logo

AK Parti Türkiye’yi yönetmiyor değiştiriyor

muharrem uslu (9)

Pazar Kahvaltıları’nın konuğu Türk-İş İl Temsilcisi ve Demiryol-İş Sendikası Başkanı Muharrem Uslu ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Maziye konuştu.

Afyon’da mermer sektörü işçi bulamadığını söylüyor, size göre nedir bunun nedeni?  

M. Uslu, Afyon mermer sektörü çok büyük bir iş alanı yaratıyor. Yüzlerce mermer firması var. Ancak bu sektör hala kurumsallaşma aşamasına giremedi. Geçenlerde bir yerdeyim bir gençle konuşuyorum. Mermer’de çalışıyormuş. Ne kadar maaş aldığını sorduğumda 1200 lira maaş alıyorum dedi. Fazla mesai yaptığım zaman maaşım 2 bin liraya geliyor dedi. Şimdi bir yanda çok az sayıda böyle firmalarımız var. İşçisinin hakkını veren, onun ihtiyaçlarının karşılayanlar hiçbir zaman işçi bulamıyorum demiyor. Çünkü işçisi öyle bir yeri bırakıp gitmiyor. Diğer yandan asgari ücretle işçi çalıştıran onunda haklarını doğru dürüst ödemeyen firmalarda var. Bunlarda hem elindeki işçiden oluyor hem de yeni işçi bulamıyor. Allah aşkına mermer gibi ağır işçiliği olan bir sektörde asgari ücretle işçiyi nasıl bulursunuz. Siz işveren olarak çalışanınızın hakkını, hukukunu adam gibi gözetirseniz işçi bulursunuz. Afyonlu işçi emeğinin karşılığını alamadığı için doğduğu şehri terk edip başka şehirlere göçüyor. Siz işçiye hakkını vermezseniz işçi bulamamanız kaçınılmaz olur.

 

Mermerciler Afyonlu işçi bulamadıkları için Kütahya’dan işçi getirdiklerini söylüyorlar?

M. Uslu, Ben bunlara katılmıyorum, niye katılmıyorum az önce söylediklerimden dolayı katılmıyorum. Geçen yıl böyle bir konu gündeme geldiğinde bir ortamda ben vali beye bu konuda bir öneride bulundum. İş Kurun müdürü de var. Vali bey bu söylenenler doğru değil. Bugünün şartlarında mermerde asgari ücretle çalışma olur mu diye sordum. Vali beyde olmaz tabi çok az bu rakam dedi. Ne olur mermercilerle konuşurken bu konuyu da gündeme getirin dedim. Siz işçinize hakkını verirseniz işçi bulamıyorum diye bir sorun kalmaz.

 

Hızlı tren çalışmasını nasıl buluyorsunuz?

M. Uslu, Çok faydalı ve başarılı buluyorum. Üstelik Demiryolları Genel Müdüründen daha fazla istiyorum, Ulaştırma Bakanı’ndan daha fazla istiyorum, hatta Başbakan’dan daha fazla istiyorum. Çünkü bunu kullanacak olan benim, biziz, halk kullanacak. Bunu istemiyorum diyen biri çıkamaz, çıkarsa zaten onda bir sorun var demektir. Ancak o sürecin içerisinde emeğin hakları hukukları korunsun. Bizim tek itirazımız çalışanların haklarının korunmaması üzerine. Yoksa bizim yatırma, hizmete karşı bir tavrımız yok. Atılan temele, yapılan işe, hızlı trene Türkiye’nin ihtiyacı var. Hızlı treni yap emeğin hakkını da güvence altına al.

 

Hızlı tren konusunda en fazla tartışılan konulardan biri de nerede duracak, istasyon neresi olacak, Ali Çetinkaya Garı’na girecek mi? burada duracak mı?

M. Uslu, O konu çok sulandırıldı. Bu işin temeli atıldı, çalışma başladı daha ne konuşuluyor anlamadım. Bir kere hızlı tren Afyon şehir merkezine girecek. Ali Çetinkaya Gar’ında duranda olacak durmayanda olacak. Aslı hızlı tren istasyonu Korel otel arkalarında kalan alanda olacak. Bunun tartışılacak bir yanı kalmadı.

 

Ali Çetinkaya çift yürekli bir adamdı

Hızlı tren çalışması ile birlikte Ali Çetinkaya ismi kalacak mı kalkacak mı? yeni istasyonun adı Ali Çetinkaya olacak mı?

M. Uslu, Ali Çetinkaya ne olduysa son dönemde siyasilerin gündeminde. Buna hiçbir anlam veremiyorum ve Ali Çetinkaya isminin siyasete malzeme edilmesi yersiz, seviyesiz ve doğru bulmuyorum. Ali Çetinkaya kurduğu çetelerle işgal askerlerine karşı mücadele vermiş. Düzenli ordu kurulması ile birlikte de orduya çetesi ile katılıp düşmana ilk kurşun sıkan bir kahraman. Her şeyin bittiği, ülke karış karış düşman tarafından işgal edilirken bu insan kendi hayatını hiçe sayarak kurtuluş mücadelesini başlatanlardan biri. Ali Çetinkaya sadece düşmanla mücadele etmedi aynı zamanda onların iş birlikçisi olanlarla da mücadele verdi. Ülke kurtarıldıktan sonra belirlenen bazı insanlar yargılandılar ve sonunda idam edildiler. Bu tür olaylar her toplumda oldu. Ali Çetinkaya gibi insanlar normal insanlar değildi. Onlar çift yürekli insanlardı. Tek yürekli insanlar bunu başaramazdı. O günün şartlarında ülkenin kurtuluşu için ne gerekiyorsa yapılmıştır. Ben Ali Çetinkaya gibi insanları çift yürekli olarak kabul ediyorum ve onun eleştirenleri de tek yürekli olarak görüyorum. Bugünden o zamanın şartlarını bilmeden eleştirmek çok haksızlık olduğunu düşünüyorum.

 

Ali Çetinkaya sadece Afyon’a mal olmuş bir adam değil, Türkiye için önemli işler yapmış bir kişi. Bu olay başka yerde konuşulsa hadi neyse ama Afyonda tartışma konusu olmasını anlaşılır bir urum değil.

M. Uslu, Kesinlikle doğru. Bakın bir gün Ayvalığa gittim. Büyük bir heykel var. Ya bu kim diye şöyle bir ön tarafa doğru gidip baktığımda yüzünü görür görmez tanıdım. Ali Çetinkaya için orada öyle bir methiye yazmışlar ki tüylerim diken diken oldu. O zaman böyle adamlar hakkında o kadar güzel şeyler yapmışlar ki bugün onların yaptıklarının kimse yanına bile yaklaşamaz. Benim bir yetkim olsa kesinlikle Ali Çetinkaya Gar’ının ismini kaldırmam ve yeni istasyona da onun ismini veririm. Bu adam sayesinde Afyon bugünkü kesişme noktası oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Bayındırlık Bakanı. 10. yıl marşındaki ülkeyi çelik ağlarla ördük denilmesi Ali Çetinkaya’nın çalışması ile oldu. Şimdi bu adamı niye tartışıyoruz anlamıyorum.

 

AK Parti’nin yönetim tarzı bu

Bu tür olay sadece Ali Çetinkaya’ya mı yapılıyor? Yoksa başka o dönemin insanları da tartışma içine çekiliyor mu?   

M. Uslu, Hayır sadece Ali Çetinkaya değil. Bu benzeri olaylar Türkiye’de halkın önüne konuluyor. AK Parti bir değişim, yeni bir temel ve yeni bir başlangıç için bunları teker teker getirerek milletin önüne koyuyor ve bu önemli şahsiyetleri tartışılır hale getiriyor. Zamanında kendi ideolojisine ters düşenleri toplum ve tarih sayfasından silmeye çalışıyor. AK Parti kendine göre yeni bir dönem yeni bir anlayış getirmeye çalışıyor. Kendi siyasetini kendi ideolojisini dobra dobra ortaya koyuyor ve oyu da düşmüyor. AK Parti vatandaşı iyi analiz ettiğini düşünüyorum. Şimdi bir paket açıklıyor. O paketi açıklarken kendini koruyacak kadar bir açıklama yapıyor. O olayın tepkilerine biraz geçtikten sonra yeni bir paket açıklıyor.

 

Bu bir yönetim tarzımıdır? 

M. Uslu, Başbakanın danışmanı ve şimdi milletvekili olan biri AK Parti Türkiye’nin gerçek temellerini yeni atıyor diyor. AK Parti Türkiye’yi yönetmek için değil Türkiye’yi değiştirmek, değişimi sağlamak için çalışıyor. Oyları düşmediği sürece bu değişim devam edecek. Şimdi hükümetlerinde kendine göre bir yönetim şekli ve anlayışı var. AK Parti ben böyle yöneteceğim, benim tarzım bu diyor. Her seçimde oyunu koruduğuna göre demek ki halk ta böyle istiyor ne diyelim. Başbakan ben yönetmedikten sonra, ben değiştiremedikten sonra başbakan olmamın bir anlamı yok diyor. Bundan önceki hükümetler Türkiye’yi sadece yönettiler. Onların aklından hiç değiştirme geçmedi.

 

Bir sendikacı olarak çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz?

M. Uslu, Bu konuda kesinlikle bir ihtiyaçtı. Türkiye’nin böyle bir huzura ve terörsüzlüğe ihtiyacı vardı. Buna rağmen katılmadığım, katılmadığım halde fazlada itiraz etmediğim bir nokta var. Böyle bir süreçte hükümetin diğer partilerden gizleyerek, kamuoyundan gizlenerek yapılmasını bir vatandaş olarak doğru bulmuyorum. Bu çözüm süreci olmasa, başka bir şekilde çözülebilir mi? onu da sanmıyorum. İktidarın yüzde 50’lerde kalması onun arkasında güçlü bir destek olduğundan kaynaklanıyor. Şimdi bakıyoruz 30 yıldır birçok yöntem denendi ve bir sonuç alınamadı. Onun için bu sistemin tamamen işe yaramaz ve ne gerek vardı demek gibi bir lüksümüz yok. Türkiye’nin çözüm sürecine ihtiyacı vardır.

 

Andımız kaldırıldı faşizan bir olaydı diyen Afyonlu sendika başkanları oldu. Buna ne diyorsunuz?

M. Uslu, Böyle diyenlerin aklından şüphe ederim. Kesinlikle red ediyorum. Böyle bir yaklaşım doğru değil. Türkiye’de bu güne kadar hiçbir zaman etnik bir kavga olmadı. Ne Kürt’le, ne Laz’la, ne de diğer azınlıklarla. Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeşlikten ve barıştan bahsetti. Türkiye’de 30 yıldır PKK terörü var. Hep bu güne kadar ya bunlar bizim kardeşimiz dedik. Türklük hiçbir zaman bir ırkçılık olarak anlatılmadı. Hiç bu güne kadar böyle bir yaklaşım olmadı. Türklük ve Andımız konusunu sonuna kadar yanlış buluyorum. Türkler hiçbir zaman ırkçılık yapmadı. İktidarın bu Türklük üzerine bakış açısına katılmıyorum.

 

Bölünme’yiz ama kuyruğu da dik tutmak lazım

Türkiye bölünmeye gidiyor endişeleri var. Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

M. Uslu, Bu ülkenin bölünmeye gideceğine ihtimal vermiyorum. Buna hiç kimse izin vermez. Bu çözüm süreci yapılmalı. Olmak zorunda. Birde bu sadece bir Türkiye meselesi değil. Bu olaya dünya ortak. Bu konuyu sadece Türkiye’nin iç sorunu gibi ele alırsanız yine başarıya ulaşamazsınız. Çözüm sürecinin pazarlığı dünya ile yapılıyordur. Kim ne derse desin ben Başbakan dayatmacı biri. Ben Başbakan’ı dayatmacı olarak görüyorum. Başbakan bu işi dayatarak götüreceğini düşünüyorum. Türkiye bu süreçten geçecek. Geçerken de karizmayı çizdirmemek lazım. Andımızın kaldırılmasını içime sindiremiyorum. Gerçek anlamda üzüntü verici bir durum. Ama ülkeyi yönetenlerin kendi yönetim tarzı. Ama Türklük hakkında hiçbir taviz verilmemeli. Türklük bu ülkenin karizması. Bin defa böyle düşünüyorum.

 

Size bağlı kaç üyeniz var?

M. Uslu, Afyon’da bize bağlı 700 tane üyemiz var.

 

Türkiye’de son yıllarda sendika ağalığı olduğu söyleniyor sizde ağalık var mı?

M. Uslu, Ağa gibi görünüyor muyum?, evet maalesef öyle söyleniyor. Şimdi ben kendim ağa değilim. Ancak sendikaların içinde yanlış yok mu? Kesinlikle var. Elbette bu yönde yaklaşımda olanlar, hata yapıp da ağalığı yapanlar olabilir. Fakat sistem bu tür insanları dışları. Ağa gibi davrananlar olabilir ama bu birazda sermaye ve siyaset kesiminin sendikacılığın direncini kırmak ve toplumun gözünde itibarsızlaştırmak için ortaya attıkları bir olay. Bilerek böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Ağa değilim ağalara da karşıyım.

 

Siyasetçiler beni şikayet etti

Benim Türk-İş il temsilciliğim biraz ihtilaflı oldu. Çok tartışmalar oldu ve uzun sürede gündem de kaldı. O günlerde çok sıkıntı çektim. Kendi sendikamla uğraştığım kadar burayla da uğraştım. Her taraftan baskı altındaydım. 25 yıl boyunca böyle bir görevde kalmak kolay olmuyor. İnanır mısınız Afyonlu siyasetçiler beni genel merkeze çok şikayet ettiler. Bunu asla unutamıyorum ve çok yıprandım. O zamanlar hükümetler için yapılan yanlışlıklar için çok eleştiriyordum. Bu nedenle Türk-İş Genel Başkanına yakın olan partililer benim için çok baskı yaptılar. Bunlar beni çok yıprattı ve hayatımda çok zor günler yaşadığım süreçlerden birisi bu oldu. Ama her sorunun altında kalktığım gibi bununda altından kalktım. Ben sendikacıyım, ben işçi adamım. Bizi böyle şeylerle kimse yıkamaz Allah’ın izniyle.

 

Vali yardımcısına sen oradan kalk dedi

Ben görevim gereği bazı kurullarda görevliyim. Milli Eğitim var, Emniyet ile ilgili var. Bir de İl İnsan Hakları Kurulu var ora da görevliyim. Bu kurula Vali Yardımcısı başkanlık ediyor. Çeşitli kurumlardan görevli kişiler var. Avukat vali yardımcısına kalkın siz oradan. Bu insan haklarına aykırı dedi. Salonda buz gibi bir hava oldu. Kimse bir şey diyemiyor. Vali yardımcısı çok bozuldu ama sonradan aslında doğru söylüyorsun dedi. Başka bir zaman üç tane avukat var. Herkes orada başkan olmak istiyor. Aslında o işin başında bir avukatın olması lazım. Ama avukatlar kendi aralarında bir çekişme içindeler. Baktım olacak gibi değil ben onların başına komisyon başkanı oldum. Bu da benim ilk deva en az oyla başkan seçildiğim görev oldu.

Yapma demişim

Evlendik ve 3 kızım oldu. Annemde bir oğlum olsun diye çok istiyordu. Doktor isterseniz cinsiyetini tahminen söyleye bilirim dedi. Biz yok kalsın dedik. Üç kızdan sonra annem vefat etti. Bizde anneden sonra abla anne yerine geçer. Neyse doğum zamanında hanımı hastaneye kaldırdık ama benim işe dönmem lazım. Çok yakın bir yerde de değilim. Heyecanla gelecek haberi bekliyoruz. Daha önce 3 kız olmuş, bizim beklentimiz beşli ama yinede Allah bilir. Çalışırken mola verdiğimiz sırada haber geldi. Müjde oğlun oldu dediler. Kulaklarıma inanamadım. O an “yapma” diye ayağa fırlamışım. Kızlarımı çok seviyorum ama rahmetli annemin bir oğlum olmasını çok istediği için bende çok sevindim. Anne başka bir şey onun isteği benim için çok önemliydi.  ODAK GAZETESİ PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ