logo

AKÜ’de isyan mı var?

ömer mazi

Afyon Kocatepe Üniversitesi uzun bir süredir sorunlar yumağı.

Resmen kaynayan kazan gibi.

Sonbahar yaprakları gibi Profesörler, Doçentlerin birer ikişer kaçtıklarını yazdım.

Niye kimse bunlara nedir sorun, niye gidiyorsunuz demiyor.

AKÜ Yönetimi demiyor.

Afyon’dan ne siyasiler, nede bürokrasiden kimse demiyor.

Nede Cemaatler bu konuda hiç bir şey demiyor.

Diyorlarsa da bugüne kadar biz duymadık.

 

Neredeyse her hafta AKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi hakkında bir yazı yazmaya başladım.

Artık benim bu konuda bir çaba harcamama gerek kalmadı.

Hastaneden birçok mail alıyorum.

Orada yaşananları bazı dostlarımızdan duyuyoruz.

Bizde buradan yazarak soruna belki bir çara oluruz diye gündeme getiriyoruz.

Ama herkes ortak karar almışlar gibi “Duymadım Bilmiyorum Görmedim” diye üç maymun gibi davranıyorlar.

 

Artık sıradan normal bir özel hastanede bile olan Profesörden daha az Profesöre sahip bir Tıp Fakültesine sahibiz.

Bu ne garip bir durum anlamıyorum.

Bazen düşünüyorum, bütün bunları benim kadar kendine dert edinen var mı? diye.

Tıp Fakültesi Dekanı bu olayı dert ediyor mu?

Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi yaşanan bu sorunlardan sıkıntı duyuyor mu?

Rektör neler oluyor da bu kadar insan buradan gidiyor diyor mu?

 

Gerçi Rektör beyin bunları düşünecek kadar zamanı yok.

Rektörümüz açılışlarda, davetlerde vali ve belediye başkanımızla birlikte geziyor.

Bakan Veysel Eroğlu gelince onun arkasında resim karelerinde görülmesi yetiyor.

Yani herkes kendine bir yol bulmuş gidiyor.

AKÜ’yü benim kadar kendine dert edinen yok.

 

Bütün bu gidişlere alıştık.

Artık normal gelmeye başladı.

Bir ara yakında hastaya bakacak doktor bulamayacağız diye kendimce latife etmiştim.

Ama buda olmuş

AKÜ Tıp Fakültesinde asitan doktorlar isyan bayrağı açmışlar.

 

İsyan ne demek önce onu bir açıklayalım.

Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma.
Başka bir anlamı da, bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme olayı.

 

Duyduğum kadarıyla ve bana gelen iddialara bakılacak olursa AKÜ’de isyan başlamış.

AKÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde Kadın Doğum bölümünde çalışan Asistan doktorlar bir gün iş bırakma eylemi yapmışlar.

Hatta bununla da yetinmeyerek toplu bir şekilde istifa dilekçelerini yönetime vermişler.

Bir asistan resmen istifa etmiş.

Diğerleri de istifa dilekçelerini vermişler ama şimdilik ne karar çıktı belli değil.

Asistan doktorlar, az sayıda kalan hocaların kendilerini köle gibi kullandıkları, ayak işleri yaptırdıkları nedeniyle tepki göstererek isyan etmişler.

Kalan hocalar Rektör ve Yönetimi tarafından desteklenen ve onların adamı olmaları nedeniyle hastanede özel bir durumları olmuş.

Öyle ya koskoca hastanede sadece 15 Prof.

 

Hastane giden yüzlerce hasta ve yakınları perişan.

Kadın Doğum bölümünde yaşanan bu sıkıntı diğer bölümlerde de sıkıntının var olduğunu yakında benzer isyanların orada da olacağı konuşuluyor.

 

Bu konuda AKÜ yönetiminden bir açıklama bekliyorum.

Lütfedip gönderilerse yayınlarım.

Afyon halkı neler olduğunu bilmeli.

 

Giden Profesör ve Doçentlerin yerini doldurmak için son atama ile Nefroloji uzmanı olarak alınan Sena hanım isminde bir uzman daha Afyon’u ve AKÜ’yü terk etmiş.

Dedik ya Sonbahar toprakları gibi AKÜ’den hocalar birer ikişer gidiyor.

Görmedik Duymadık bilmiyoruz” diye üç maymun olanlara duyurulur.

 

Mahmut Koçak’ın topları

Geçen hafta basında Mahmut Koçak ile birlikte Muhtarlar Derneği Başkanı Süleyman Akagündüz’ün resimleri yayınlandı.

Bir kampanya’dan bahsediliyordu.

Gençlikten Top’lu Mesaj” diye bir afiş vardı.

Haber gazetelerde yayınlandı.

Kampanya güzel ama bu kampanya muhtarların başını ağrıtmaya başladı.

 

Muhtarlıkların önü çocuklar tarafından istila edilmiş.

Yolda muhtarları gören çocuklar “Muhtar amca bana top ver” diye karşısına dikilmeye başlamış.

Muhtarlar bu işin içinden nasıl kalkacaklarını şaşırmış durumdalar.

Mahmut Koçak muhtarların kucağına öyle bir top attı ki el bombası gibi.

 

Muhtarların başı Süleyman Akagündüz ziyaretime geldi.

Kral kurtar bizi şu top meselesinden diye.

Bu olay bana bir Nasrettin Hoca fıkrasını hatırlattı.

 

Bilirsiniz “Parayı veren düdüğü çalar

Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını sarmışlar.

Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış.
Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş.
-Peki, olur.

Çocuklardan yalnız biri, elinde ki para uzatıp, Hoca’ya şunları söylemiş.

-Bana da bir düdük alır mısın?
Hoca akşama doğru pazardan dönmüş.

Yolunu bekleyen çocuklar hemen Hoca’nın etrafını sararak düdüklerini istemişler.
Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış.
Ötekileri bağırmaya başlamışlar.
-Ya bizim düdükler nerede?
Hoca’nın cevabı kısa ve anlamlı olmuş.
Parayı veren düdüğü çalar.

 

Şimdi kampanya güzel de benim cengaver muhtarlarım onca çocuğa nasıl top verecek.

Top’un kampanyasını yapan sokaktaki çocukların ‘Top’ beklentilerini karşılamalı.

Muhtarlarımı üzmemek lazım.

Muhtarlar adına Mahmut Koçak’a duyurulur.

Yoksa çocuklara sizin adresinizi ve telefonlarınızı veririz haberin ola.

 

Beyazıt İlkokulu dersler boş geçiyor

Benim hassas olduğum konulardan biri eğitim.

Dünkü yazıda Afyon Milli Eğitim Müdürlüğü’nün EKİP Eğitimde Kaliteyi İyileştirme Projesi hakkında bir yazı yazmıştım.

Afyon Milli Eğitim Müdürlüğün de birbirinden kıymetli yöneticilerimiz var.

O kadar güzel planlama yapıyorlar ki her şey yolunda.

 

Ama bazen gözden kaçan ufak tefek şeyler oluyor.

Bunları abartmamak lazım ya neyse.

Benim fesatlığıma verin.

Okullar başladı.

EKİP’ler kuruluyor başarılı olmak için.

İnşallah sınavlarda 52. olmaktan kurtulacağız.

 

Kurtuluruz belki ama Beyazıt İlkokulunda bir hafta on gündür 2. sınıf öğretmeni yokmuş.

Hani Milli Eğitim Müdürlüğü belki unuttu.

Mini mini çocuklarımızın öğrenme, eğitim alma hakları ellerinden alınmış durumda.

Benim bildiğim kadarıyla ilkokul çağı çok önemli.

Bir ders bile boş geçmemeli.

 

52 Metin Yalçın ve başarılı, çalışkan, yaratıcı EKİP’ine selam olsun.

Çocukların velileri zatıâliniz “Devlet Düşmanı” ilan edersiniz diye korkularından yanınıza gelememişler.

Ben “Devlet Düşmanı” ilan edilmişken dertlerini bana anlattılar.

Bende size iletiyorum.

Gereğini yaparsanız en azından o aileler ve çocukları mutlu olacaklar.

Belki öğretmen vermeyi unuttunuz.

Olabilir, insanlık hali.

Ama daha fazla çocuklarımız eğitimsiz kalmazlarsa ilerde başarılı bir nesil yetişir ve arkanızdan sizi ve EKİP’inizi anarlar.

 

Bu arada bende selamlarımı iletiyorum efendim.

Allah sizi başımızdan eksik etmesin.

 

Ömer Kalafat ve besteleri 200 oldu

Bizim Ömer Kalafat yine yapmış yapacağını.

En son 180 olan bestelerine yenilerini eklemiş.

Elinde bir tomar beste ile gazetenin kapısından içeri daldı.

200 oldu dedi.

Yazmış olduğu söz’ler yine Türkiye’nin ünlü bestekarları tarafından bestelenerek müzik eseri haline getirilmiş.

Adam yatıp kalkıp söz yazıyor.

Benim günlük köşe yazısı yazdığım gibi oda söz yazıyor.

Ellerine sağlık Ömer Kalafat.

ODAK GAZETESİ

Share
#

SENDE YORUM YAZ