logo

reklam

AK Parti başkanlık Milletvekilliği teklif edildi

ugur serdar kargın (3)

MHP Belediye Başkan Adayı Uğur Serdar Kargın ODAK Pazar Kahvaltıları’na katılarak özel hayatı, iş yaşamı, neden belediye başkanlığına aday olduğunu, siyasi geçmişinin ne zaman başladığını, AK Parti’den ne teklif edildiğini, bilinenin ötesindeki farklı yönlerini Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

Emirdağ Belediye Başkanlığına adaylığı Genel Başkan Devlet Bahçeli tarafından açıklanan Uğur Serdar Kargın, ODAK Gazetesi Pazar kahvaltılarına farklı bir formatla katıldı. Bu güne kadar yazarlarımız konuklarını soruları ile yönlendirirken Kargın, masaya oturması ile birlikte sazı eline aldı ve sohbete başladı. Kahvaltı masası öncesi tanışma merasimi sırasında başlayan sohbet, masada devam edince girişi formatı altüst oldu.

Konuk direk sohbete daldı

U.S.Kargın, Cengiz Pala’ya kişisel olarak kızdığım için aday olduğumu söyleyenler var. Amaç Cengiz Pala’yı başkan yapmamakmış. Bu güne kadar Cengiz Pala ile hiçbir alanda ortak bir geçmişimiz yok. Ne siyasi ne ticari. Daha önceden tanıdığım Cengiz Pala sadece banka çalışanı bir kişi ve selamlaşmanın ötesinde bir ilişkim yok. Belediye Başkanı olurken ne destek oldum, ne de karşı oldum. Ama Belediye Başkanı olması ile birlikte Emirdağ’da bu güne kadar tanık olmadığımız bir belediyecilik anlayışı ile karşılaştık. Herkes yaşadığı yere hizmet gelsin ister. Sırf bu nedenle Emirdağ hükümet desteği alsın diye MHP’nin kapısına kilit vurmaya kadar varan destekler oldu. Ama hiçbir ittifak uzun sürmüyor ve yaşamıyor. Bizim partimizden birçok arkadaşımızın yetkisi alındı, partiden atıldı. O dönem sağ partilerin hepsi kapılarına kilit vurularak Hükümetten hizmet almak adına AK Parti desteklendi. Herkesin amacı hizmet gelmesiydi, kimse partizanlık yapmadı.

Emirdağ hizmet alsın diye

ittifak kuruldu ama olmadıugur serdar kargın

O ittifaktan pişmanlık duyuldu mu? Ya da siz duydunuz mu?

U.S.Kargın, Ben hatalarımı görürüm, pişmanlık duyarım ve tövbe ederim. Siyasette ittifak hiçbir zaman doğru değil ve başarılı olmamıştır. O dönem en fanatik ve en deli MHP’li gitti ve şimdi AK Partinin savunucularından oldu. Onun için hiçbir partiyle ittifak yapılmamalı, başka bir yere gitmemesi lazım. Biz gitmedik mi? Biz de gittik. O dönem büyüklerimiz böyle uygun gördüğü için gitmek zorunda kaldık. Bunu bir sır gibi saklamaya kalkanlar var, dayım aday oldu, Emir Mola DYP’den aday oldu. Akrabalık gereği ben onun yanında yer aldım. Kaybedeceğini bile bile, çünkü o benim dayım. Benim aile terbiyem onun yanında yer almayı gösteriyor. Bunu hatırlamak istemeyenler var ama benim için hiçbir sakıncası yok. Aynı olay şimdi olsa yine yapardım. Elle birlikte ben de gidip o adama küfredemem. Abdestli namazlı bir adam, niye onun yanında durmayayım? Aynı durumda aynı akrabalar bana aynı desteği verirler mi? Veremeyebilirler.

AK Parti’den siyaseti bizde yap teklifi aldınız mı?    

U.S.Kargın, Evet aldım. Recep Tayyip Erdoğan’ın Afyon’da yaptığı ilk toplantıda kurucu başkanlık teklifi yapıldı. Kurucu başkan ol ve kendi yönetimini kur dediler. Sağ olun dedik. Benim inanışıma göre Dini siyasete alet etmek yok. Siyaset her şekilde kar’a hizmet eden bir oluşum. Biz dine hizmet edelim kendi çapımızda dedik. Ülkücü ahlaka, Turancılığa kim hizmet ediyorsa, Afrika’da mı, Afrika’ya elimiz gücümüz nereye yetiyorsa oraya hizmet etmeye çalışırız, yardım mı?, sohbet mi?, himmet mi? adı neyse önemli değil. O gün için doğru olanların yanında oluruz. Milletin tank yürüttüğü yerde biz tankın önünde dururuz, hop deriz, tankın üstüne çıkar hop deriz. O gün için Tayyip Erdoğan’a yapılana da karşı oluruz, hizmete yapılana da karşı oluruz.

AK Parti teklifi nasıl yapıldı, kim yaptı?

U.S.Kargın, Karadenizli bir amca vardı Velioğlu, “Bak Tayyip bey bizzat söyledi. Kurucu başkan ol istediğin kişilerle yönetimi kur. Seni milletvekili yapacağız, gel” dediler. Ben de ‘Teşekkür ederim. Önünüz açık, iktidar olursunuz ama benim inanışıma bu olay ters’ dedim. Biz kabul etmeyince şimdiki arkadaşlara görev verildi. Bir seçim sonra Emirdağ hizmet alsın diye destek olduk. Ama bu işin sağı solu yok, ben bunu anladım bunu öğrendim. İnsafın, vicdanın sağı solu yok. Hatalarımızdan kesinlikle ders alırız, o hatalardan pişmanlık duymadık mı? Kesinlikle duyduk. O gün yapılanlar doğru olsaydı bugün bize ihtiyaç kalmazdı. Ben deli miyim o kadar işimi gücümü bırakıp bu Belediye Başkanlığına aday olayım? Bu Belediye Başkanlığını, o görevi basit gördüğümden değil. Ben kendi fabrikama harcayacağım enerjimi Emirdağ’a harcayacağım. Ben Belediye Başkan olmak için değil Emirdağ’ı hak ettiği şekilde yönetmek için aday oldum.

Belediye Başkanı olduğumda

arkamdan şemsiye tutan olmayacakugur serdar kargın (4)

Ben Belediye Başkanlığını forsu ve maaşı için değil, hizmet için yapacağım diyorsunuz. Aday olan herkes böyle söylüyor ama ondan sonra inançlar da, görüşler de, fikirler de değişiyor…

U.S.Kargın, Ben rant için, menfaat için bir şey isteseydim en başta bana teklif edilen kurucu başkanlığı ve milletvekilliği teklifini kabul ederdim. Uğur Serdar Kargın yokluk nedir onu da bilir, varlık nedir onu da bilir. Ben normal bir memur çocuğuyum. İki göz evde büyümüş, yaylada çadırda kalmışım. Elimizde kalemle sabaha kadar çizimler yaparak geçinmeye çalışan biriydim. Allah nasip etti bir Avrupalı ile iş yapma imkanım oldu. Onun sayesinde Allah’ın taşından Emirdağ Vergi Rekortmeni oldum. Allah’a çok şükür ben Emirdağ Belediyesi Başkanlık maaşına ihtiyacı olan birisi değilim. O maaştan fazlasını ben çalışanlarıma veriyorum. Şu anda benim fabrikam yapılıyor. Allah aşkına bir insan ömründe kaç defa fabrika yapar. Ben Fabrikamın başında olmam gerekirken Emirdağ daha adil ve layıkıyla yönetilsin diye Belediye Başkanlığına aday oldum. Ben Belediye Başkanı olduktan sonra sağımda solumda iki kişi olmayacak, şemsiyemi tutan insanlar olmayacak, arabamı kullanan birisi olmayacak. Ben bugün neysem yarın da o olacağım, bu güne kadar olduğu gibi.

Bazı iddialar var, Başkan sizin fabrikanıza engel olmaya çalışıyormuş, siz de bu nedenle Başkanlık yarışına girmişsiniz…

U.S.Kargın, Benim Fabrikamı yıkmaya kalksa da, ki yapıyor, geri almaya çalışıyor ve her toplantıda kavgaya neden oluyor. Önceki dönemde de çok eziyet gördüm, şimdiki dönemde de çok eziyet gördüm. Onun benim iş yerimde gözü olduğu için ben de onun koltuğunu elinden alayım diye bir niyetim yok. Adaletli bir yönetime ihtiyaç var. Partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi diye her belediye başkanının adil olduğunu söylemek imkansız. Üst yönetim olabilir ama Belediye Başkanlarının durumu ortada. Bir hırsla hareket ediyor olsaydım en başta bu oluşumun yanında olurdum ve en başa oynardım. % 50’lik bir rüzgar var, ben de o rüzgarın yanında olurdum. Başbakan Ortadoğu’nun dumanını attırıyor, ben kör müyüm? Ben de Hızlı trenin bir tarafına binen kişi olurdum. Üç kuruşluk karakterli sonradan müteahhit olanlar kadar kafam çalışmıyor mu?

Her konuşmanız içinde tarihi ve İslami öneme sahip insanların hayatlarından ve olaylardan örnekler veriyorsunuz. İyi bir kitap okuyucusu olduğunuz anlaşılıyor…

U.S.Kargın, İmam Rabbani’yi çok okurum ve sürekli başucumda. İmam Gazali’yi çok okurum, bu adamlar beni çok okumaya sevk etti. Kendi nefsim bunu kaldırmıyor. Büyükler bu işleri nasıl çözmüşler, haksızlıklara karşı nasıl durmuşlar. Tarih ipuçlarıyla dolu. Devletler tarihi de Dinler tarihi de okunduğu zaman size çok önemli yol gösteriyor. Bundan bin yıl önce İmam Eabbani’nin başına gelenleri anlamak için kitabı çevirdim çevirdim okudum. Tam bin yıl önceki sorun mesela bugün de var. Ezop Amorium, bundan 2 bin 600 yıl önce demokrasi ve özgürlükler daha genişmiş. Onu okuyorum, yöre aynı yöre, insan aynı insan, sorun aynı sorun. İnanın değişen bir şey yok. Ezop’un o zaman karşı çıktıkları ile bugün benim karşı çıktıklarım aynı. Ortak nokta ne biliyor musunuz? Menfaat çatışması. Medeniyiz, çağ değişmiş, uzay çağını yakalamışız ama onurlu insan, onurlu vicdan yok olmuş. Ben içinde yaşadığımız olumsuzlukları gördükçe ve bunu din adına yaptıklarını söyleyenleri tanıdıkça tarihi ve dini adamları daha çok okumaya ve onların gölgesinde kalmaya çalışıyorum. Onlar bu tür oluşumlara ve haksızlıklara nasıl karşı çıkmışlarsa ben de onların izinden gitmeye çalışmak için çok okumaya gayret ediyorum. Yönetmeye talip olan insanların mutlaka tarihi çok iyi bilmesi gerek, tarihi iyi okumak lazım.

Kiramı ödeyemiyordum

Üniversiteyi bitirdikten sonra askere gidip geldim. Emirdağ’da ofis açtım. Biz Müslüman insanlarız, yiyeceğimiz ekmek sınırlı belirli, kazancımız belirli yazılmış. Niye takla atarak yapalım, niye esrar eroin satarak yapalım, niye naylon fatura yazalım? Meslektaşlar arasında böyle usulsüz bir ekmek kapma yarışı var. İkindi namazıydı hiç unutmam, elimi açtım çarşı caminde kirayı ödeyemeyecek konuma geldim. Fatura değeri var, Mühendisler Odası belirlemiş. Ben işi yasal olarak yapmaya çalışıyorum. Diğer tarafta benim kestiğim hiçbir makbuzu kesmeden iş yapıp 10 bin liraya yapılması gereken işi hiçbir makbuz kesmediği için bin, 2 bin liraya yapanlar var. Ne verirsen ver diyenler var. Ben doğru yapacağım derken kirayı ödeyemeyecek duruma geldim. O güne kadar çok büyük ve en yüksek işleri yapmışım. İş alamıyordum, bana sen de yap diyorlar. İkindi namazı ‘Allah’ım benden bu kadar. Bu şartlarda daha fazla dayanamıyorum’ dedim. Mermer ocağı ruhsatlarım var ama harçlarını yatıramadığım için işe başlayamıyorum. Bir çok kişiye ‘gelin harç parasına ortak olun’ dedim adam bulamadım.

Napolyon’a özendim

Çok okuduğum kişilerden biri Necip Fazıl, üstadın kitaplarında Aksiyon adam diye. Orada Napolyon’dan bahseder ve ben o olaydan çok etkilenmiştim. Askere gittim. Bizim koğuşta bizden önce gelen milli sporcular falan var. 4-5 kişi istediğini yapıyor, gürültü yapıyorlar, kimse uyuyamıyor. Milli karateciler var aralarında. Benim ranzanın altında da Galatasaraylı bir basketbolcu var. Bu 4-5 kişiden herkes illallah etmiş ama kimse sesini çıkartamıyor. Ben daha yeni geldim ama bu şekilde askerlik bitmez dedim. Bana Napolyon cesareti geldi ve ben bunlara karşı bir posta koyayım dedim. Ya iyi bir dayak yerim ya da bunlar bu rezilliklerine bir son verirler dedim. Koridorda bunların karşısına dikildim “Ne lan bu milletin sizden çektiği, ne hakkınız var herkesi rahatsız etmeye” dedim. İçlerinde bir tane hanım evladı var. Ben onun gözüne bakıyorum ‘siz kimsiniz’ diye bir posta koydum. Birisi bir küfürlü laf etti. ‘Ben sana senin gibi küfür etmeyeceğim. Ailene de küfür etmiyorum ama bunun hesabını sana sorarım’ dedim. Ben de korkuyorum ama onların karşısında dik durmaya çalışıyorum. O oldu. Bir daha gürültü yapmadılar. Koğuşa geldiklerinde ‘Hoca kitap okuyor gürültü yapmayalım’ diye fısıltı ile konuşuyorlar. Napolyon gibi olmak bazen işe yarıyor.

Napolyon’u nasıl yeneriz?

Bir general diyor ki, “Napolyon’un bulunmadığı bir yere hücum edeceksiniz! Onun bulunduğu yerde bir manga varsa mağlup olursunuz” Napolyon’un olmadığı bir yerden saldırıyorlar ve ilk kez bir savaş kaybediyor. Elbe adasına sürülüyor. Fransa’da krallık iade edilmiştir. Napolyon’un Elbe’den kaçtığı duyulur ve üzerine ordu sevk edilir. Bir adamın üzerine koca bir ordu. Napolyon, Fransa’nın cenup sahiline çıkıyor. Ordu, Paris’ten cenuba doğru iniyor. O da doğru şimale doğru yol alıyor. Hepsi susamış. Atlarının üstünde, çeneler göğüste, “Nereye gidiyoruz, böyle bir delilik, cinnet olur?” Napolyon, “Bırakın, bırakın bu veba kelimelerini” der. Ordu ile Napolyon karşılaşıyor. O dakikada ne olacak? 4 kişiye karşı koca bir ordu. Atına biniyor, arkadaşlarına, “Siz şurada bekleyin” diyor. “Yaklaşın, yaklaşın, yaklaşın” Asker, Napolyon’u görüyor, hayretle yaklaşıyor, “Nerede subayınız?” diyor. Bir subay çıkıp geliyor. “Nerede senin asıl birliğinin kumandanı?” Vaterlo cenginde Napolyon’u takip eden bir asker. Bir taşın üstüne çıkıyor, “Asker! Topuğundan saçına kadar, sen benim eserimsin! Seni bütün dünyanın fatihi yapan adam karşındadır. Ve ben senin imparatorunum! İçinizde imparatorunuza kurşun sıkabilecek insan varsa buyursun!” Ve göğsünü açıp yırtıyor. Büyük tarihçi “Mişle” diyor ki, “Bir insanın gözü bu kadar kara olursa, cüret bu kadar ileriye giderse, iki hareket olur. Ya on binlerce kurşunla göğsü delinir, orada ölür, yahut hurra imparator diye başa geçer. Nitekim ikincisi oldu ve Napolyon başa geçti” Üzerine sürülen orduyu teslim alıyor Napolyon ve Paris’e onlarla giriyor. Napolyon yaptığı bir aksiyonla ya binlerce kurşunu göğsüne yiyecekti, ya da imparator olacaktı. Napolyon deli cesareti sayesinde İmparator olur. ODAP Pazara Kahvaltıları

Share
523 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ