logo

AKÜ’de isyan var, “Bizden son uyarı”

ömer mazi

Artık yeter.

Biraz soluklanmak istiyorum.

Memlekette AKÜ’den başka bir şey yok mu?

Başka konular ve olaylar var onlara girmek istiyorum.

Ama olmuyor gardaşım.

İnanın ben bu gün AKÜ’de ne oldu diye araştırma yapmıyorum.

Özellikle bir çaba içinde değilim.

Ama özellikle son bir yılda AKÜ’de olanlara bazıları gibi üç maymun gibi yapamam.

Ben bir şey yapmıyorum.

Sadece olup bitenleri size aktarıyorum.

 

Rektör Mustafa Solak ile 3 yıl önce yola çıkan 3 yardımcısından biri daha istifa etti.

Prof. Dr. Süleyman Taşgetiren’in istifası ile boşalan yere hala atama yapılmadı.

AKÜ’de artık Rektörlük seçim sürecine girildi.

Gönlünden Rektörlük geçenlerin listesi oluşmaya başladı.

Şu ana kadar bana ulaşan 7 isim var.

Önümüzdeki aylarda bu sayının 15’leri bulması bekleniyor.

 

Solak Hocanın işi zor.

Personelin su’yunu ve yemek’ini keserek tasarrufa giden rektör kendine aylık 17 bin lira kirayla makam arabası kiralaması ile şimşekleri üzerine çekmiş durumda.

Bakalım bundan sonra neler olacak.

Kendi atadığı adamları, dostları, yandaşları, cemaatdaşları bir bir terk ediyor.

Çünkü ne davaya ne arkadaşlığa önem vermediği anlaşıldı.

Anlaşıldığı için yollar ayrılmaya başladı.

 

AKÜ’de eskiden “kol kırılır yen içinde kalır” denilirdi.

Ama artık her şey şeffaf.

Ne oluyorsa anında ortalığa saçılıyor.

 

Geçen hafta mail zinciri ile paylaşılmaya başlanan “Bizden son uyarı” bildirisinin 3. Ve son bölümünü sizlerle paylaşıyorum.

Bakın AKÜ’de bizim bilmediğimiz daha neler oluyormuş.

 

Uyarı’nın devamı.

Tıp Fakültesinin ve Diş Hekimliğinin durumu içler acısıdır maalesef.

Her iki Fakültede de Rektör ya da cemaatten birinin selamıyla gitmediğiniz takdirde işiniz oldukça zor yüzünüze bakan yok.

Halen kendi öğretim üyelerinin % 70’inin eş ve çocuklarının diğer kurumlardan sağlık hizmeti alması bu konuyu daha önemli kılmaktadır.

Son yapılan göstermelik  düzeltmelere rağmen hala hastanede etkin olan cemaat; Diş Hekimliği Fakültesinde son derece etkindir.

Hocalar da bunu zaten gizlemiyorlar, hepsi çoğalmaya çalışıyorlar.

 

Elimizde bununla ilgili özellikle yapılan hizmet ve uygulanan tedavilerle ilgili de oldukça şikayet var.

Ama cemaatçilik çok fazla olduğu için kapatılıyor.

Yeni kadrolarla yeni takım arkadaşlarına kadro sözü verildiğini biliyoruz konuşmalardan. Yine hastanede mal ve hizmet alım ihalelerinde durum facia öyle şeylere şahit oluyoruz ki cemaatin girmediği yer yok.

Tabi bu hisselerden Mustafa Solak ve ekibine düşenler belli.

Mustafa Solak’ın son 6 yılda YÖK görevi de dahil kendisi ve ailesi üzerinden aldığı mülk ve dairelere ve değerlerine bir bakın.

Ankara’da daha fazla kaydı mevcut, şimdilik bunları söyleyelim.

 

Bu konu başlı başına araştırmalık bir şaibedir.

Tıp Fakültesi Dekanı olduğundan şu ana dek yapılacak bir araştırmada her şey çıkacaktır. Tabiî ki kendi üzerine değil çoğu, o kadar da amatör değil sayın hocamız.

Lüks yaşam düşkünlüğü buradan geliyor belki de kendisine.

Teknik Eğitim Fakültesinden bozma bir Mühendislik Fakültesi Mühendis kalitesine ve öğrenci profiline zarar vermektedir.

Rektöre özenen Mühendislik Fakültesi Dekanının Dekanlıktaki görüşmeleri kayıt altına alarak online internetten izlettirmesi gibi kanunsuz ve samimiyetsiz hareketlerinin bir fakülteye fayda getiremeyeceği açıktır.

Bu nasıl bir fakülte ki Bölüm başkanı seviyesinde bir Profesör Doktor ve üstelik Rektörün hemşerisi olan bu kişi odasında gün boyu sigara içsin yetmezmiş gibi birde sınıfta ders esnasında sigara içerek ders anlatsın.

 

Bu kadarına da pes doğrusu.

Özellikle birkaç fakültede Öğretim Üyesi seviyesindeki hocaların öğrencilerine uygunsuz teklif ve mesajlar yollaması yine rektörlükte ki personel arasında uygunsuz ilişkiler gözlenmesi üstüne bu olayların yönetim kademesinde hızla kapatılması ve hiçbir şey olmamış gibi üstlerinin örtülmesinin acaba sayın Rektörün asistanıyla yaşadığı iddia edilen ilişkiyle alakası var mıdır?.

 

Sadece mekan ve büro malzemesi yenilenen personelin satın alınamayacağını anlaması gereken Rektör birçok yeri işgal edilen Güzel Sanatlar Fakültesinin binasını tekrar kullanım amacına uygun hale getirmelidir.

Özellikle birçok konuda kenara itilmiş olan ve Rektör tarafından “sorun Fakülte olarak ifade edilen” Veteriner Fakültesine olan negatif bakışın değiştirilmesi gerekir.

Önce çiftliği batırıp paraları cebe indiren Rektör ve arkadaşları daha sonra sanki kahraman gibi çiftliğe yatırım yapmış kurtaran adam durumuna geçmiştir.

 

Göreve geldiği günden bu yana yatırım yaptığı ve trilyonlarca parayı gömdüğü hiçbir tesis ve merkezden sonuç alamamıştır.

DPT projelerinin başındaki isim olan Prof. Dr. Hasan Çimen’le beraber projeyi bin parçaya bölmüş alakalı bölümler çıkarılar yerine alakasız olmayan bölümler dâhil edilmiştir.

Birimlere alınan cihazlar % 80 atıl yatmakta görüntü amaçlı çalıştırılarak Devlet zarara uğratılmıştır.

Gıda araştırma merkezine 10 trilyondan fazla para yatırılmış karşılığında merkez fırın ve pastaneye döndürülmüştür.

Rektör bütün bunlar içinde kendine sadık kulluk yapan insanları da ödüllendirmişti.

Kenan Çağan gibi bir ismi Eğitim Fakültesine Dekan yaparak dengeleri derinden yaralamıştır. Kendine çıkar sağlayacağını düşündüğü insanları kendine borçlu bırakan bu zihniyet yaptığı işlerde kişisel menfaatlerini hep önde tutmuştur.

 

Aslında yazılacak daha birçok konu ve kişi vardır ama olayı şimdilik burada sonlandıracağız.

Bu yazılarda emin olun daha fazlası vardır.

Bu kişinin huylarını ve davranışlarını iyi izleyen insanlar kendilerinin de bir gün satılacaklarını bildiklerinden olayları ve yaşananları kayıt altına almıştır.

İnanın yazılanların ispatları Rektörün hayalinin bile alamayacağı kadar gerçektir ve biz bunların artık kamuoyuna çıkması gerektiğini düşünmekteyiz.

Sonuçta zarar şehrimize ve Üniversitemize yansımaktadır.

Herkes ileriye giderken biz yerimizde sayarak geriye gitmekteyiz.

Umarım yazılanlar yerini bulur ve artık kimse daha fazla zarar görmez.

Saygılarımızla.

Share
#

SENDE YORUM YAZ