logo

AKÜ’de isyan var, “Bizden son uyarı” (2)

ömer mazi

Aşağıda okuyacaklarınızın hiç birisi benim fikrim, önerim, düşüncem değil.

Rektör Mustafa Solak gazete gazete dolaşıp yazdıklarımı aklamaya, kendinin masum, asıl suçlunun ben olduğumu anlatmaya çalışıyor.

Düşmanca yazılar yazıyormuşum.

Ama neden aylık kirası 17 bin lira arabaya biniyor açıklayamıyor.

Neden 850 bin liralık araba söyleyemiyor.

Havanda su dövüyor.

Benim yazdıklarımı çürütmeyi kendine görev edinmişlerde yayınlıyor.

 

Rektör Mustafa Solak Hoca her yerde araba meraklısı değilim diyormuş.

Ama neden aylık 17 bin liraya 4. Makam arabasını kiraladığını açıklamıyor.

Rektör’ün kullandığı makam arabası Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu dahil bakanlarda bile yok.

Aylık kirası 17 bin lira.

Piyasa değeri 850 bin lira.

Dindar ve tasarrufu seven bir rektör.

 

Tasarruf demişken.

Hakkını vermek lazım.

Rektör Mustafa Solak üniversite bünyesinde özellikle Üniversite Hastanesinde tasarrufa gitmiş.

Hem de su’dan tasarrufa.

Dalğa geçmiyorum.

Üniversite hastanesinde tüm su damacanalarını kaldırtmış.

Çalışanlar dahil içecekleri suyu kantinden almak zorunda.

Neden?.

Rektör bey su’dan tasarruf etmek için.

Üniversiteyi çalışanların içme suyu ile kurtaracak.

Çalışanlara su yok.

Kendine aylık 17 bin lira kirayla makam arabası.

Ne kadar adil değil mi?

 

Durun daha bitmedi.

Rektör bey bir konuda daha tasarrufa gitmiş.

Yine Üniversite Hastanesi’nde yine çalışanların hakkından tasarrufa gidilmiş.

Yetersiz ve eksik kadroya rağmen.

Torpilliler oturup torpilsizler eşek gibi çalıştığı hastanede çalışanların yemeklerinden tasarrufa gidilmiş.

AKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çalışanlara çıkan yemek 4 çeşitten 3 çeşide düşmüş.

Neden?

Tasarruf için.

Çalışanların yenmeğinden suyundan tasarruf.

Ama Rektörün aylık 17 bin lira kira ile 850 bin liralık lüküs hayat.

Oh ne güzel ye kürküm ye misali.

 

Mustafa Solak’ın adaleti işte böyle bir şey.

Bir zamanlar Cemaatçi olduğunu söyleyen bir adam şimdi cemaatin adını ağzına almıyor.

Cemaatçi olmayanlara görev vermeyen Solak Hoca şimdi Cemaatçi olanları tek tek görevden alıyor.

AK Parti’ye yaranmaya çalışıyor.

Bu lüküs hayat saltanatı sürsün diye yeniden rektör olmanın yolunun AK Parti limanına yanaşmakta görüyor.

Ama bu kadar skandaldan sonra o limanda rağbet görür mü?

İşte orası biraz zor gibi.

Zira başka adaylar çıkmaya başladılar bile.

Neyse biz pazartesi yayınladığım yazının 2. Bölümüne.

 

Aşağıda yazılanlar mail zinciri ile yüzlerce kişiye gönderiliyor.

Bana da ulaştı.

Noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.

Bu 2. bölümü.

Daha devamı var.

Bu iddialar ve uyarılar AKÜ içindeki önemli bir akademisyen gurubun isyan bayrağını açtığını gösteriyor.

Beklide sizlere de ulaştı ama benim yer vermem isteniyor.

Bende sizlerle paylaşıyorum.

 

2.bölüm

Üniversitede şu an bu çıkardan ve kirlilikten nasibini almış.

Daire Başkanları ve Rektörle yönetilmektedir.

Rektör Yardımcısı ve Genel Sekreter V. odalarında süs biberi gibi oturup  sadece çay ocağı gibi gelenlere çay söylemektedir.

Süleyman Taşgetiren hoca; Feytullah hoca cemaatinin ağır isimlerinden ve bu durumun farkında, dişini sıkarak sabretmek lazım diyor çevresine, az kaldı diyerek.

Hazırlık ve kadrolaşma çabası içinde sürekli.

Akşam toplantılarında kendisi olmasa bile seçecekleri yeni ismi belirlemeye çalışıyor.

 

Sayıları gittikçe artmakta (Hastane ve Diş Hekimliği) Aslında bu kişi Rektöre Fethullah cemaatin oylarını getiren isim kendisi.

Başlatılan paralel operasyonuyla Rektör hepsini tasfiye etmek istiyor gibi gözükse de onlara ve diğer cemaatlerle ilişkiler üst seviyede.

Hastane göz önünde o yüzden oradan başladı ilk.

Ama tepe isim hala Rektör Yardımcısı.

Anlamak zor.

Göreceğiz Hep birlikte.

Hakkı hoca zaten istifa etti bu oyunda iddiası da yoktu zaten.

Ama Rektöre destek verdiler zamanında.

Sözünü dinleyen üç beş kişi var onlarda zaten çevrelerine konuşmalarında rahatsızlılarını bildiriyorlar.

Ama Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü hatırına onlarda suskun.

 

İstifa sebebi zaten belliydi, sen burada otur gelene gidene çay söyle dendiğinde oyun dışında kaldığında aklı neredeydi bilmiyoruz.

Çok bile sabretti.

 

Kemalettin hocaya gelince her zaman yönetimde anlaşamayacağı kimse yok gibi gözüküyor. Her zaman işini götürüyor.

Bir şekilde bize göre en çok malı götürenlerden biri

Genel Sekreter Vekili Hilmi Uçan hazretlerine gelince diyecek çok bir şey yok.

Adam zaten gelebileceği son yerde, hemen her şeyin farkında ama maalesef oda koltuğu çok sevenlerden.

Genel Sekreter kadrosunun gerçek sahibi olan Mehmet Tabak verdiği hukuk mücadelesine rağmen kendisine yapılanlar unutulmamalıdır.

Dürüstüm diyor ama ondan dürüst direk evliyalara nasip olur herhalde.

Ama onda da bu olmadığına göre diyecek bir şey yok.

Boğazına kadar pisliğe batmış durumda.

Çalışanlara baskı ve dayatma yapmaktan hiç vazgeçmedi kendi cemaati hariç.

 

Ensar vakfı ya da İlim Yaymada ya da diğerlerinden değilsen yaşama şansın yok.

Oda kendi çapında yeni döneme hazırlanıyor. Bildiğimiz ufak bir kadro kurduğu kendisine.

Özellikle Fen Eddebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karakaş ve Afyon Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yaramış ile ortak hareket ediyorlar rektörü şimdilik incitmeden ince ince.

Ama onun da Rektörün arkasından iş çevirdiği ortada.

Oda sabredenlerden ki çevresine biraz daha sabret diye cevazda bulunuyor.

Durum böyle olunca tabi ki birçok kişi yeni döneme hazırlanıyor şimdiden.

Herkes bu çıkar kavgasından bir pay almak peşinde.

 

İnsanlar arasında kutuplaşma yaratarak cemaatçilik yapan ve kendine sadık adam toplayan Süleyman Taşgetiren mi dersiniz, Genel Sekretere sırtını dayayıp bazı Vakıflardan ve kurucuları vasıtasıyla, Hükümetten işi bağladım garanti aldım diyen Mehmet Karakaş mı dersiniz, Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu ndan bu işi bitirdim diyen ve taraftar toplamaya çalışan zavallılarımı dersiniz, yoksa fakültede elinde gazete ile gördüklerine ve öğrencilere Rektörün asistanın dan çocuk aldırdığını anlatacak kadar zavallı olan ve Profesör olduğunda hiçbir yabancı yayını olmayan Hatıra bina yen (5/0) usulsüz Profesörlük kadrosuna atanan ve rektörlük yatırımı yapan köse Ramazan Şevik mi dersiniz.

Daha bunlar gibi birçok kişi Rektörlük hayali kurmakta bu Üniversitede.

İnanın bu durumdan tek zararlı çıkan Üniversitemiz ve Afyonumuzdur.

 

Üniversite öyle bir duruma gelmiştir ki Eğitim Öğretim bitmiştir.

Maalesef Öğretim Üyelerinin eşlerinin kişisel menfaat uğruna yakın çevrelerdeki Meslek Yüksek Okullarına yerleştirilmeleri dikkat çekmektedir.

Uzak Meslek Yüksek Okullarına sahipsizlerin gittiği bu ortamda seçim zamanı menfaat beklendiği ortadadır.

Rektör bunları bilmez mi görmez mi dersiniz.

Biz gözüne sokuyoruz.

Bakalım hala kör olabilecekler mi?

Kemalettin Çonkarın oğlunun alınışına ve nereye nasıl getirildiğini bir inceleyin bize hak veririsiniz.

Mutlaka! Hakkıyla gelmiştir.

Buna kendileri bile inanmamaktadırlar.

 

Üniversitede uzmanlık diye bir konu kalmamıştır.

Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Mezunlarından Tıp Fakültesi Dekanı olursa, Veterinerlerden Tıp- Anatomisti olursa, İktisatçılardan Hukukçu olursa, İlahiyatçıdan Eğitimci olursa, Zootekni sten Gıda Mühendisi olursa, Maden Mühendisinden Güzel Sanatlar Fakültesine sanatçı olursa her şey olur bu Üniversitede.

 

Sonra nereye gidiyor bu Üniversite deniyor.

Nereye gittiği belli bizce…

Yine normalde Fen Edebiyat Fakültesince verilmesi gereken derslere Fakültelerdeki uzmanlık alanları farklı Öğretim Üyelerinin derslere girmesi akademik etiğe aykırı bir davranıştır. Burada ilgili alanlarda yıllarca dirsek çürütmüş Öğretim Üyelerin göz göre göre  hakkı gasp edilmektedir.

Para ve oy avcılığı yapılan için yapılan bu tür uygulamaların başta öğrencilere ve emek sarf eden Hocalarımıza saygısızlık olarak algılanmaktadır.

Son yayınlanan Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi, Uzman kadrolarına ilişkin, yine aynı tür haksızlıkların yapılacağı bu ilanların Rektör tarafından birilerine peşkeş çekileceği, bazı Öğretim Üyelerinin eşlerine ve yakın akrabalarına göre özel şartlar aranarak kadroların kişiselleştirilmesi gündemdedir.

 

Bu konuda kendini aşmış sayın Rektörümüz, Bu amaçla akademik etiğe uygun jürilerin kurulması gerekirken, kendilerine hizmet edecek özel jürilerin rektör tarafından kurulması talimatı verdiği ortaya çıkmıştır.

Diğer konular da da olduğu gibi bu iddiayla ilgili de deliller ve kayıtlar mevcut olup, ısrar edildiği taktir de Afyonkarahisar kamuoyuna duyurulacaktır.

Bu yazıyı daha fazla örneklerle doldurmak mümkün.

Ancak özde verilen bu bilgilerin doğruluğu herkesçe bilinmektedir.

Yine bu Üniversitenin Rektör Mustafa Solak ve ekibinden kaynaklı etik dışı hareketlerini örneklerle dikkatinize sunacağız.

 

Özellikle basında çıkan Afyon Kocatepe Üniversitesi ile ilgili olumsuz birçok haber muhakkak ki Üniversitemize ve değerli Öğretim üyelerine zarar verdiği ortadadır. Sorumluların bu uygunsuz durumları görmemeleri herkese zarar vermektedir.

 

Üniversitemizde hiçbir arkadaşımıza kadro tehdidi yapılmasını istemiyoruz.

İnsanları fişleyen, ses kayıtlarını aldıran ve onları tehtid eden bir yönetim bu Üniversiteye yakışmamaktadır.

Yöneticilerin artık kendilerine gelmesi şarttır.

Önemli konulardan biri olan Meslek Yüksek Okullarının içler acısı durumu, sayısı çok fazla ve kontrolsüz Öğretim Üyeleri derslere gitmek istemiyor.

Dersi bırakın müdürlük koltuğunu ve beleş arabayı alan haftada bir uğruyor.

Genelde okul sekreterleri müdür gibi her işi yürütmekte.

Tabii ki her iki tarafında açığı kapatıldığı sürece hiçbir şey dışarı sızmıyor.

Kendi görevlerini bile hakkıyla yapmaktan uzak kişilere emanet edilen ve bir günle yönetilen bu okullarda derslere giren öğrenci sayısı çok az, yoklamalar alınmıyor zaten öğrenci gelmesin derse diye bir çaba var.

Ama ders parası yatsın yeter ki.

 

Sonuç bu okullarda başta fuhuş ve uyuşturucu olmak üzere birçok kötü alışkanlık artmış durumda.

Bir gün o bindikleri beleş arabaların ve gitmedikleri okulların bedelini çekecekler tabii ki. Bu müdürlerden ve yöneticilerden kurulu bir senato da tabii ki Rektör ne derse o olur. Kimsenin ağzını açmaya cesareti olmaz.

 

Bu meslek yüksek okulları müdürleri içinde öğrencisiyle karısını aldatan olanımı dersiniz, sekreterine asılıp onu taciz edenimi dersiniz yoksa daha fazla para için kariyer okulu açıp okul kantinine ortak olanını mı.

Bu kişilerin kimler olduğunu bilmeyen artık kalmadı ama değişen yok.

Ama bunun tersi işini hakkıyla yapmaya çalışan okul müdürlerini tenzih etmek gerekir.

Özellikle İktisat Fakültesinin başıboşluk gevşeklik imajının ve aldığı ücretten tatmin olmayıp dışarıda para için kendini kepaza eden hocaların imajından kurtulması gerekmektedir.

Kitap yazıp bu kitapları öğrencilere mecburi aldıran ve kitap parası toplayan hocalar bu Fakültelere yakışmamaktadır.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ