logo

AKÜ’de MOBBİNG

ömer mazi

Duydum ki AKÜ’de reytingim düşmüş.

Bir ara her sabah ilk iş beni okumak olmuş.

Malum AKÜ’de kuş uçsa haberim oluyor.

 

Eskiden, postacılar isimsiz “bir dost” diyen mektup getirirdi.

Gazeteciler yıllarca böyle mektuplardan gelen ihbarları manşetlerine taşıdılar.

Şimdi cep telefonu var, sms var, twitter var, facebook var, mail var, başka bir yığın iletişim aracı var.

Postacı gardaşlarımızı göremez olduk.

Onlarda fatura taşıyorlar.

 

Bu kadar iletişim ağı olduktan sonra bizim gazetecilik pek bi kolay oldu.

Bir yere gitmene gerek yok.

Araştırma yapmana gerek yok.

Otur koltuğuna, koy masana laptopu Google abiye sor merak etiğin şeyi, işte sana araştırma.

Gazetecilik bu kadar kolay.

 

Gerçi niye kendimize haksızlık yapıyoruz ki.

AKÜ hocaları da aynı şeyi yapıyor.

Mesela üç beş hoca toplanmış.

Oturmuşlar masa başına bilimsel bir çalışma yapmışlar.

Bilimsel çalışmanın hepsi Google üzerinden kopyala yapıştır.

Al sana bilimsel çalışma.

Sonra ver TÜBİTAK’a yayınlandı mı oh ne ala artık tescilli bir çalışmanın sahibisin.

Oysa çalışma tamamen “hırsızlık” başkasının çalışmalarını kendi çalışması gibi sunuyorlar.

Kim bilecek bu hırsızlığı yapanlar sutsumu yeter.

Ama unuttukları bir şey var iki kişinin bildiği sır değildir.

Bizim kopyala yapıştırıcıların “mumu yatsıya kadar yanıyor”.

TÜBİTAK basıyor cezayı.

Ama bu işi yapanlara AKÜ’de ceza değil ödül verdiler.

 

Dava açtık TÜBİTAK’a demişlerdi.

Aradan aylar geçti bu davanın sonucunu hala bana göndermediler.

Bekliyorum hocalar.

Ama dava iyi geçmemiş duyduğum kadarıyla.

 

AKÜ’de nereye el atsanız skandal çıkıyor ya.

Başka bir konu vardı.

Ne oldu diye merak ettim sordum eş dosta olmamış.

 

AKÜ’de “kıyak sınav” diye bir yazı yazmıştım geçen yıl.

 

O yazıdan bir bölüm hatırlayalım

“Okullar kapanınca bazı hocalar tatile gitti.

Tatil dediysem memleketine.

Bunu fırsat bilenler sınav duyuruları yaptı.

Bu duyurular arasında AKÜ’de üst düzey bir yöneticinin eşine “kıyak sınav” açılıyor iddiaları gelmeye başladı.

Oysa aynı bölümde sekiz on yıldır kadro bekleyen, yardımcı doçentlik bekleyen varken, hatırlı bir kişinin eşine dışarıdan “Yardımcı Doçentlik” sınavı açılıyor.

Üstelik aynı alanda kim katılırsa katılsın kazanacak kişi belli.

İsimler bende var.

Bu sınavın son başvuru tarihi 26 Temmuz 2013.

Bu sınavın yapılması ve kazananların açıklaması bir ayı bulacak.

 

Eğer iddialar doğruysa o zaman ne kadar etik, demokratik ve şeffaf bir AKÜ yönetimi var sizlerle bunu paylaşacağım.

Kendi öğretim görevlilerinden esirgenen yardımcı doçentlik için Rektör beyin hatırlı adamlarından birinin eşine özel sınav açılıyor.

Üstelik bu eş başka bir kurumda çalışıyor.

Akü kendi çalışanına vermediği yardımcı doçentliği torpilli eşe verecek diye iddia ediliyor.”

 

Bu olay sadece bir iddia değildi.

AKÜ sınav duyurusunu ilan etti.

Burada yazılınca kişiye özel “Torpilli sınav” iptal edilmiş.

 

Bir süredir yazmak için elimde bekleyen notlara bakıyordum.

Bir gece bir kişi hariç hiç tanımadığım bir gurup insanla bir yerde toplandık.

Tanıştık, konuştuk, bilgi paylaşımında bulunduk.

Daha duymadığım birçok bilgi verdiler.

Aman gardaşım aman.

 

İşte o iddialardan birisi AKÜ’de MOBBİNG uygulanıyor.

MOBBİNG nedir? Bilmeyenlere anlatmaya çalışalım.

İş yaşamında maddi ve manevi çok büyük zarara yol açan duygusal taciz, yakın geçmişte başlı başına bir olgu olarak tanımlanmıştır.

Mobbingin (işyerinde psikolojik taciz) kelime anlamı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermektir.

 

Türk Dil Kurumu, mobbing kavramının karşılığı olarak  “Bezdiri” kelimesini belirlemiş ve bezdiriyi İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme olarak tanımlamıştır.

 

Üniversitemizde “İşyerinde psikolojik taciz” kavramı uluslararası literatürde yaygın kullanım şekli olan “mobbing” kelimesi ile ifade edilmiştir.

 

Şimdi nereden çıktı bu MOBBİNG dersi diyenlere.

AKÜ’de yönetim kadrosu ve başındaki Rektör Beyin AKÜ’de MOBBİNG uyguladığı söyleniyor.

Daha doğrusu söyleniyordu.

Ama bu konuda açılmış davalar olduğunu biliyorum.

Üstelik şoför kadrosundan tutunda Profesörlere kadar her kademeden yüzlerce çalışanın yerleri değiştirildi.

Görevleri alındı ve başkalarına verildi.

 

Başka göreve verilenlere hiçbir iş yaptırılmıyor.

Hepsi saksı gibi odalarında oturuyorlar.

Niye?

Bu insanlar vatan haini mi?

Kayır.

Bu adamlar hiçbir iş yapmamasına rağmen devletten para alıyorlar.

 

Ne peki?

Rektör ve Yönetimine oy vermedi?

Nasıl yani tek sorun bu mu?

Afyon’un yarısından fazlası da Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’a oy vermedi.

Başkan Çoban oy vermeyenlerin bir kısmını biliyor.

Bunlara, “siz bana oy vermediniz benim yaptırdığım kaldırımlardan yürümeyin” diye biliyor mu?

Ya da sizi köye sürüyorum deme hakkı var mı?

 

Bu nasıl bir yönetim?

Bu nasıl bir üniversite?

Biz bu beyinlerle mi AKÜ’yü yücelteceğiz?

Bu zihniyet geleceğin teminatı olan çocuklarımızı nasıl eğitecekler.

Buradan çıkan öğrencilerden nasıl bir gelecek bekliyoruz.

Atalar “üzüm üzüme baka baka kararır” demişler.

AKÜ’den yalananlar öğrenen gençlerden sağlıklı bir nesil olmasını şahsen ben bekleyemem.

 

Kopyala yapıştır hocalar.

Eşlere özel açılan sınavlar.

Eşleri ve akrabaları AKÜ’ye yerleştirme.

MOBİNG.

Bizden değilsen yaşama yöntemi.

Sohbetlerde seni göremiyoruz sana unvan yok.

Öğrencileri çaycı gibi çalıştırma.

Staj yapıyorsunuz diye bedava öğrenci çalıştırma.

 

Burası nasıl bir üniversite arkadaş anlamış değilim.

Korku filmi gibi bir durum.

Birisi otursa bir film yapmaya karar verse.

En kötü üniversite yönetimini anlatan bir şey yapmaya kalksa bu kadar absürt bir şey yapamaz.

 

Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.

Demek ki Afyon buna layık. ODAK 

Share
#

SENDE YORUM YAZ