logo

Ahmet Necdet Sezer 50 kez Afyon’a geldi

hüseyin çağrı

Cumhurbaşkanı yakın koruma polislerinden biri olan Hüseyin Çağrı, Ahmet Necdet Sezer’in her hafta sonu kimseye görünmeden Afyona gelip gittiğini anlattı. ODAK Pazar Kahvaltıları’na katılan MHP Çay Belediye Başkan adayı Çağrı Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’nin sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in görev süresi tamamlandı ve yerine Afyonlu bir Cumhurbaşkanı geldi. Sizin için ne ifade etti?

O zamanlar benim eğitimleri tamamlanmış ve aktif olarak Cumhurbaşkanı yakın koruma ekibinde yer alıyorum. Şöyle bakmak lazım. O zamanlar herkes Milletvekili, Bakan hemşerisi ile övünürken bizim Afyon’dan Cumhurbaşkanı çıkması elbette büyük bir keyif ve onur. Cumhurbaşkanı bir ülkenin en tepesindeki insan ve siz ona en yakın insanlardan birisiniz. Hele birde aynı şehirden olmak başka bir onur elbette. Biz Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde 230 polis görevliydik. Aslında Demirel zamanında 300’den fazlaydı. Sezer sayıyı düşürdü.

Nasıl bir şey Cumhurbaşkanı ekibinde olmak neler oluyor orada. Bizim fark etmediğimiz?

Birçok şeyi anlatamam ama bazı bilgiler vermemde bir sakınca yok. Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinin araç parkında resmi araçlardan çok her model sivil ve ticari araç var. Mesela Cumhurbaşkanı kırmızı ışıkta duruyor. Kırmızı ışıkta dururken onun etrafında bulunan ticari taksiler, sivil arabalarda kim var sanıyorsunuz. Onların hepsi koruma ekibinin sivil görevlileri. Ülkenin Cumhurbaşkanı kırmızı ışıkta sağında solunda kim olduğu belli olmayan kişilerin ortasında bırakılır mı? Bizim resmi araçlarımızdan çok sivil ve ticari araçlarımızı var. Cumhurbaşkanı yola çıkmadan önce o araçlar trafikte yerini alırlar ve kimse fark etmez bile.

Markette 30 tane koruma vardı

Sezer ailesinin bir market alışverişi vardı. Orada önlem alındı mı?

Ahmet Necdet Sezer beyefendi ve eşleri Hanım efendi gerçekten normal insanlar gibi yaşamalarını sürdürmek istiyorlardı. Onların kesinlikle özel bir istekleri yok ve sade bir yaşamı seçiyorlardı. Aldıkları sebze ve meyvenin parasını kendileri ödüyorlardı. Market meselesine gelince. Beyefendi ve hanım efendi eve alacakları meyveyi kendileri seçmeyi çok severlerdi. Zaten aldıklarını kendi ceplerinden ödedikleri için bizzat kendileri seçmek istiyordu. Markete gideceklerini öğrendiğimizde bizim ekipler Marken içinde ve dışında her türlü tedbir alınıyor. Kasada sıra bekleyen, tezgahtar, markette reyonları inceleyenlerin bir çoğu bizim ekipten. Bunu birçok zaman Beyefendi ve Hanımefendi de fark etmez. Çünkü biz onları değil Cumhurbaşkanlığı makamını koruyoruz. Onun için birçok şey onların iznine ve inisiyatifine bırakamayız. En basit bir olayda bile olan üstü güvenlik önlemi alınır.

Dışarıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı korumaları takım elbiseli kişiler?

Koruma ekibi sadece takım elbiseli kişiler değil. Kot pantolonlu, keten elbiseli, sıradan vatandaş gibi onlarca kişi var. Market alışverişinde o gün orada en az 30 kişi vardı. Mümkün mü? Bir Cumhurbaşkanı gerekli önlemler alınmadan markete gitsin. Böyle bir şey yok. Beyefendi de Hanımefendi de alışverişlerini kendileri yaparlardı. Alışveriş yapmayı seviyorlardı. Onun için yapılan bir gösteriş falan değil tamamen doğal bir olaydı. Sadece o markette haber oldu ama aslında çık fazla kendilerinin alışveriş yaptıkları olay var. Köşkte kendi mutfaklarında yaptıkları yemeklerin malzemelerini kendileri alır ve parasını da kendileri öderlerdi.

Kişileri değil Makamı koruyoruz diyorsunuz bu ne demek?   

Biz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Koruma Amirliğiyiz. Şimdi adı Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı oldu. Bizim işimiz makamı korumak. Onun için Cumhurbaşkanının ve eşinin ben yalnız dolaşacağım, beni takip etmeyin demesi bizi ilgilendirmez. O nedenle biz atılan her adımda en az 25-30 kişiyle önlem alırız. Düşünün bir Cumhurbaşkanına karşı yapılacak bir saldırı ya da müdahale de ülkede sansasyon olur. Yabancı devlet adamları gelirken önce can güvenliği isterler. Kendi Cumhurbaşkanını koruyamayan bir ülkeden ne talepler olur siz düşünün artık. Vatandaş Cumhurbaşkanına daha yakın olmak istiyor. Dokunmak istiyor. Halkın arasına karıştığı anlar bizim için her zaman sıkıntılı. Bu durumda çok zorlanıyoruz. İl ve İlçe ziyaretlerinde bu tür olaylarda zor anlar yaşıyoruz.

Sezer Cuma namazlarını kılardı

Bir Cumhurbaşkanı Köşkte ne yapar? Nasıl geçer zaman?

Yurt içi ve Yurt dışı görevlerinin dışında Cumhurbaşkanımızı rahat bırakırdık. Köşk içinde asla araç kullanmazdı. Her sabah Köşkte yürüyüşe çıkar. Cumhurbaşkanlığı Muhafız alayının içinde camimiz var. Cuma namazlarına zaman zaman Ahmet Necdet Sezer’de katılırdı. Bayram namazlarına mutlaka katılırdı. Beyefendi sırf gösteriş olsun diye birileri onu camide görüntülesin diye bir kaygısı olmadığı için yaptıkları hep gizliydi.

Cumhurbaşkanı sizin Afyonlu olduğunuzu biliyor muydu? 

Elbette biliyordu. 230 polis içinde biz Afyon’dan iki kişiydik. Bizi oraya seçerken dosyalarımız incelenir, aldığınız eğitimlerden sonra bizim 7 sülalemiz araştırılıyor. Her türlü bilgilerden sonra Cumhurbaşkanı koruma ekibinde yer alınıyor. O nedenle beni ismen biliyorlardı. Ben özellikle Hanımefendinin her zaman yanında oldum.

Cenazeye geldiniz mi?

Her zaman geldim. Hatta Cumhurbaşkanımızın annesinin doktorları benim akrabalarımdı. O zaman onları beyefendi ile de tanıştırdım. Biri dayımın oğlu, diğeri halamın kızıydı. Protokolde asla ayrıcalık istemezlerdi. Protokolde herkes hangi sandalyeye oturuyorlarsa Cumhurbaşkanı da eşi Hanımefendi de aynısına otururdu. Kesinlikle özel bir koltuğa oturmazlardı. Herkes plastik sandalyeye oturuyorlarsa onlarda aynısına otururdu. Çok mütevazı insanlardı.

Bir yere gittiniz, Valilik bir program yapmış. Bire bir ona uyulur mu? Yoksa kendi programınızı kendiniz mi yapardınız?  

Bir yere gidilecekse önce öncü dediğimiz birim gider. Orada Valilik tarafından yapılan çalışma incelenir. Biz nereden girilecek, nereden çıkılacak, kaç kapısı var hepsine bakarız. Bizim onaylamadığımız program iptal edilir. Son şeklini verdikten sonra köşke göndeririz ve ona uyulur. Asla Cumhurbaşkanımız ve Hanımefendi bizim onaylamadığımız bir programa katılmaz. Biz nereden diyorsak oradan girilir ve dediğimiz yerden çıkılır. Her şeyden önce girdiğimiz yerde ola bilecek bir olaya karşı ben orada kendimi güvende hissetmeliyim. Bizim için önce kendi güvenliğimiz. Biz kendimizi güvende hissetmediğimiz yerde Beyefendinin güvenliğini sağlayamayız. Onun için programa son şeklini her zaman biz veririz.

Sezer ailesi hediye alır mıydı?

Ne Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer nede eşleri Hanımefendi asla hediye almazlardı. Aldıkları hediye genellikle el işi basit şeylerdi. Pahalı hediyeler, plaket, şilt asla almazlardı. Ne yurt içinde ne yurt dışından hediye kabul etmezlerdi. Programa zaten öyle şeyleri dahil etmezdik. Hanımefendiye şuraya oturmayalım dediğimiz anda tamam çocuklar derdi ve asla itiraz etmezdi. Birde bir yerde program var biz ona en yakın masada olurduk ve kendi masasından önce bizim masamıza servis yapılmasını sağlardı. Ve kesinlikle onun masasına ne gidiyorsa bize de o gelirdi. Asla bir ayrıcalık yapılmazdı. Başbakan da, Cumhurbaşkanı da bize uyarlar. Biz nereden girilecek nereden çıkılacak hepsine biz karar veririz. Onlarda asla itiraz etmezler.

Kumanyamızı kendisi hazırlardı

Semra Sezer nasıl bir Cumhurbaşkanı eşiydi?

Çok mütevazi bir kişiydi. Asla bize sorun çıkartan birisi olmadı. Çok düşünceli dedim ya kendine yemek servis edilmeden bize yaptırırdı. Çocukların işi var önce onlara servis yapın derdi. Mesela bir gün İstanbul’a gideceğiz. Ramazan ayında ve hepimiz oruç tutuyoruz. Yola çıkmadan önce bizim için özel kumanya hazırlatırdı. Bizzat başında kendisi olur. Yolda iftar olacağı için araçlara kumanya koydururdu. Menüyü kendi gözden geçirirdi. Tatlısı var mı, muz koydunuz mu? hepsini kendisi belirlerdi. Asla gittiği yerde kırmızı halıdan yürümezdi. Kaldırtırdık.  

Semra Sezer için söylenen bazı laflar oldu. Kayın validesi ile ilgilenmediler denildi gerçekten böyle miydi?

Kesinlikle bunlar doğru değil. Beyefendi ve Hanımefendi klasik politikacılar gibi olmadığı için yaptıkları birçok şey bilinmezdi. Annelerinin rahatsızlığında her gün takip ettiler. Her hafta sonu sivil araçlarla Afyon’a gelip annesini ziyaret eder ve tedaviyi takip ederlerdi. Hastanenin otoparkına girer oradan asansörle direk odaya çıkardık. Genellikle hasta ziyaretçi saatlerinin dışında gelip giderdik. Kimse gelip gittiğimizi görmezdi. Geldiğimizi duyarlarsa hastanede kargaşa çıkar insanlara rahatsızlık vermeyelim derdi. Aynı zamanda vali, emniyet müdürü ve diğer görevliler alarma geçmesinler izin günlerinde bizimle uğraşmasınlar derdi.

Afyon’da ekipler bizi kovaladı

Bizde o kadar çok araç ve plaka var ki kimsenin fark etmesi imkansız. 06, 03, 34, onlarca plaka vardı. O nedenle kimse fark etmeden Afyon’a gelip giderdik. Neredeyse her hafta Afyon’a gelirdi. Hatta bir gün hastaneden dönüyoruz. Kullandığımız plaka bir olaya karışmış galiba. Ekipler peşimize takıldı. Camlar kapalı, gidiyoruz peşimize takılan arabayla resmen kovalamaca yapmaya başladık. Anons etmeye başladılar, peşimizdeki ekip arabası sayısı 3 oldu. Eski otogardan itibaren bizim peşimizdeler. En ufak bir olayda silahlar çekilecek. Bir şeyde yapamıyoruz kendimizi belli etmemek için. Bizde Beyefendinin annesinin evinden çıktık. Akşamüzeri 5.30 gibi bir saat. Ama baktık olay büyüyor. Biz her yeri dinleye biliyoruz. Bizim plaka bir kap kaça karışmış. Biz bir makam arabası iki de koruma arabası var. Protokol hattından konuşarak durumu anlattık ta peşimizi bıraktılar.

Afyon’a çok geldik

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Afyon’a hiç gelmediği olayı tamamen yalan. Ben Cumhurbaşkanının ve Eşleri Hanımefendinin kaç kere geldiğini biliyorum. Çünkü hepsinde bende geldim. Resmiyette iki kez geldiğimiz görünüyor. Ama inanın her ay mutlaka geliyorduk. Cumhurbaşkanımız en az 50 kez Afyon’a geldi. Her seferinde kimsenin haberi olmadan gelip gittik. Annesinin hastalığı nedeniyle çok yakından ilgilendi. Beyefendi çok düşünceli biriydi. Şimdi her geldiğinde haber verse valisinden polisine kadar yüzlerce insan rahatsız olacak. İzinler iptal olacak, yollat kapanacak. Adamların bir hafta sonu var.  Onu da bizim yüzümüzden feda etmesinler aileleri ile geçirsinler derdi. Bu nedenle bizim Afyon’a geliş gidişlerimiz hep gizli kaldı. Sıradan bir insan gibi geldi. Bazen bir gece kaldık, bazen aynı gün geri döndük. Ama sanılanın aksine Cumhurbaşkanımız Afyon’a 50’den fazla geldi.

Annesini Köşke götürdük

Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in ve eşleri Hanımefendinin hasta anneleri ile ilgilenmedikleri çok büyük bir yalandı. Her gün rahatsızlığı hakkında mutlaka bilgi alırdı. Defalarca kimsenin haberi olmadan gelip annesini ziyaret edip dönerdik. Bir ara Annesini ve ablasını kısa bir süre götürdük. Ama bu kez de o dönem annesini de köşke götürdü diye laflar çıkmaya başladı. Basında yer almadı ama hükümetle de arası iyi olmadığı için böyle bir laf gelmeye başladı. Bunun önlemek için annesini ve ablasını yeniden Afyon’a getirdik. Aslında hiç böyle bir şey yapmaya bilirdi. Ama o asla farklı bir anlam çıkmasın, bir söz olmasın diye çok hassas davranırdı. Sanılanın aksine ailesine çok düşkün bir kişiydi.

ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ