logo

Afyon’dan kimse Sezer’den talepte bulunmadı

hüseyin çağrı (4)

Afyon Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e gelip bizim şu projelerimiz var buna yardımcı olun demedi. 7 milletvekilinden hiç kimse Afyon için bir taleple gelmedi diyen MHP Belediye Başkan adayı Hüseyin Çağrı, o dönemi ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

Kardeşiniz Astsubay’dı. Bingöl depreminde hayatını kaybetti. Size nasıl haber geldi ne yaptınız?

Benim telefonun erken ve gece çaldığı zaman benim aklım çıkıyor. O gün gece 12 gibi görevden geldim ve lojmana geçtim. Tarih 1 Mayıs bizde Semra Sezer’le İstanbul programı var onun hazırlığını yapıyoruz. Gece boyunca defalarca aranmışım ama duymamışım. Ben her gün çalışıyorum ve izin daha kullanmıyorum. Beyefendi ve hanımefendi nerede ben oradayım. Babam, “Oğlum Bingöl’de deprem olmuş kardeşin Seyhan’a ulaşamıyoruz” dedi. Bizim ulaşamayacağımız yer olmadığı için hemen devreye girdim. Elimizdeki imkanlarla valiye, askere, polise herkese direk ulaşıyoruz. Babam “Oğlum yaralıymış diyorlar” dedi.

Ne yaptınız babanızdan duyduğunuz bu haberden sonra?

Nasıl giyinip lojmandan çıktığımı hatırlamıyorum. Cumhurbaşkanlığı santraline giderek Adem abiye durum böyle böyle haber alamıyoruz vali beyle görüşelim bir haber alalım dedim. İsmail yüzbaşıya ulaştık. Oğlum Seyhan’ı kaybettik. Bir an evvel nasıl geleceksen gel buraya dedi. Makam santralinden çıktım o andan sonrasını hatırlamıyorum. Nereye gidiyorum, ne yaptığımı bilmiyorum. Koruma müdürlüğünden Sadettin Müdürüm beni görüyor ve hemen yanıma koştular. Olanları onlara anlattım ve hemen devreye girerek hazırlıklar yapılmaya başlandı. Cumhurbaşkanlı Koruma Müdürlüğün de kim varsa Allah razı olsun hepsi devreye girerek beni bir an evvel nasıl Bingöl’e götürüp getireceklerini planladılar.

Tam teçhizatlı hazırlandık Bingöl’e kardeşimin cenazesini almaya gideceğiz

Ankara’dan Bingöl’e gidip gelmek çok kolay bir şey değil. O zaman terör olayları da vardı?

Tabi Bingöl Depremi 1 Mayıs 2003 tarihinde oluyor. Terörün hızlı olduğu yıllar. Müdür bey bana sigara veriyor çay getiriyorlar. Ama öyle bir trafik var ki anlatamam. Kimi telefonla, kimi telsizle herkes bir yerleri arıyor. İki arabayla 8 kişi bana eşlik edecek ve Bingöl’e gidip kardeşimi alıp geleceğiz. İki tane zırhlı korunaklı araba ayarlanır. 8 Kişiye göre silahlar mühimmatlar, para, her türlü ihtiyacımız hazırlandı. Acil olarak yola çıkacağız. Bizim yanımıza alacaklarımızla uçakla gitme imkanımız yok. Biz resmen zamanla yarışıyoruz. Kardeşimin cenazesi artık benim değil onların cenazesi haline geldi. Benden daha fazla ilgilendiler.

İki araçta Cumhurbaşkanlığı arabası özel izinle çıkacaksınız?

Tabi ki, gerekli tüm izinler alındı ve görevlendirmeler ışık hızıyla yapılıyor. Bu arada Salih Binbaşım var. Cumhurbaşkanı yaveri. Onun haberi olmuş. Ben geliyorum bekleyin hiçbir yere gitmeyin, Serhat müdür onunla görüştükten sonra bize verilen tüm silahlar geri alındı. Bekleyin hiçbir yere gitmiyorsunuz dediler. Ben ne olduğunu anlamıyorum. Bir anda tüm koşuşturmaca son buldu. Benim içim içime sığmıyor. Niye gitmiyoruz diye panik olmaya başladım. Beni bağlasalar duramam. Tek başıma da olsam kendi arabamla gider kardeşimi alıp gelirim.

İzinler bile alınmasına rağmen niye bir anda tüm planlar değişti?

Öyle ki terör bölgesine gideceğimiz için yanımızda tabancalarımızın yanı sıra uzun namlulu silahlarda aldık. Yolda olası bir çatışmada kendimizi savunmak için tüm hazırlıklar yapıldı. Ama Salih Binbaşının talimatıyla tüm hazırlıklar iptal edildi. Binbaşı hiç kimse bir yere gitmesin beni bekleyin demiş. Salih Binbaşı geldi. Oturun dedi. Hüseyin’e bir sigara verin dedi. O görüşmeye başladı. Bu işi biz hallederiz. Silahlarımı telsizimi, şarjörlerini hepsini aldılar. Biz iki tabanca taşıyoruz. Hepsini aldılar. Salih binbaşım araçları garaja indirin sadece bir tanesi kalsın dedi. Hepimiz şok içindeyiz. Benimle birlikte 8 kişi gelecekti siz giderseniz Beyefendi ile Hanımefendiyi kim koruyacak. Hafta sonu İstanbul programı var. Herkes önceden planlanan görevine gidecek dedi. Hepimiz şok içindeyiz.

Siz normalde Salih Binbaşıyı tanıyorsunuz neden böyle bir şey yapıyor. Aranızda bir sorun mu vardı? 

Hiçbir sorun yok. Tam tersi Salih binbaşım beni çok sever. Ama o anda niye böyle yaptığını anlamakta güçlük çekiyorum. Bana döndü Hüseyin Etimesgut Askeri havalimanına gidiyorsun ve orada Nilgün Yüzbaşı var o seni bekliyor dedi. Ben hemen araçla Etimesgut Askeri Hava limanına vardım. Bu arada biz Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer beyefendi tüm seyahatlerini buradan yapardı. Onun için fazla seyahat etmediği sanılıyordu. Askeri hava limanından askeri hava limanına gider oradan sivil araçlarla karayolundan giderdik.

Kardeşim almaya Askeri uçakla gittim

Kardeşiniz Etimesgut’a mı getirilmiş, niye oraya gönderdiler?

Ben ne olduğunu bilmiyorum. Bana oraya git seni bekliyorlar dedi ve ben Etimesgut Askeri Havalimanına gittim. Zaten araçlarımızın plakaları verildiği için direk içeri girdim ve VİP sorumlusu Nilgün Yüzbaşı beni bekliyordu. Onun odasına girdik. Ben hala ne olduğunu anlamaya çalışırken kapıda iki binbaşı belirdi. Hüseyin bey başınız sağ olsun. Biz hazırız çıkabiliriz dediler. Ben nereye çıkıyoruz ne oluyor dedim. Kardeşinizi almaya gidiyoruz dediler.

Nasıl yani? Kardeşinizin cenazesi oraya mı getirilmiş?

Hayır oraya getirilmemiş. Biz Özgürle bir birimize baktık ve ne olduğunu anlamadan iki binbaşını peşinden çıktık. Askeri Havalimanının apron’una çıktık. Bir askeri uçak çalıştırılmış ve hazır bir şekilde bizi bekliyor. Özgürle beni askeri uçağa bindirdiler ve havalandık. Ne kadar uçtuk bilmiyorum Muş’a Askeri Havalimanına indik. Koca uçakta sadece iki pilot ve Özgür’le ben varım. Ben Salih binbaşımın hakkını asla ödeyemem. Tüm imkanlarını kullanmış ve bizim için özel olarak askeriyeden uçak kaldırmış. Gittiğimiz yerde de her yerde bizi bekleyenler var. Birinden inip birine biniyoruz.

Vov film gibi herkese nasip olmayacak bir durum?

Mümkün mü? Ancak devlet büyüklerine yapılacak bir imkanı bizim Cumhurbaşkanı ekibinde olmamız ve orada sevilmemizi gösteriyor. Muş Askeri havalimanında bizi bekleyen jiplere binerek başka bir yerden askeri helikopterle  Elazığ’ıya götürdüler. Orada askeri hastaneye getirmişler cenazeyi. Ben Bingöl’e gitmek istiyorum. Orada kardeşimin arkadaşları var onları görmek istiyorum dedim. Olmaz bu saatte götüremeyiz diyorlar. Ben yine binbaşımı aradım ve sen bekle dedi. Gece beni Bingöl’e götürdüler. Nizamiyeden girdikten sonra ben Seyhan astsubay’ın abisiyim dedim. Başçavuşların hepsi ayağa kalktı. Kardeşim bana çok benzerdi. Seyhanımı gördüm diye başladı ağlamaya hepimiz başladık ağlamaya. Başçavuşun birinin eşi hemşireydi. Seyhan benin dizlerimde öldü diye o ağlıyor.

Cenazeyi almak için yeniden Elazığ’a döndünüz galiba?  

Döndük geri kardeşimi yıkayıp bayrağa sarmışlar. Ben kardeşimi görmek istiyorum dedim. Açılmaz dediler, açın ben kardeşimi görmek istiyorum dedim. Sonra benim Cumhurbaşkanı koruması olduğu söylemişler açtılar ve kardeşimi gördüm. Bu arada babam oraya gelmek istiyor. Ben sakın ha buraya gelmeyin ben kardeşimi alıp geleceğim dedim. Babam da kimliğini ve silahını istiyorum dedi. Onları da alıp geldik. Çay’da askeri törenle defnettik. 2003 yılında 24 yaşında kaybettim kardeşim.

Cumhurbaşkanına Afyon için kimse gelmedi

Konu depremden açılmışken O dönem Sultandağı depremi oldu Cumhurbaşkanı da Afyon’a geldi?

Ben o zaman öncü ekip olarak geldim. Sultandağı, Bolvadin ve Çay bizim gideceğimiz güzergah burada. Sultandağı’nda kriz merkezine helikopter ile inildi. Eber’e girdik. Ben Eber’in eniştesinde olunca daha bir endişeliyiz. Depremde en fazla sıkıntı olan yer Eber’di. Çok büyük hasar ve yıkım vardı. Çay Sanayisi ve Bolvadin kriz Merkezi ve oradan helikopterle geri döndük. Ziyaret dönüşü birde Yakasenek beldesinde yolumuzu kestiler. Daha önce hiç kimse oraya girmediği için belde halkı belediye başkanını tartaklamış galiba. O nedenle bizim yolumuzu kestiler ve Yakasenek’e girmek zorunda kaldık.

Depremle ilgili Cumhurbaşkanlığına gelen talep var mıydı?

Bakın samimi olarak söylüyorum. Hiçbir Allahın kulu gelip Cumhurbaşkanına kimse gelip de bizim şöyle bir ihtiyacımız var demediler. Milletvekilleri hayırlı olsun dışında kimse gelip depremden sonra bizim şu sorunumuz var demediler. Bir ilde deprem olacak. O ilin Cumhurbaşkanı olacak 7 tane milletvekili olacak, belediye başkanları, bürokratları rahat bırakır mı? Kapsında yatıp destek istemeleri gerekirken bir Allahın kulu gelmedi. Birkaç kez Mahmut Koçak geldi. Onun dışında kimse bizim bölgemiz depremde yerle bir oldu. Şöyle bir projemiz var. Biz şurada tıkandık bize yardımcı ol demedi. Ya Allah aşkına siz bir talepte bulunmazsanız size nasıl yarım yapılacak. Ağlamayan çocuğa meme vermezler derler. Hiç kimse yardım talebinde bulunmadı. Bunun hesabı o dönemin milletvekillerine sorulmalı.

Kardeşiniz Şehit oldu. Bunun için bir tazminat ve maaş bağlandı mı?

Kardeşim’in şehit olmasından sonra evet anneme tazminat ve maaş çıktı. Annemle dilekçe yazarak biz maaş istemiyoruz çok şükür maddi durumumuz iyi dedik ve Kara Kuvvetlerine dilekçe yazarak siz nerede isterseniz orada kullanın biz bu maaşı istemiyoruz dedik. Abim için verilen tazminatta Bahçelievler Camisi yapımında kullandık. Orada bir cami ihtiyacı vardı annemde kardeşimden gelen tazminatın tamamını o cami için kullandı. Proje sorunu yaşadık, projeyi Diyanet İşleri Başkanlığında yaptırdık. Tüm sorunları çözdük. Babam ayrıca kardeşimden gelen tazminatın dışında da çok yardımları oldu. Sonuç olarak o caminin yapılması için ailecek hep beraber özel olarak ilgilendik. Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla çözdük.

Camiyi yaptırdık imam bulamıyoruz

Camiyi bir şekilde tamamladık ve ibadete açtık. Ama Çay’da o zaman imam sıkıntısı var. İmam bulamıyoruz. O zaman Muzaffer Dilek valim görevde onun korumasını aradım. Valimden imam istiyoruz dedim. Vali beyle iyi tanışıyoruz. Durumuz anlattım. Kadro olmadığı için her yerde sorun. O dönemde Başbakan Erdoğan 4 bin tane geçici kadro ile imam alınacağını söylentileri oldu. Ben Semra Sezer Hanımefendi ile konuşup durumu anlattım. Camiyi yaptık ve açtık. Cami kapalı olur mu? Babam bir yıl boyunca cebinden imam maaşı ödeyerek imam tutu. Hanımefendi Diyanet İşleri Başkanını aradı ve ben dosyalarla gidip durumu anlattım. Mağduriyeti anlattım ve bizim camiye kadrolu nokta atana ile imam atanması yapıldı. Bizim Müftü arandı ve size imam gönderiyoruz ama bir tanesini Çay Bahçelievler camisine verilecek dedi.   

Biz Ocak çocuğuyuz

Benim siyasetle alakam çok fazla olmadı. Ama kendimi bildim bileli Ülkü Ocaklarına gidip gelen ve orada yetişen biriyim. Çocukluğum ve gençliğimde herkes kahveye giderdi biz Ocak’a giderdik. Ocak terbiyesi ve eğitiminin faydasını hayatım boyunca gördüm. Bizim polis olmamızın da nedeni ocak, ülkeyi ve Çay’ı sevmemizin nedeni de Ocak. Ocak bizim ikinci evimiz ve ailemiz. Orada aldığımız eğitim inanın aile eğitimiyle aynı. Eğer gerçekten ailenizde de iyi bir aile eğitimi almışsanız ve bunun üzerine Ocak eğitimi katmışsanız sizin hayatta başarısız olmanız imkansız. Biz çok okuyan bir kuşaktık. Okuduk ve bugünkü konuma geldik. Biz 4 arkadaş Ocak’ta da birlikteydik, Okulda da, Polis olmaya da birlikte karar verdik. Bugün hepimiz polisiz. Bunların hepsini Ocaklı olmaya borçluyuz.   

ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ