay nüfusu 20 binleri bulacak. Yatırım gelecek ve bırakın Afyon’u Türkiye’nin en hızlı değişen ve gelişen ilçesi Çay olacak. Çay’ın hastalığını biliyorum tedavi ve reçetesi bende. Belediye başkanına bakıyorum çöp toplamayı, asfalt yapıp parke taşı döşemeyi hizmet yaptım diye konuşuyor. Bunlar hizmet değil, bunlar rutin belediyecilik görevleri.

Senirkent küçük ama modern bir ilçe

Şimdi görev yaptığım Isparta’nın Senirkent ilçesine bakıyorum. Çay’ın özelliklerinin 10’da biri yok. Ama Senirkent küçük bir ilçe olmasına rağmen modern bir ilçe. Hizmet almasını ve yatırım yapmasını bilmiş. Belediyecilik çok iyi bir şekilde yapılmış. İnanın oradan gelmeyi istemiyor çocuklarım. Çay ise bir çok imkanı olmasına rağmen maalesef bir arpa boyu yol alamamış. Bunda en büyük suç Belediye Başkanları şehrin gelişmesine değil kendi gelişmelerine bakmışlar. Bizimle birlikte Çay modern ve çağdaş bir şehircilik anlayışı ile tanışacak. 5 yılda Çay’dan uzak kalan biri geldiğinde gözlerine inanamayacak. Ben nereye geldim diyecek. Çay’ın değişimi bizimle birlikte olacak. her Çaylı doğduğu yerde doyacak, doğduğu yerde yaşayacak. Daha iyi imkanlar için başka şehirlere göç etmeyecek. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ