logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Anam ineğini satarak bana sermaye yaptı

emin birliktir

Mahmut Emin Birliktir hayatında ikinci kez asker olmaya terhisine 2 ay kala karar veriyor. Dilekçesini yazıp bölük albayına veriyor. Albay dilekçeyi yırttıktan sonra “git lan senden asker olmaz” diyor. Birliktir’in ilgin yaşam öyküsü devam ediyor.

Okul yıllarınız ve iş başlama tarihi 1980’li yıllar. O zaman ihtilal olmuştu siz ihtilal sırasında neredeydiniz?

İhtilal zamanında ilginç bir anım var. Şimdi dedim ya amcamla Menzil’e kafile götürüp getiriyoruz. Biz menzilden dönerken Osmaniye’de sabaha karşı askerler yolumuzu kesti. Gece saat 4.30 civarı. Herkesi arabadan indirdiler kimlik taraması var. O anda benim üzerimden kimlik çıkmadı. İhtilal oldu bunu kimliği yok bunu alacağız dediler ve beni karakola aldılar. Amcam ve safiler gitmemiş. Karakola gelerek bu bizim çocuğumuz öğrenci, çalışıyor terörist değil onu almadan gitmeyiz diye karakol komutanı ile görüşüyorlar.

Asker aldığını bırakır mı, burada Halil İbrahim Baykara’da yok?

Biz nezarethaneye girdik. Benim gibi birçok kişi var ama içlerinde en genci benim. Saat 11 gibi amcam elinde bir yazı ile gelerek beni çıkardı. Çok iyi bir albay vardı. O adam olmasa benim ne olacağım belli değil. O zaman içeri gireni 8 ay hiç kimse nerede olduğunu öğrenemiyor. Hele sıkıyönetime düşenleri unutun artık. O kadar kötü zamanlardı onlar. O Albay yazı verip beni göndermese beklide bu gün burada olmayacaktım. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Osmaniye’de jandarma karakolunda geçirdim.

İhtilaldan birkaç yıl sonra askere gidiyorsunuz?

Askerliğimi acemi birliğini Denizli’de yaptım. O zaman Kenan Evren Genel Kurmay Başkanı güreşi çok severmiş. Bütün kıtalara emir göndermiş güreş yapanların belirlenmesi için. Denizli’de askerlik yaptığımız yerde bir tek ağaç yok. Kıraç bir yer. Sıcaktan eğitimden kaçmak için bahane arıyoruz. Ordular arası güreş turnuvası düzenleyin demiş. 11. Piyade Tugayı Çavuş Talimgâhtayız, Yüzbaşı dedi ki güreşçiler öne çıksın dedi. Bölüğün yarısından fazlası öne çıktı. Yüzbaşı bakın güreşçi olmayan yerine dönsün. Buraya güreşçiyim diye çıkıp güreşçi olmadığını anladığıma askerliği burnundan getiririm dedi. Yarısı geri çekildi. Yine çok fazla, yüz başı bir kez daha ikaz ettikten sonra kalanında yarısı çekildi. Ama yinede çok fazla.

 

Askerde güreş şampiyonasında 2. Oldum

Orada bir turnuva yapılsın elenen yerine kazananlar devam etsin?

Tugay Komutanının yerine bakan bir albay vardı çıktı, eğitimden kaçmak için yapıyorsanız sizin için iyi olmaz, bakın son kez söylüyorum dedi yarısı daha gitti ama hala 500 kişi var güreşçiyim diyen. Bir bölük 400 kişiyse 100 kişi güreşçi. Her bölük kendi içinde bir eleme yapacak. Eğitim alanlarında her bölük kendi elemesini yaptı. Meydan güreşi gibi çıktık ama kilo, boy ayrımı yok. Kandıralı bir astsubay vardı. O herkese Kandıralı derdi. Sen sen, çık derdi. O gün iki saat boyunca güneşin altında toprağın üstünde 12 kişiyle güreşerek yenmek zorunda kaldım ama öldüm yorgunluktan. Her ne kadar boy post, kilo ayrımı olmasa da ben tekniğini bildiğim için yendim ve bölüğün takımına girdim.

 

Eğitimden kurtuldunuz, artık dokunulmazlığınız vardır?

İş orada kalsa iyi. Tamam bölüğün takımına girdik ama tabur takımına gireceksin daha. Birde orada güreşeceğiz. Ama bir dinlendirme yok, bir su verelim yok. Hadi bakalım güreş diyorlar. Sanki güreş makinesiyiz. Orada da birkaç kişiyle güreştik. Neticede akşama kadar 15 kişi ile güreştim. Daha sonra 74 kiloda Denizli 11. Tugay Güreş takımına girdim. Ankara’da Kara Kuvvetleri Güreş Turnuvasın da 2. Oldum.

 

Başkan sizde hep 2. Oluyorsunuz. Okullar arası güreşte 2., Ordular Arası güreşte 2., Belediye’de 2. Nedir bu sizin ikinciliklerden çektiğiniz ne zaman birinci olacaksınız? 

Hakkaten ya. Ben hiç böyle düşünmemiştim. Ben hiç birinci olmadım ya. Ama askerde Erol Kemah vardı milli güreşçiydi. Adam 38 kez milli takım forması giymiş ben onunla nasıl mücadele edeyim. O kısa dönem askerdi ve o birinci oldu bende ikinci oldum. Oradan İstanbul’a gittim Halit Özutku ve Zafer Aslantürk ikisi de teğmendi ve onların ikisi de Afyonluydu. Tuzla Piyade okulunda askerlik yaptım. Benimde matbaacılık sertifikam olduğu için ben oraya varmadan beni matbaa komutanıyla konuşmuş ve beni direk oranın sorumlusu yaptılar. Rahat bir askerlik yaptım ve askerliğimin sonları geldiğinde düşünmeye başladım.

 

Son günlerde gel teskere gel çekmek kolay değildir?

Benim düşüncem teskeremin gelmesi değil. Tam tersi ben askerde kalmak istiyorum. O zamanlar bir sınavla astsubay olarak askerde kalına biliyordu. Ben askerliğin sonları yaklaştıkça başladım düşünmeye. Gitsem ne yapacağım? Sermaye yok, iş yok, bakmak durumunda olduğum bir aile var, evlilik yaşımız geldi. Bir dilekçe yazdım ve ben asker olarak kalmak istediğimi bildirdim. Amirimize vereceğiz o da Burhan Albay. Komutanım ben asker olarak kalmak istiyorum. Dışarıda yapacak bir işim yok. Burada hiç olmazsa düzenli bir maaş var dedim. İyi düşündün mü dedi? Düşündüm komutanım dedim. Dilekçeye baktı yırtmaya başladı. Git lan senden asker olmaz dedi. Döndüm gittim. Ben ertesi gün bir dilekçe daha yazdım yine yanına gittim. Çok babacan bir adamdı. Otur dedi. Beni karşısına aldı, “Senin yapın askerliği götürmez. Sen askeriyeden atılırsın” dedi. Komutanım benim durumum böyle böyle dedim. Yeni bir dilekçe yaz askerlikten matbaacı olarak kalmak istiyorum diye. Adam ileri görüşlüymüş. Beklide yapamazdık. Ama benim yazıya cevap hiç gelmedi.

 

Anam ineğini sattı bana sermaye yaptı.

Askerlik bitti ve yeniden Afyon’a döndünüz?

Geldik Afyon’a benim ilk tercihim şeker fabrikası. Gittim müracaat ettim ama beni işe almadılar. Seni bir dahaki kampanyada alırız dediler 8-10 ay sonra. Bu arada ben nişanlandım ve düğün yapmak zorundaydım. Bir iş yapmam lazım. Amcamın matbaaya girdim. Ama bugünkü asgari ücretin yarısı kadar bir para veriyor. Anamın bir ineği var yeni buzağılamış sütün en verimli zamanı. O ineği satmak zorunda kaldık 700 liraya. İnek parasını sermaye yapıp bir matbaa açacağım. İneğin parası yetmiyor. İhsan Alkan var. Alkan şekerleme. Babamı çok sever onun kefaletiyle İhsan Melezoğlu ile birlikte bir yer tutuk ve elle sallama bir makine aldım. Herkes otomatik makine kullanıyor ben elle çalışan bir makine aldım. Bu benim ilk kendi işim oldu ama daha çok eksik var. İbrahim Telek o zaman Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi başkanı. Bana o zaman en yüksek krediyi verdiler. İpotek yok, senet yok, hiç bir şey yok. Matbaanın eksiklerini tamamladık ama yine elle çalışıyoruz.

 

Bu şartlarda sizin ayakta kalmanız uzun sürmez?

Esnaf Kefaletten ilk kredi kullanmam böyle başladı ve yıl 1984. Tabi zor herkesin bir saatte yaptığı işi ben 24 saatte yapıyorum. Babamın arkadaşı vardı kulakları çınlasın Çetin abi. Eski Şoförler Odası Başkanı Çetin Akyol o zaman emekli oldu. Babamın çok iyi arkadaşıydı. Benim durumumu görüyor. Adam emekli ikramiyesinin hepsini getirip bana verdi. Onun bu iyiliğini asla unutmam ve onu asla yalnız bırakmam. O parayla gidip otomatik bir makine aldım. Çetin abi olmasa benim esnaflığım uzun sürmezdi. Başlamadan biterdi. Çünkü daha fazla devam etmem imkansızdı.

 

Burada nişanlandım dediniz, yenge hanımla nasıl tanıştınız, ilk teklifi nasıl yaptınız?   

Bu konulara girecek miyiz? Çok kolay olmadı o zaman kayın peder biraz sıkıntı yarattı tabi. Vermek istemedi önce.

 

Başkan kayın pederden öncesi nasıl oldu?

Bunlar çok özel ya. Yapmayın şimdi.

 

Özel olduğu için soruyoruz zaten. Okulda kişi başına 4 kısın düştüğü bir okulda niye yenge hanımı seçtiniz?

Eşim bizim sınıftan değildi zaten bir alt sınıftandı. Ben 3. Sınıfa giderken onlar 2. Sınıfa gidiyordu. Eşim Mesut Akkaş’ın sınıfındaydı. Ama gerçekten o zaman bir kıza arkadaşlık teklif etmek çok zor bir şeydi. Bırak yüzümüzü her yerimiz kızarırdı. Bizim sınıfta bir kız vardı eşimin arkadaşı ve hala eşimle görüşürler. Ona dedim ki Kızım 2.C’de bir kız var onu bana ayarla dedim. Ben ama gerçekten hepsini koruyorum. Okulda benim yerim farklıydı. Ben cumaya giderdim öğretmenler bana izin verirler. Diğer çocuklar bizi de cumaya götür öğretmenlerden izin al diye baskı yapıyorlar. Ben mecburen sınıfları dolaşıp isim isim topluyorum. 15-20 kişi oluyoruz. Okuldan çıkıp camiye gidene kadar bir bakıyorum ki arkamda kimse kalmamış. Hepsi cumaya gidiyoruz diye bana izin aldırıp kahveye giderlerdi. Nasrettin Hoca Timur hikayesi gibi. Hiçbir zaman ben camiye 2 kişi girmedim. Almadığım zamanda kavga çıkartıyorlar.

 

Birliktir’in zor anları

Başkan Aynur Hanım olayına geri dönelim. Arada bizi atlatmaya çalışıyorsun ama tek atlatamayacağınız konu burası?

Hayır atlatmayacağım ama şunu da belirtmem lazım. Muharrem Müftüoğlu diye bir okul müdürümüz var bizi de gerçekten seviyorlar. Ama ben bunlar yüzünden ona yalan söylemek zorunda kalıyordum. Neyse bizim kıza Aynur’u bana ayarlayın dedim.

 

Bu ana kadar bülbül gibi şakıyan Mahmut Emin Birliktir, konu eşi ile nasıl tanıştıklarına gelinde teklemeye başladı. Bin dereden su getiriyor. Sanki yeniden eşine ilk teklifi yapar gibi sıkılmaya başladı.

 

Şimdi başkan o kadar kızın arasından niye Aynur hanım. Neydi sizi etkileyen yanı?

Hakkaten ya. Çok kız vardı, bek ben hiç olayın bu yanını düşünmemiştim. Evet bir başkası değil de niye o. Ya olayın o yönünü hiç düşünmedim ama bahçede teneffüsler de görüyordum. Takip etmeye başladım. Onunla ilgilenen biri var mı?, konuştuğu görüştüğü var mı?. Sonra evlerine giderken peşinden gitmeye başladım yolda peşine takılan var mı? Diye. Bir ay kadar böyle takip ettim. Baktım hiç öyle bir olay yok ondan sonra bizim kızları gönderdim. Bizim kızlar gittiler ve söylediler. Olurdu olmazdı derken artık o da beni takip etmeye başlamış. Bizim Cemil vardı oda aynı zamanda bir kızla tanışmak istiyor. Ama o zaman okulun çöp çatanı mutlaka bizim Mesut Akkaş. Kızla konuşamayan Mesut’a gelir. Mesut önce onları kolasını, simidini, böreğini yer. Bir hafta kendine baktırır ondan sonra işi bağlardı. Sadece bizim okulda değil başka okullarda da işi bağlardı. Mesut herkesin işini görüyordu.

 

Değişen bir şey yok şimdide Yarım Elma’da herkesin işini görüyor?

Evet hala insanlara yardımcı oluyor. Böyle başladı bizim iş oldu artık. Ama yan yana bir yere gidemiyoruz. Okula anası götürüp getiriyor. Ben uzaktan okuldan eve evden okula takip ediyorum. Neyse biz istemeye karar verdik. Ama kayın peder olmaz o iş demiş. Hatta bir laf kullanıyor onu ne ben söyleye bilirim ne siz yazabilirsiniz. Nasıl bakacak benim kızıma diye vermek istemiyor. Rızkın Allahtan geldiğini bilmeliydi.

 

Siyaset olmasa ben çok iyi bir güreşçi olurdum

Benim hayatımı çevremde bulunanlar değiştirdi. Ben aslında kendi hainde, derslerini ve işini yapan bir adamdım. Beni zorla siyasetin içine sürüklediler. Ben siyaset yerine boş zamanlarımda güreş antrenmanına gitsem benden çok iyi bir güreşçi olurdu. Ben güreşe aşıktım. Kesin Milli Takımla önemli başarılar alan bir güreşçi olurdum. Ama benim kaderimi değiştirdiler. Çevremde bulunan arkadaşlarımla Ülkü Ocaklarına, eylemlere gitmekten memleketi kurtarma planlarından güreşi aksattım. Aksatmasam bam başka bir alanda ilerleyecektim. Ama bakıyorum siyasete girdiğim için pişman mıyım asla. Pişman değilim ama hayatım başka alanda ilerleyecekti.

 

Aynur hanıma kaçıracaktım

İkna etmedik, ikna olmak zorunda kaldı. Bu olay ben askere gitmeden önce başladı. Askerden geldim yine aynı düşünüyordu. Biraz da dediğim dedik diyenlerdendi. Ben askerdeyken kızla sürekli mektuplaşıyoruz. Bizim mektup kuryemiz Mehmet Bodur’du. Ben ona yazıyorum o Aynur hanımlara yakındı. Gece onların evinin arkasından camdan Aynur’a mektupları atıyordu. Aynı şeklide tersi oluyor. Baktık kayınpeder bizim evlenmemize izin vermeyecek. Rahmetli terzi Orhan ve birde Süleyman var. Onların arabasıyla Aynur’u alıp Bolvadin’de bir köye kaçıracağız. Bu işin ciddiyetine vardılar ve bunun üzerine kayınpeder gelin isteyin de verelim dedi. Kayınvalidem çok iyi ve muhterem bir kadındı.

Yaptığıma pişmanım

Kayın pederimin bana söylediği o söze çok alınmıştık. Kızını o kadar sevmesem o lafı asla kabul etmezdim. Bizim kararlı olduğumuzu gördükten sonra evlenmemize izin verdi. Evlendikten sonra tam 5 yıl boyunca eşimi babasının yanına götürmedim. Ama çok kahrıma gitmişti. Sonuçta delikanlı adamız. Aç değiliz açıkta değiliz. Tam 5 yıl sonra öfkem geçti ve eşimi babasıyla görüşmeye başladı. Ama şimdi bakıyorum da bu yaptığımdan pişmanım. Adam kendi evladının geleceğini düşünüyor. Bugün bizde aynı durum olsa o tepkinin aynını gösteririz. Ama o zamanki gençlik bize böyle bir karar almaya zorladı. Yanlış yapmışız. Hakkını helal etsin. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,