logo

Aileme destek için amelelik yaptım

mahmut emin birliktir (1)ömer

Beş parmağında beş marifet bulunan Semerkand Vakfı ve Tümsiad Başkanı, Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi, Madeni Sanatkarlar Odası Başkanı, Afyon belediye Meclis Üyesi Mahmut Emin Birliktir ODAK Pazar Kahvaltılarına konuk oldu. Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’nin sorularını cevaplandırdı.

Mahmut Emin Birliktir kimdir, nerede dünyaya geldi, nasıl bir aileniz vardı?

Afyon merkezinde 26 Nisan 1962 yılında dünyaya geldim. Eskiden Nurcu Mahallesi denilen, şimdi Yunus Emre Mahallesi olan Mecidiye’nin üst kısmında. Benimle beraber 7 çocuklu bir ailenin 4. Çocuğuyum. Benden önce 3 ablam var. Onlardan sonra ben dünyaya gelmişim. 3 kızdan sonra dünya’ya gelmek avantaj gibi olsa da ben onun avantajını hiç yaşamadım. Benden sonra 6. Çocukta erkek olarak dünyaya geldi. O dönemler iyi değildi. İlk olmak ilk erkek çocuk avantaj olur, şımartılır falan derler ama bende öyle olmadı. Ben daha 5 yaşında çalışmaya başladım.

Niye 5 yaşında çalışmaya başlıyorsunuz? Bugün o yaştaki çocukları yalnız parka gönderemiyoruz?   

Ne yapacaksın mecbursun. Babam bugünkü parayla asgari ücret kadar bir maaş alıyor. O parayla 7 çocuk anne baba toplam 9 kişiye bakmaya çalışıyor. Ben 5.5 yaşında ilkokula başladım. Ben dahil 4 çocuk okula gidiyor. Babamın aldığı para yetmiyor. Babam Acarların bir matbaası vardı orada çalışıyordu. Daha sonra Koçoğlu’nun bir matbaası vardı orada çalışıyor. Babam ve amcamlar o yıllarda matbaacılık ve gazetecilik yapmışlar. Rahmetli Nusret Koçoğlu babamı Askeriyenin tamir fabrikasına işe yerleştiriyor. Ben oradan sonrasını hatırlıyorum. O zamanda çok para almıyorlardı. Asgari ücret civarında bir para. Bu parada ailenin geçimine yetmiyor. O zaman hem okula başladım, hem de işe başladım. Kadir Davaslı ustanın yanına verdi. Benim gibi 3-4 çırak daha vardı. Ustanın bir oğlu vardı Ahmet Davaslı vardı o bize çok eziyet etti döverdi bizi. Sadi abi vardı onlar geldiği zaman bizi kurtarır ve dayak yememize engel olurdu.

Niye döverdi o yaşta bir çocuk iş yapsa elinden bir şey gelmez. Ancak getir götür işi yapabilir?

Babaları Kadir usta bizi çok severdi ama Ahmet abi niye bize karşı niye böyle yapardı bilmiyorum. Çünkü bir suçumuz yoktu. Belki babasının bize olan sevgisini kıskandığı için bize eziyet yapıyor olabilir. Başka bir nedeni yok çünkü. Her gün birkaç posta dayak yerdik. O zamanlar çıraklık böyle bir şeydi. Eti senin kemiği benim diye işe verilirdi çocuklar. Sıkıyorsa gelip usta beni dövdü de. Burası matbaa idi matbaacılık bizde dededen beri vardır.

İlk haftalığım 25 kuruştu

İlk haftalığınız ne kadardı. Ne yaptınız haftalığınızla?

İlk haftalık aldığım günü asla hiç unutamam. 25 kuruş haftalık aldım. Bir hafta çalıştım ve Kadir usta 25 kuruşu avucumun içine koydu. O 25 kuruş benim için ne kadar önemli ve büyük para anlatamam. Sanki Afyon benim oldu. İşten çıktım ama uçarak eve gidiyorum. Çalıştığım yerde eski Yetiştirme Yurdunun arka sokağı. Yetiştirme Yurdu şimdiki Özel İdare iş hanının olduğu yerde. Parayı aldım ve eve giderken yol kenarında köylülerin traktör ile getirdiği kendi mahsulü satılır. Bende birinin önünden geçerken haftalığımla eve bir karpuz almaya karar verdim. İlk haftalığım 25 kuruş sadece bir karpuz parası yapıyor. Düşünsenize 5.5 yaşındasınız ve çalışıp kazandığınız parayla ailenize karpuz alıyorsunuz. Bu nasıl bir keyif içim içime sığmıyor. Sanki evi ben besliyorum.

Aile nasıl karşıladı ilk haftalık ve karpuz olayını?

Karpuzu aldım eski belediyenin arkasından eve gidiyorum. Eskiden belediyenin arkasına Pazar kurulurdu. Kurban pazarı oraya kurulurdu. Nur Mehmet Efendi olan ama bizim çocukluğumuzda Şakalak dede dediğimiz bir mescit var. Tam onun önünden geçerken ayağım takıldı ve yere yuvarlandım. Ben bir tarafta karpuz bir tarafta. Bütün hayalim yıkıldı nasıl üzüldüm anlatamam. Yattığım yerden başladım ağlamaya. Kalktım ve kırılan karpuzun toparlayıp yinede onu eve götürdüm. İlk haftalık bir karpuz parası ve onu da kırdık ama yinede eve götürdüm.  İlkokul bitene kadar Kadir ustanın yanında 6 yıl kadar çalıştım.

Ortaokula nerede gittiniz?

O zaman merkez ortaokulu vardı. Şimdiki Atatürk Anadolu Lisesi olan yer. Orada okuduk. Orada ilginç bir durum var ve bunu bütün Afyon yaşadı. O zaman şehrin varlıklı insanları o kadar kibar ve iyi niyetliydi ki anlatamam. Bizim gibi fakir aile çocukları yeni kıyafet giyemedikleri için o zamanki varlıklı aileler de kendi çocuklarına yeni kıyafet giydirmezdi. Onların çocukları da bizim gibi giyinirdi. Biz yokluktan alamazdım ama onlar bizim ezilmememiz için giydirmezdi. Hatta o zamanki gayri Müslim ailelerde buna çok önem verirdi. Mesele ramazanda asla çocuklarına dışarıda yemek yedirmezlerdi. O zaman bir nezaket ve görgü kültürü vardı. Bizim mahallede Ermeni yoktu ama diğer mahallelerde böyle yaptıklarını biliyoruz. Kahve rengi bir çantam vardı. Bakın o çantayı benden önce 3 ablam okula giderken kullandılar ve onlardan sonra ben kulandım. Kitap da aynı şekilde büyük bir sorun. Bulamıyorsun. Bizden öncekilerin kitaplarını kullanırdık. Ortaokula geçtiğimde Kadınana okulunun olduğu yerde kelepirci pazarı olurdu. Herkes orada eski kitabını getirip orada satardı kendi kullanacağı kitabı alırdı. Afyon halkı kitap ihtiyacını oradan karşılardı.

Bu arada siz okuldan kalan zamanınızda yine çalışıyorsunuz anladığım kadarıyla?

Merkez Ortaokuluna giderken Kadir ustanın verdiği maaş yetmiyordu. Babam bazen çift iş yapıyordu. O zaman şöyle bir laf edilirdi. Çöpçülerle çıkıp bekçilerle eve gelirmiş. Daha gün doğmadan işe gider gece bekçileri mesaiye başladığı zaman eve gelebilirmiş. Bende bir yandan okula gidiyorum bir yandan çalışıyorum. Ama Kadir ustanın verdiği maaş yetmiyor. O zaman 5 çocuk var ve evin tek erkek çocuğu benim. 5 yıl matbaada çalıştıktan sonra Merkez ortaokuluna başladığımda babam beni o zaman sanayi daha yeni kuruluyor. Ama Anbaryolu’nda falan küçük atölyeler var. O zamanlar sanayi buralar. Ünal usta ve Ferhat ustanın kaynakçı dükkanları vardı. Babam beni Ferhat ustanın yanına kaynakçılığa verdi.

Cezaevi kapılarını ben yaptım

Başkan beni mahvettin bende kaynakçı çıraklığı yaptım. Gözlerimin kenarındaki kırışıklıklar oradan kalma.

Gözlerine patates bağladın mı?, ben çok gözlerime patates bağladım. Ünal usta ile Ferhat usta birleşerek ortak oldular. Bir yıl sonra sanayiye taşındık. O zamanda 1974’lü yıllar olması lazım. 4 yıl kadarda orada çalıştık kaynakçı olarak. Bu arada matbaacılıkta 2.5 lira alıyorsam burada 5 lira almaya başladım. Hatta o yıllarda Kapalı Cezaevi yapıldı ve biz Kapalı Ceza evinin demir kapılarını yaptık. Her kapı 100 kilodan fazlaydı. 10-15 kişi ancak yerinden kaldırıp traktöre koyuyorduk. Cezaevi kapılarını biz yaktık ve beklide hala o kapılar kullanılıyor. Ortaokulu burada bitirdik. Yokluk di boyu ama sadece bizde değil herkes neredeyse aynı durumda.

Bu arada anneniz ne yapıyor onun ev geçimine bir katkısı olmuyor mu?

Annem rahmetlide kendi imkanları ile yardımcı oluyor. 2 inek var, annem köy gelinlikleri dikerdi. 9 oğlanlar dediğimiz Yamanlar vardı. Onlar köylü esvabı satarlar ve köylü gelinliği de satarlardı. Annem Kazım amca köylü gelinliğinin malzemelerini keser iğnesi, ipliği, kurdelesi bana verir bende getirip anneme veririm. Annemde köylü gelinliği dikerek evin geçimine katkısı olurdu. Bazen bir bazen iki tane dikerdi. Malzeme ondan dikimi annemden dikim başına bir para alırdı. İki ineğimiz var ben sabahları okula gitmeden inekleri sürüye getirirdim. O zaman Afyon’un merası şimdiki Uydukent’in olduğu yer. Oralar bataklıktı ve inekler camızlar orada otlanırdı. Şimdi orada evler yükseldi. Onu da anlamış değilim ya neyse. Sabah inekleri ben getirirdim ama akşam inek kendisi ahıra kadar gelip girerdi.

Bu imkanlara rağmen, bir yandan yokluk, bir yandan çalışıyorsunuz okul hayatınız nasıldı?

Tüm bunlara rağmen ben iyi bir öğrenciydim. Hiç sınıfta kalmadım her zaman sınıfın ve hatta okulun en iyileri arasında yer aldım. Ama birkez sınıfta kaldım oda benim yüzümden değil bunların, Mehmet emin Güzbey’lerin yüzünden. Sınıfın hepsi sınıfta kaldı. Sadece 7 kişi geçti ama onların nasıl sınıf geçtiğini de anlamış değilim. Hepsi bizden daha tembel ocuklardı. Ama onlar öğretmenlerin kömürü taşınacak koşuyorlar, bir işi yapılacak yetişiyorlar. Onlar sanırım bu yüzden geçtiler. Biz hiç kömür taşımadık ki.

Merkez Ortaokulunu bitirdiniz. Lise için bir planınız var mı?     

Ortaokul bittikten sonra Polis Koleji imtihanları vardı. Sözlüye aldılar kazandım, yazılıya aldılar kazandım, mülakata aldılar kazandım. Bu arada Ortaokulda okurken okul çıkışı, çıraklık, oradan da güreş yapmaya gidiyorum. Yani atletik biriyim aynı zamanda. Polis Koleji sınavlarında her şey tamam bir hastane raporu alacaksın dediler. Gittim rapor almaya. Her şey yaptılar boyumu ölçtüler. Dediler ki senin işin olmaz, senin boyun bir santim kısa. O zaman 1.55 olması gerekirken benim boyum 1.54 geldi. Ya ben ilkokulu 5.5 yaşında başladım. Bir sene sonra o sınava girsem 5 santim geçerim. 1 santim nedeniyle Polis Kolejini kaybettim.

1 santimle polis okulunu kaçırdım

Polis olamadınız, bir sonraki yıl girseniz olmuyor mu?

Polis olamadık ama o zamanlar aynı yıl bir den fazla sınavlara girebiliyordu. Polislik olmayınca bende Bursa Işıklar Askeri lise sınavlara girmek için müracaat ettim. Amcamla birlikte gittik. Ora da yazılıyı kazandım, mülakatı kazandım. Mülakat yapılacak olan salona girdim. Bir sürü rütbeli kişi içerde. Bana bir fırça kapıyı kapat nere giriyorsun. Lan nereye geldim ben dedim. Zaten Anadolu’dan çıkmışsın. O zaman Afyon dışına ilk çıkışım. Daha 14 yaşındayım. Birisi bağırıyor diğeri gel yavrum diyor. Neyse mülakatı geçtik yine sağlık raporu almaya kaldı iş. Ankara’da Babam bir yüzbaşıyı tanıyormuş. Bolvadinli onun yanına gittik.

Niye Bursa Işıklar Askeri lisesi başkan askeri okul yok mu?

Yabancı dilim Almanca olduğu için Bursa Işıklar Askeri Lisesine gideceğim. İngilizce olsa Kuleli Askeri Lisesine gideceğim. Mevki hastanesinden rapor alacağız. Ankara’ya vardım Bolvadinli Yüzbaşı Haluk Hıdıroğlu bizi aldırdı. 3 gün sürüyor heyet raporu almak. 15 tane doktor var heyette. Ben hepsinden geçtim son gün Göz muayenesine girdim. Göz sonucu 0.75 miyop çıktı. Olmaz dediler. Haluk Hıdıroğlu öyle bir üzüldü ki anlatamam. Benden fazla o üzüldü. Bir not yazıp astsubayla beni yeniden gönderdi. Göz doktoru öyle bir kızdı ki burada torpil mi olur. 0.75 kör bu çocuk dedi. Böylece bizim polislikten sonra subay olma umudumuzda suya düştü.

Hem emniyetin kapsından hem de Askeriyenin kapısından dönmüşsünüz. Hiç içinizde bir uhde kaldı mı? Bir asker gördüğünüze bir hüzün çöker mi?

Polislik neyse de subay olmayı çok isterdim. Askeri okula gidemediğime üzüldüm ve uzun bir süre o özlemim oldu. Polis olmayı bir santimle kaçırmama rağmen ona fazla üzülmedim Ama askeri liseye ciddi ciddi üzüldüm.

Peki Afyon’a döndünüz ve bir tercih yapmanız gerekecek?

Gidebileceğim iki okulda kaldı yapacak fazla bir şey yok ve gelip Ticaret Lisesine kaydolduk. İlk sene yarısını 27 Ağustos’da mecidiyede yarısını Atatürk İlkokulunun üzerinde okuduk. Bizim okul daha yapım aşamasındaydı. Garip bir eğitim yaşadık. Biz o zaman Harbiş’te oturuyoruz. Otobüs bazen gelmez 1.5 saatte okula gelirsin. Bazen yayan gelirdim çünkü dolmuş parası yok. Bu arada babam ablamları evlendirmeye başladı. Arkadan geliyor. Bizim ineğin biri Ablamı evlendirmek için satıldı. Yetmiyor ama en azından masrafın büyük bir bölümünü karşılıyor. O zaman kızlar 15-16 yaşında evlendiriliyordu.

Amelelilik yapmaya başladım

Babamın maaşı yetmiyor ne yapsın adamcağız. Evin tek erkek çocuğu benim, Kaynakçılığı bıraktım ve inşaatçılığa başladım. O zaman günlük iş olursa çalışıyorsun. Kaynakçı yanında çalışırken haftalık 5 lira alıyordum inşaatta Cumartesi Pazar Çalışıyorum ama 13 lira para alıyorum.  Hafta içinde okuldan sonra gittiğim olursa o zamanda 7 lira falan veriyorlar. Kaynakta bir haftada 5 lira alırken inşaatta aldığım para çok büyük gelmeye başladı bana. Bu arada inşaat boyası nasıl yapılır onu öğrenmeye başladı. Afyon’daki birçok evde benim emeğim var. Yüzüncü Yıl ilkokulu inşaatında, Düzağaç’ta sağlık ocağında çalıştım. Kooperatifler de çalıştım. Bak şimdi aklıma yeni yeni geliyor Cumhuriyet Mahallesinde, Yoğurt Pazarı çevresinde yapılan inşaatların birçoğunda çalışmışlığım var.

27 kişiden 21 kişi sınıfta kaldı

Ticaret lisesine giderken hep beraber Mehmet Emin Güzbey’de dahil 27 kişilik sınıfın 21 tanesi toplu olarak sınıfta kaldı. Böyle bir şey nasıl oldu. Benim okul hayatım boyunca tek sene kaybım o zaman oldu ama bunda benim asla kabahatim yok. Bunun baş sorumlularından bir tanesi Mehmet Emin Güzbey’dir. Tamam biz yokluk içinde büyüdük, bir yandan okul bir yandan çalışıyoruz. Ama her kes bizim gibi çekmedi. İşte biri burada. Bizde yoktu ama bunlar öyle değildi ki babası sarraf. O zaman Afyon’da sarraf sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Bunlar bizim gibi yokluk nedir, amelelik nedir, kaynakçılık nedir bilmezler. Biz cefasını çektik bunlar sefasını çekti okul hayatının.  

Birliktir ve Güzbey bu işareti ne için yaptılar?

Mahmut Emin Birliktir ve Mehmet Emin Güzbey okul arkadaşı. her ikisinin arasında sadece bir aylık zaman dilimi var. İkisi de Afyon Ticaret lisesinde okurken her gün okul koridorlarında ve bahçesinde birlikte oluyorlar. Birlikte Ülkü Ocaklarına gitmeye başlıyorlar. Pazar Kahvaltıları’nda okul yıllarından bahsederken konu dönüp dolaşıp kız arkadaşlara geldi. Kızlardan birinden bahsedilirken her ikisi de bir birini işaret ettiler. Kim için ettiler, ne için ettiler? O olayı neden bu kadar keyifli bir şekilde anlattılar. O dönem birlikte okuyan herkesin bildiği bu olayı yazılmamak kaydıyla anlattılar. Evet bugün yazmıyorum. Ama bir fırsatını bulursam bir gün o güzel anıyı yazarız.   ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,