logo

AKÜ’de iğne krizi

ömer mazi

Afyon Kocatepe Üniversitesi Hastanesinde ve AKÜ hakkında bir süredir yazmamaya özen gösteriyorum.

Ama her gün yeni bir şey geliyor.

Tamam ama benzerini zaten yazdım diyorum.

Biraz daha hoşgörülü davranmaya çalışıyorum.

Ama yok gardaşım.

Sıkıntının bini bin para.

 

Bazen diyorum hadi Üniversite içinden gelen bilgiler yanlı.

Mustafa Solak Hocayı istemiyorlar, ondan kurtulmak istiyorlar.

Onun için bana bilgi aktararak kendi yapamadıklarını bana yaptırmaya çalışıyorlar.

Akıllı, deliye söyletirmiş derler ya, onun gibi bir durum.

 

Birde şunu itiraf etmem lazım.

Yeni Başhekim ve Rektör Yardımcısı Alpagan Mustafa Yıldırım hoca hakkında güzel ve olumlu şeyler duyuyorum.

Yıldırım Hocayla henüz tanışmadık.

Ama ona karşı ön yargılı olmamaya özen gösteriyorum.

İyi bir yönetici ve hastaneyi toparlamaya çalıştığı söyleniyor.

Çok kolay bir şey değil.

Umarım başarır.

 

Ama Prof. Dr. Alpagan Mustafa Yıldırım’ın çabalarına rağmen alt kadrolarda sıkıntı ciddi oranda devam ediyor.

Bir dostumuzun başından geçenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sarıdere AVM Yönetin Kurulu Başkanı olan Mustafa Sarıdere aradı.

Başından geçenleri anlattı.

Onun gibi maddi manevi imkanları olan, kendini, derdini anlatacak bir adam bile hastanede neredeyse cinnet geçiriyormuş.

 

Olay şöyle.

Mustafa Sarıdere’nin eşi hanım efendi hamile.

Yeni bir bebek bekliyorlar.

Ancak bazı sorunlarla karşılaşmışlar.

Eskişehir’de yapılan tedaviden sonra taburcu etmişler.

Ama her gün iğne olması gerekiyor.

Önceleri 5 yıldızlı Devlet Hastanemize gitmişler.

Bir hafta kadar her gün iğnelerini orada yaptırmışlar.

Ama hastanenin hijyenik durumu ve personelin lakayt tavırları yüzünden 5 Yıldızlı Devlet Hastanesine gitmekten vazgeçmişler.

 

Demişler ki çok güzel bir Tıp Fakültemiz var.

Pırıl pırıl bina.

Gidelim temiz temiz orada iğnelerimizi olmalım.

22 Ekip Çarşamba günü akşam 20.00 saatlerinde Hastanenin tabelalarına bakarak araçlarını park etmişler.

Yönlendirme tabelaları Çocuk ve Kadın polikliniklerini gösteriyor.

Sarıdere ailesi işaret edilen yere gidiyor.

Yok Efendim yanlış geldiniz” diyorlar.

Tabela diyor Sarıdere.

Siz tabelaya bakmayın.

Eskiden buradaydı ama taşındı.

Yeni binada C Blok’ta” diyorlar.

 

Mustafa Sarıdere, yasabır çekim hamile eşi ile birlikte oflaya puflaya yeni binaya gidiyorlar.

Yeni binada, Çocuk ve Kadın Doğum polikliniğini buluyorlar.

Ellerindeki iğneyi ve raporu gösteriyorlar.

AKÜ’de görevli doktorlar “olmaz iğne yapamayız” diyorlar.

Niye?

Bu raporun süresi geçmiş.

Onun için iğne yapılamaz.

 

Sarıdere, derdini anlatmaya çalışıyor.

Eşimin düşük yapma riski var.

Bu iğneyi 5 gündür yaptırıyoruz.

Burası da hastane değil mi?

Süre geçmişse yenisini yarın getireyim.

Olmadı yeni bir rapor siz verin.

Siz de doktorsunuz, burası da hastane.

AKÜ Hastane çalışanları Nuh diyor Peygamber demiyor.

Dedikleri tek şey, “Olmaz yapamayız” bir çözüm sunan yok.

 

Düşük tehlikesi olan bir hastayı oradan oraya gönderip durdukları gibi birde iğne yapmıyorlar.

Sarıdere biraz öfkeleniyor.

O durumdaki her baba adayı gibi.

Her koca gibi.

Her hasta yakını gibi.

Hastane çalışanları Güvenlik ve Polis çağırıyor.

Mustafa Sarıdere’yi potansiyel tehlike görmüşler anlaşılan.

 

Sarıdere, eşini alıp çıkıyor.

Oysa o durumdaki bir hasta için yürümesi, strese girmesi ve özellikle gerginlik olmaması gereken bir durumda.

Hastane çalışanları ve Doktorlar bunu anlıyor ve biliyor olması gerekirken, hastaya ve yakınına çözüm sunması gerekenler “olmaz” diye diretiyor.

 

O güzel görünümlü hastaneden çıkıp özel bir hastaneye gidiliyor.

Ellerindeki raporu gösterip iğneleri veriyorlar.

5 TL ücret karşılığında iğne yapılıyor ve rahat bir nefes alıp evlerinin yolunu tutuyorlar.

 

Şimdi 5 gün boyunca iğne yapan Devlet Hastanesi ve 5 TL ücretler iğne yapan özel hastane mi hatalı.

Yoksa olmaz diyen AKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi mi?

Hastayı iğne yapmadan gönderen bir hastane.

Çözüm bulmak yerine olmaz diyen doktorlar.

Ora da, ya da yolda o hastanın başına bir iş gelse bunun sorumlusu kim olacaktı?.

Bu vebalin altından nasıl kalkacaktınız?

Sizin işiniz çözüm bulmak ve hastaya hizmet vermek değil mi?

 

Elbette birkaç işgüzarın hatasını hastanenin tamamına yansıtmamak lazım.

Elbette yeni Başhekim Alpagan Mustafa Yıldırım Hoca bir sistem uygulamaya çalışıyor.

Ama bir ahmak çıkıyor bir çuval inciri berbat ediyor.

AKÜ Tıp Fakültesinde tüm sistem iş yapmam ak üzerine kurulmuş.

Zaten iyi olanlar yıldırıldı.

Şehri terk ettiler.

Elde kalan çürük yumurtalarda sırtını bir yerlere dayadıkları için keyiflerine göre iş yapıyorlar.

Yapsa da oluyor, yapmasa da.

Şimdi bu aile durumu iyi.

Yol yordam biliyor.

Gidip özel hastanede 5 liraya iğnesini yaptıra biliyor.

Ya gariban birisi olsa?

Onun hali ne olur acaba.

 

Mustafa Sarıdere, “Bana 40 yılda bir lazım olduğunda işe yaramayan muhteşem görünümlü hastaneyi ne yapayım.

Hastane güzel olabilir ama içinde hizmet edecek adam olmayınca bir anlamı yok.

Böyle bir hastanede bir iğneyi yaptıramıyorsam neye yarar Tıp Fakültesi” dedi.

 

Zaman zaman bu sorunları dile getiriyorum.

Genelde hastane çalışanları ve bazı hasta yakınları dert yanardı.

Hani derler ya onun ensesi kalın.

Zenginler için tüm kapılar açılır.

Afyon TIP Fakültesinde hiç kimsenin hizmet alamadığını Sarıdere’de gördük.

Daha söylenecek hiç bir şey kalmadı.

Alpagan Mustafa Yıldırım Hocanın işi çok zor.

Bu konuda bir açıklama bekliyorum.

En azından Mustafa Sarıdere bekliyor.

 

Çok güzel binalar yapabilirsiniz.

İçini çok şık ve modern donatabilirsiniz.

Ama adam gibi hizmet vermeyi beceremiyorsanız hiçbir anlamı kalmaz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ