logo

Annemle aynı adama aşık oldum

hatice gök

Afyon’un en popüler avukatlarından birisi olan Hatice Gök, mesleki başarının yanı sıra sivil toplum örgütlerinde yaptığı çalışmalarla da tanınıyor. Gök hayatının tüm ayrıntılarını ODAK Pazar kahvaltılarında anlattı.

Hukuk Fakültesi kaçıncı tercihinizdi? Hukuk olmasa başka seçenekler var mıydı?

Benim hukuk okumamı öğretmenlerin istemişlerdi. Onların yönlendirmesi ile il tercihim Dayımın oğlu zafer abim vardı kendisi İstanbul’da öğretmenlik yapıyordu. Tercihlerimizi yapacağımız sırada o bizdeydi. Dayın olsaydı senin doktor olmanı isterdi dedi ve İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesini yazdırmıştı. 2. Sırada Filiz Bozca öğretmenim benim hukuk okumamı istemişti. O nedenle 2. Tercihim Ankara Hukuk Fakültesiydi. 3 sıra İstanbul Hukuk, 4 ve 5 Cabbar hoca nedeniyle matematik öğretmenli ben zaten 6 tercih kullandım 18-20 tercih kullanmadım.

 

Kafanızda o zaman hukuk, matematik öğretmenliği ve dayınız nedeniyle doktorluk vardı?

Evet genel olarak bunlar vardı. Ama bir dakika son tercihim neydi biliyor musunuz? Çok ilginç TRT spikeri Jülide Gülizar vardı. Ben ona hayrandım. O haber sunarken ben konser izler gibi, film izler gibi izlerdim. Çok güzel konuşuyor ve haber sunuyordu. Ona hayranlığımdan kimseye söylemeden 6. Sıraya o zaman Eskişehir kapalı devre Radyo Televizyon Basın Yayın Bölümü açılmıştı. Ailemden habersiz ben orayı da yazdım. Spiker olmak istiyordum. Ama kadın o kadar güzel konuşuyordu ki topuzlu saçlarına falan hayrandım. Bu arada başka bir şey hatırladım. Ben Ankara Hukuk Fakültesini yazmadım. Zafer abim İstanbul’da kazanırsan biz arız burada demişti. Genelde akrabaların olduğu yerleri yazıyorum. Evet Ankara Hukuk Fakültesini yazmadım. O zaman gazetelerde yayınlanıyor. Babama numaramı verdim bir süre sonra babam Ankara Hukuk Fakültesi kızım gözün aydın dedi. Ben şoktayım.

 

Niye şoktasınız?

Dedim ya ben Ankara Hukuk Fakültesini yazdığımı hatırlamıyorum. Baba olamaz, bir yanlışlık var ben kazanmamışım dedim. Olur mu kızım verdiğin numara burasını göster eve geliyorum dedi. Geldi gazeteye yeniden baktık. Ben saklıca Eskişehir spikerlik yazacağım diye kodlamada Ankara Hukuk Fakültesini yazmışım. Bunu sonradan tespit ettik. Hatta aylar sonra bana resmi sonuçlar gelene kadar kazanamadım diye düşünüyordum. Kayıt için gittik ve babam senin imkanların var özel yurtta kal dedi. Sultandağlıların işlettiği özel bir yurt vardı orada kaldım. Yurt olayı benim hayatımın kabusu olan bir dönem hiç alışamadım.

 

Hayır’da bir tercihtir dedim sınıfı geçtim

Yurt ve Fiziki şartları bir kenara bırakırsak genel olarak hukuk fakültesi yılları nasıldı?

Hukuk fakültesi ve hocalarımız gerçekten çok kaliteli ve iyi bir ekip vardı. Tunçer Karamustafaoğlu Anayasa profesörü bizim hocamızdı. Hukuk Fakültesi bana çok uygunmuş. Ya çok iyi notlar aldım ya da çok kötü ortası yok. Okul hayatım boyunca hep notların en üst seviyedeydi. Ama Hukuk fakültesinde ya çok iyi çok kötü. Çok zorlandım ama özellikle 1402’liklerden çok çektim. Hatta bir dersimi bir türlü veremiyorum okuldan atılacağım. Hocayı okul bahçesinde yakaladım. 1980 ihtilalinde siyasi liderlerin yeniden siyasete dönmeleri için 1983’de referandum yapıldı. O referandumda Afyon’un oyu hayır çıkmıştı. Hoca bana bunu sordu. İdare Hukukundan son hakkım. Eğer bu kez de geçemezsem okuldan atılacağım. Bahçede giderken ben hocaya dersi nasıl geçeceğimi soruyorum hoca’da bana Afyon neden hayır referandumda hayır oyu kullandı diye yine sordu.

 

İyi de bu sizin elinizde olan bir şey değil ki?  

Tek takıntılı dersim bu. Hocam son hakkım ben bu dersten nasıl geçerim diyorum, hoca bana Afyon niye red verdi diyor. Sanki benimle dalga geçer gibi. Ben sınava nasıl çalışacağımı düşünüyorum hoca niye diyor. Bende biraz sinirlenerek, “Hocam hayır’da bir tercihtir” diyerek sert bir biçimde cevap verdim. Yarın sınavı var ben onu nasıl vereceğim ona çalılmak için yurda gideceğim. Hoca durakladı, “Ooo bu kadar özgüven” dedi. Hocam lütfen ne soracaksanız ona göre çalışacağım bu son şansım dedim. Hoca bana baktı ve “Git git sen geçtin” dedi. Hocam nasıl geçtim, kaç sınavdır neler çekiyorum. “Hayır da bir tercih diyorsan bu iş bitti. Benim asıl varmak istediğim noktaya ulaştın. Bunu neden hala sorguluyorsunuz. Afyon kendi seçme özgürlüğünü kullandı ve buda bir tercihtir. Bu nedenle sen geçtin” dedi. Ben çok şaşırdım ama sınava girmedim dersi geçtim. Zaman zaman bu hocamlar benzer konuşmalar yaptık.

 

Okulda kalma imkanını var, hakim ya da savcı olma şansınız var neden Avukat olmaya karar verdiniz?

Fakültede çok rahat kalabilirdim. Evet hakim ya da Savcı’da olabilirdim ama ben avukat olmayı seçtim. Çünkü ben bir yere bağlı çalışamam. Bunun bir nedeni de ben bir yıl beklemek zorunda kaldım. O bir yılı Afyon’da geçirdim. Hazır yemek, hazır yatak, temiz ve ütülenmiş hazır kıyafetler bu kadar hazır varken ben okulda kalmam, memuriyet de olmaz. Ben Afyon’a ailemin yanına dönüp avukat olmalıyım dedim. Yurt hayatının çekilmez şartlarından dolayı böyle bir karar verdim.

 

Aslında baktığımızda sizin iki sivri çıkışınız hayatınızı etkilemiş. İlkinde Afyon Lisesine kayıt olmanız, ikincisinde Fakülteden atılmanızı önlüyor?

Aslında asilik damarlarımda var. Ama ben hiç dikkat etmemiştim. Evet Atatürk Lisesi Müdürünün kayıt yaptırma sırasında sert çıkışım sayesinde okula kaydım yapılmıştı. Fakülteden atılmak üzereyken de okul bahçesinde hocanın alakasız bir soru sormasına kızıp sert çıkışım sayesinde fakülteden atılmaktan kurtuldum. Bazen ters de tepe bilir ama bana şans oldu.

 

Staj yaptığım adam ortaklık teklif etti

Hukuk Fakültesini bitirip Afyon’a döndünüz nerede staj yaptınız?         

Eski Baro Başkanlarından rahmetli Cemalettin Öz vardı. Onun yanında avukatlık stajı yapmaya başladım. Okul hayatımda olduğu gibi çok iyi bir yerde çok güzel bir staj dönemi yaşadım. Stajyerler inisiyatif almaktan kaçarken ben çok fazla inisiyatif alarak çalışmalar yaptım. Ben staj yaparken babam rahmetli Yılmaz Oruç’un ofisini benim için tutmuştu. Yılmaz amca çarşıdaki kendi ofisinden taşınacaktı 3 ay öncesinden babam tutmuştu. Bir hafta Ankara’ya gidecektim Cemalettin Öz, “Kızım çabuk git gel ben seninle ortak çalışmayı düşünüyorum dedi.

 

Nasıl yani babanız sizin için ofis tutuyor, staj yaptığınız kişi ortaklık teklif ediyor. Yanımda çalış değil ortaklık?

Cemalettin abi çok iyi bir avukat ve aynı zamanda Baro Başkanı. Onun yanında çok önemli kişileri tanıma imkanım oldu. Kızım biliyorum baban ofis tuttu ama ben seninle ortak olmak istiyorum çok işimiz var biran önce git ve geri gel dedi. Gitmeden öncede babanla konuş. Sen ne istiyorsun dedi. Ben stajyer gibi değil bir avukat gibi çalışıyordum. Çok önemli davaları bana vermeye başlamıştı ve asla gözü arkada kalmıyordu Cemalettin abinin. Ben stajyerken çok çalışıyordum, her işi takip edip sonuçlandırmaya bakıyordum. Çünkü çok iyi bir eğitim aldım ve bunun hakkını vermek istiyordum. Ama bugünkü stajyerlere bakıyorum o kadar rahatlar ki iş umurlarında değil. Staj dönemlerini çok verimli kullanmıyorlar. Fotokopi yok bilgisayar yok ben daktilo ile yazıyordum. Şimdi o sorumluluğu göremiyorum, bir dağınıklık bir boş vermişlik içindeler.

 

Ortaklık teklifi ne oldu. Babanız olur mu kızım? Ben ofisini bile tuttum demedi mi? 

Bir taraftan kendi ofim olması güzel fikir ama bir taraftan daha staj yaparken Afyon’un en öneli avukatı tarafından ortaklık teklifi gururumu okşuyor. Hatta Yılmaz Oruç amcanın eşi Tülay teyze için İstanbul adliyesine bir dilekçe yazdım mahkemeye gitmememize rağmen o davayı kazandık. O dilekçeyi hala saklarım. O zaman bile büyük ve önemli davalarla başladım. Cemalettin Öz’ün teklifini düşündüm. İşimiz var, önemli davalar var, ayrı bir ofisin olmasının mantıklı olmadığına karar verdim ve ortak olmaya varım dedim. 6.5 yıl rahmetliyle birlikte çalıştık.

 

Afyon’un Mercedes ve BMW’lerini babam getirdi

Babanız Almanya’dan neden döndü? Sadece 5 yıl kadar kalmış?

Babam Almanya’da fazla kalmadı. Kalmak gibide bir niyeti yoktu saten. 5 yıl gibi bir sürenin sonunda Annem ya bizi de götür ya sende gel böyle bir hayat olmaz dedi. Bu nedenle babam döndü. Araba getirmesiyle de Afyon’da popüleritesi yüksek biriydi. Geldiğinde 3 tane tuğla fabrikasına ortak oldu ve sonrasında yapsatçılığa başladı. Uzun yıllar kat karşılığı yada arazi alarak üzerine binalar yapıp satarak işlerini yürüttü. Sağlık sorunları başlayana kadar sürdü yat-sat olayı. Şimdide kendi deyimi ile emekli hayatı sürüyor. Hala sosyal bir insan.

 

Bazı hayır işleri de var diye biliyoruz. Kendine göre yöntemleri olan sıra dışı bir adam?    

Babam farklı bir insan. Diyorum ya benim hayatımda tek talihsizliğim annemle aynı adama aşık olmak. Ataköy’de ki 4 nolu sağlık ocağı, sağlık evi projesi olarak verildi daha sonra ihtiyacı karşılamadığı için Sağlık Ocağı olarak yapıldı. Valilik bir proje verdi babam bir sağlık ocağı daha yapacak. Hukukçu kızı olmasına rağmen kurallarla arası iyi değildir. Projeyi mevcut sağlık ocağını yakından bir daire tutarak oraya taşıdı ve sağlık ocağını yıkarak yenisini yaptı. Ben devlete yapıyorum, yeri belli, proje belli, ben başlarım prosedürde sonradan tamamlansın diye kazmayı vurdu. 6 ay içinde inşaatı bitirdi ve tefrişatıyla birlikte tamamladı. Koçubey beldesinde bir sağlık ocağı var. 1996’da Özel kızı öğrenci yurdu yaptı.

 

Kiraya verilen Yurttan mı bahsediyoruz?

Evet orasını kendimiz işletecektik. Ben bu nedenle Cemalettin Beyle ortaklığımı sonlandırdım. Daha sonra Kredi Yurtlar bizim ihtiyacımız var dediler ve çok baskı yaptılar tam tefrişatını aldık ve yerleştireceğimiz sırada. Babamda tamam dedi ve verdi. Üstelik çok da sembolik bir rakamla kiraya verdik. Tefrişatlar elimizde kaldı. Ranza, yataklar, battaniye falan ne varsa onları Jandarma, hastaneler ve diğer kuruluşlara dağıttı. Babamın her noktada mutlaka resmi kurumlara bir desteği olmuştur. Özellikle bunu Milletvekilliği seçimlerinde daha net olarak gördüm. Gittiğim her yerde ya babamın, ya dedemin sayesinde insanlar beni bağrına bastı. Özellikle girişimci gençlere çok destek olmayı severdi. Eğitime ve özellikle kızların eğitimine önem veren bir adam Almancı Mehmet.

 

Kızım çekti başka kızlar çekmesin

Özel yurt olayı içimde kanayan bir yara. Hayatımın en kötü dönemi okuldan yurda döndüğüm zamanlardı. Son dönemlerde iki kişilik bir odamız vardı. Oda dediğimde banyodan bozma bir yer. Bir banyo nasıl bir yer olabilir ki. İki yatak zor sığıyor. Adamlar banyoyu oda yaparken lavaboyu sökmemişler ve odanın içinde bir lavabo ve çeşme vardı. Bizim tek lüksümüz o lavaboydu. Sabahları yüzümüzü yıkamak için ortak lavabolara gitmemek ne kadar önemli bir şeymiş anlatamam. O zaman odayı babama gösterdiler bak en güzel odayı verdik burası yurdumuzun özel odası dediler. Çelik dolabımız koridorda bu manzara babamın gözünden silinmemiş. Afyon’da ne yapabiliriz diye düşünüyor. Babam toplumun her kesimine önemli destekler verdi. Benim Ankara’da ki yurt sıkıntımdan dolayı Afyon’da bir kız öğrenci yurdu yaptı. Kredi Yurtlar Kurumu bizim ihtiyacımız var diyerek yurdu bizden kiraladılar. Babam kızım çekti başka kızlar çekmesin diye son derece güzel bir kız yurdu yaptı.

 

Almancı Mehmet’in kızıyım

Babam 1971 yılında Almanya’ya gitti ve 1976 yılında geri döndü. Dönmeden önce araba getirmeye başlamıştı. Almanya’da belli bir süre kaldıktan sonra Türkiye’ye bir araba getirme hakkı vardı. O zamanlar başka türlü yabancı araba getirmek mümkün değildi. Afyon’daki 100’den fazla Mercedes, BMW gibi o dönemin lüks arabalarını babam getirdi. O zaman araç ithal edilemiyor. Babam bu hakkı dolan kişileri bulup belli bir ücret karşılığında Almanya’dan Afyon’a 100’den fazla araba getirerek farklı bir ticaret yapıyor. Almanya’dan araç getirmenin şartları çok kolay değildi. Belli bir süre çalışmak ve kesin dönüş yapmak kaydıyla sadece bir araç getirme hakkı var. O kesin dönüş yapanları babam bulup işlemleri takip edip onlar adına yurda sokarak Afyon’a getiriyor. Bu sayede babamın adı Almancı Mehmet olarak kalıyor. Ben Almancı Mehmet’in kızıyım.

 

 Şiir ezberleyemem

Benim hayatta yapamadığım ender şeylerden bir tanesi ezber. Çocukluğumdan beri hala bir şeyi ezberleyemem. Bir şiir bile ezbere bilmem. Hatta ilkokulda şiir ezberlemem gerektiğinde abim, ablam, amcam, babam ve ilginçtir annem okuma yazma bilmez o bile seferber olurlar. Günlerce çalışırız ama ben yine ezberleyemem. Annem okuma yazma bilmeyen bir kadın. Daha sonra Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenin eşi köyün kadınlarına okuma yazma öğretmişti. Bizim evdeki bana şiir okutma telası öyle bir boyut alırdı ki Annem bile şiiri ezberlerdi. İşte bir türlü hazmedemediğim ve annemi kıskandığım olaylardan birisi bu dur. Bana şiir ezberletmeyi denerken okuma yazma bilmeyen annem ezberliyor ama ben ezberleyemiyorum. Bu durum hala aynı. Ezberleyemediğim için de baba diye ağlardım.  ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ