logo

AKÜ’de Rektörlük seçimlerine 12 gün kaldı

özgecan
AKÜ’de rektörlük seçimlerine sadece 12 gün kaldı.
Adaylar aralıksız olarak çalışıyorlar.
Kim ne yapar, ne olur bilemem.
Zaten buradan kimin kaç çıktığı önemli değil.
AKÜ Hocalarının oyları Rektör seçmiyor.
Rektör adayları belirliyor.
İlk 6 içine giren herkes YÖK’e gidiyor.
AKÜ’de aday sayısı 7 sadece bir kişi elenecek.
Geri kalan her kes YÖK’e.
5 oy alsanız da önemli değil.

YÖK önüne gelen 6 adayı araştırıyor, dinliyor, soruyor.
Sonra yarısını eliyor.
Kimin kaç oy aldığına bakılmaksızın.
Yeni bir sıralama yapılacak.
YÖK’ün kendi belirlediği sorun Cumhurbaşkanına.
Siz kime kaç oy atarsanız atın.
Rektörü Cumhurbaşkanı atayacak.
Boşuna uğraşmayın.

AKÜ’den yeni iddialar.
AKÜ hakkında iddialar bir türlü bitmiyor.
Yahu ben olmasam ne yapacaktınız anlamadım.
İşte size iki yeni iddia.

“Sevgili Mazi;
AKÜ ile uzun süredir yazdığınız yazıları takip ediyoruz.
Akademik kariyer sahiplerinin konuşamaması, dertlerini anlatacak muhatap bulamaması ve gazeteler aracılığı ile sıkıntılarını paylaşması ne kadar acıdır.
Mobbing ve bazı adaletsiz tavırlar nedeniyle bizim gibi akademik personelin yanlışlıkları anlatamamasını görünce ya idari personel ne haldedir onu düşünemiyorum.
Madem herkes bir bilgi gönderiyor bende sizinle bir bilgi paylaşayım dedim.

Yaklaşık bir ay önce kulağıma geldi inanamadım yok canım dedim, sizlerle paylaşmadan önce araştırayım da yalan yanlış bilgi olmasın diye düşündüm ama ne acıdır ki doğruymuş. Rektör Yardımcısı Mustafa Alpagan namı diğer Başhekim.
Afyon’a geldiği günden bu yana aylardır Diş Hekimliği Fakültesinin bir odasında ikamet etmekteymiş.
Bunu duyduktan sonra orada görev yapan kişilerin ağzını yokladım ama herhalde bu konuda sıkı sıkıya uyarıldıklarından ağzında geveleyip geçiştirdiler.
Bende farklı kaynaklardan araştırdım Rektör Hocanın Dekan olduğu Fakültede bir odayı ona tahsis etmişler.

Hafta içi her akşam buraya geliyor sabah erkenden de işe geçiyormuş.
Hafta sonları da şehir dışına gidiyormuş.
Maddi nedenlerden dolayıdır desem o kadar yeni atanan yeri olmayan memur var ki kurumda herhalde en son ihtiyacı olan kişi Mustafa Hocadır.
Başka da sebep bulamadım açıkçası.
Siz belki bulursunuz.
Daha da söylenecek bir söz kaldı mı ki? İyi çalışmalar”

Değerli bir hocamızın büyük sorun olarak gördüğü iddia bu.
Sevgili dostlar bu çok normal ve keşke her skandal ve sorun böyle olsa.
Alpagan Mustafa Yıldırım Hocaya bir oda ayrılması ve geceyi orada geçirmesi çok anormal bir durum değil.
Bunun parayla da alakası olmaz.
O işine ne kadar önem verdiğini ve her an yanlış giden yönetim sorununu çözmeye çalışmak için önemli ve doğru buluyorum.
Kaldı ki çok önemli bir kalp cerrahı da özel bir hastanede Alpagan hoca gibi hastanede odası var ve orada kalıyor.
Hafta sonları Ankara’ya ailesinin yanına gidiyor.
Bunu sorun ve ya büyük bir olay gibi görmek biraz haksızlık doğrusu.
17 Aralık öncesi ve sonrası
AKÜ’den gelen ikinci

Sayın Mazi
Önceki gün yazınızda gelen bir maili paylaşmışsınız.
Mailde Mustafa Solak’ın, 17 Aralık öncesi bütün personel, hemşire, öğretim üyesi, şoför, alımlarının Fettullah Gülen Cemaatinden olduğunu ancak bu tarihten sonra ise her alımda AK Parti’nin etkili olduğunu yazmışsınız…

Doğru, 17 Aralık öncesi bütün alımlar cemaatten yapılıyordu.
Ancak bu alımlarda Rektör Mustafa Solak’la birlikte tek belirleyici Genel Koordinatör beydir. Her ne kadar kendisi farklı bir cemaatten olduğunu belirtse Gülen Cemaatiyle içli dışlıdır. Gülen Cemaatinin; yerel seçim öncesi AK Parti’yi yıkabileceğine bile inanmıştır.
Bu nedenle AK Partili yetkililer hastanedeki paralelcileri görevden alın dediğinde Mustafa Solak, Uçan’ın tavsiyesiyle direnmiştir.
Ancak bakmıştır ki AK Parti yıkılmıyor “Bakın Başhekim ve iki yardımcısını görevden aldım” diyerek, paralel olmadığını kanıtlamaya çalışmıştır.

Ama Tıp fakültesi dekanına dokunmamıştır.
İstese YÖK ile arasının çok iyi olduğunu belirten Solak, gidip yeni bir dekan kararını da YÖK’ten çıkartamaz mıydı? Bu her iki grup yani hem AK Parti hem cemaat ile iyi geçinmenin bir yöntemidir.

Mustafa Solak, paralel cemaat mensuplarıyla Hilmi Uçan aracılığı ile gizli bağlantı halinde. Peki bu bağlantı nasıl sağlanmakta?

Paralel cemaatten olan ama cematin içinde çok ön planda olmayan bazı öğretim üyeleri, İlim Yayma Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Hilmi Uçan tarafından cemiyet içine çekildi.
Şimdi bu İlim Yayma Cemiyeti’nde yapılan görüşmelerle güya paralelle bağlantısı olmayan Solak’a destek toplanıyor.

Bunun yanı sıra Solak kişisel çıkarları da çok iyi kullanır.
Mesela Halil Ürün, Paralel rektörümüz Mustafa Solak’ın en büyük destekçisidir.
Nasıl olur mu öyle şey, AK Partili vekil hakkında paralel iddiasın olan bir rektörü nasıl destekler demeyin.
Ürün, açıkça Solak adına çalışıyor.
Çünkü AK Parti’den olup da AKÜ’de işini yaptırabilen tek kişi ürün.
Ürün’ün ortağı üniversitenin avukatı oldu.
Üniversitenin her türlü gizli ve özel bilgisi Ürün’e gidiyor.

Böylelikle Rektör Solak ikinci dönem için atanırsa Ürün, Solak’ın her açığını bildiğinden yine her isteğini yaptıracak.
Hatta bu kez üniversite desteğiyle Ürün, ikinci dönemi garantileyecek.
Bunun yanı sıra Ürün’ün 3 yıl danışmanlığını yapan bey’de uzman olarak alındı.
Halen Ürün’ün gizlice danışmanlığını yapan bey, maaşı üniversiteden alıp hizmeti Ürün’e veriyor.
Halil Ürün’ün bir telefonu bu beydeymiş.
İsterseniz Ürün’ün telefonlarını arayıp deneyin.
Benim o birimle pek işim olmuyor ama o beyin, hocaları arayıp milletvekili danışmanı olarak tehdit ettiği, hala Ürün’ün tüm özel görüşmelerini ve basına gönderilecek yazılarını o beyin yazdığını duydum.

Seçimden sonra Solak atanırsa Ürün, o beyi görevlendirme ile yanına isteyecekmiş.
Gerçi bir yardımcı doçent hocamız, o Beyin diğer adaylarla Ürün’ü görüştürdüğünü ve ikili oynadığını da söyledi ama doğru mu bilemem…

Bu yazıyı neden yazdım?
Çünkü 17 Aralık’tan sonra bütün alımları, AK Parti’nin belirlediği yanlış bir bilgi.
Mustafa Solak herkese söz verir ama anında o sözü unutur.
4 Yıl boyunca Ak Parti’den gelen istekler hep yapılacakmış gibi yapılıp, bir bahane ile savuşturulmuştur.
17 Aralık sonrasında da bu durum devam etmektedir.
Mehmet Zeybek’de bu durumdan şikayetçiymiş.
Zeybek ne zaman birini yönlendirse, “kadromuz dolu”, “şu an alım yok”, “elimizde uygun kadro yok”, “onun şartları yeterli değil” gibi bahaneler uydurulmuştur.

Benzer şekilde bu uygulama hala devam ediyor.
Kısa süre önce İbrahim Yurdunuseven bir kişinin işe alınmasını istemiş.
İşe girmek isteyen kişinin eşini tanıyorum.
Hikayeyi bizzat ondan dinledim.
Solak ve en yakın ekibinin Ak Partilileri şu an kadro yok diye savuşturmuş.
Oysa o gün, hastanede yeni bir elemanın başladığına ben tanık oldum.
Yalanlarla, savuşturmalarla sadece ve sadece kendi istedikleri kişiyi alan bir yönetim var.

Bu yönetim ikinci kez seçilirse üçüncü kez seçime giremeyeceği için astığım astık, kestiğim kestik hale gelecek.
AK Parti de ise, kendi çıkarları için Solak’ı paralel değil diye göstermeye çalışan bir grup var. Umarız sizin yazılarınızla teşkilat ve Ankara bu gerçekleri görecektir.

Share
#

SENDE YORUM YAZ