logo

Adalet Sözde Değil Özde Olur!

ömer mazi

Şöyle bir etrafınıza bakın.

Herkes adaletten, haktan, hukuktan bahseder.

Bunlardan bahsedenlerin de hemen hepsi din eksenli siyaset yapan politikacılar ve muhafazakâr dini eğilimli devlet bürokratları. Her fırsatta ağızlarında Allah, Peygamber, Kuran-ı Kerim, ayetler, Hazreti Ömer adaletinden bahsederler.

 

Halkın hizmetkârı olduklarını söylerler.

Halka hizmetin Hakka hizmet olduğundan bahsederler.

Eşitlik, doğruluk, dürüstlük ağızlarından hiç düşmez.

Ama maalesef bu beyzadelerin söylemleri ile eylemleri birbirini tutmaz.

En azından ben görmedim.

Siz gördünüz mü?

 

Büyük Mevlana ne der? “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol!”

Yani olduğundan farklı biriymiş gibi görünmeye çalışma.

Kumaş ortada, ondan ne çıkacağını herkes biliyor.

Bir de Tarkan var.

Hani popstarımız!

Çok sevdiğim bir şarkısı var.

Başkası olma kendin ol.

Böyle çok daha güzelsin.

Ya gel bana sahici sahici.

Ya da anca gidersin.”

 

Konumuzun şarkıyla bir alakası yok ama bazen insanoğlu ne olduğunu bilmiyormuş gibi, başkası gibi olmaya çalışıyor.

Oysa en güzeli,  insanın kendisi gibi olması.

Kendin gibi olmak insanı yormaz.

Üzmez.

Hayal kırıklığı yaratmaz.

 

Ama farklıymış gibi görünmeye çalışmak zordur.

Belki bir süre idare eder ama olduğundan farklıymış gibi görünmek insanın omuzlarına öyle bir yük bindirir ki taşıyamazsın.

Altında ezilirsin.

Ezildikçe çaresizliğin, ezikliğin yüzümüze yansır.

Tıpkı Küçük Emrah’ın “Acıların Çocuğu” filminde olduğu gibi ağlamaklı, yorgun, bitkin, içimizdeki eziklik yüze vurur.

 

Sonunda insanız.

Söylediğimizle eylemimiz birbirini tutmamaya başlar.

İşte o zaman yüzümüzdeki maske düşer.

İnandırıcılığımız kalmaz.

Çevremiz boşalmaya başlar.

Bu durum hata üzerine hata yapmamıza neden olur.

 

Bu kadar girişten sonra konuya dönelim.

Malum Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Ayhan Erenoğlu’nun sabahın soğuğunda kapısında bekleyen özel makam şoförü ve makam arabasının fotoğrafları ortaya çıkınca Pandora’nın kutusu açıldı.

Ayhan Erenoğlu her ortamda ben Başbakanımı çok seviyorum.

Ben onun talimatıyla geldim gibi sözler kullanıyor.

Ayhan Hocam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan talimatıyla bir genelge yayınlandı.

Resmi gazetede var.

 

İllerde Bakanlıklara bağlı müdürler eve servis aracı ile gidip gelecek diyor.

Sadece Vali, Cumhuriyet Başsavcısı, Rektör ve Kaymakamlar makam arabası kullanabiliyor.

Geri kalanlar işe geliş gidişlerde servis aracı kullanacak.

Gerçi burada bahsedilen Ayhan Erenoğlu değil.

Tüm İl Müdürleri için geçerli.

 

Ayhan Hocamın makam arabası olayı pazartesi günü bizim gazetenin arka kapağında fotoroman gibi yayınlandı.

İlk defa üzüldüm.

Neden bu konu benden önce başkasının eline geçti diye!

Ama aynı gün benim köşenin içinde “Makam Arabasını Satan Başkan” diye bir yazı vardı.

Sultandağı ilçesi Yeşilçiftlik Belediye Başkanı Zekeriya Ölmez 10 yıldır Belediye Makam Arabası kullanmadığını açıklamıştı.

 

Oysa etrafımızda makam arabası için, Belediye Başkanı olmak için çırpınan onlarca insan var.

10 yıldır makam arabası kullanmıyor.

10 yıldır makam şoförü kullanmıyor.

10 yıldır makam arabası yakıtı kullanmıyor.

10 yıldır adam gibi bir adam var.

 

Bu Belediye Başkanı muhafazakar değil.

Bu Belediye Başkanı din eksenli siyaset ve söylemlerde bulunmuyor.

Bu Belediye Başkanı her fırsatta dinden, kitaptan, ayetlerden bahsetmiyor.

Bu Belediye Başkanı ben başbakanımı çok seviyorum demiyor.

Bu Belediye Başkanı halka hizmet Hakka hizmet demiyor.

 

Yani bu adamın söylemleri ile eylemleri farklı değil.

Başkası gibi olmaya çalışmıyor.

O kendi doğrusunu bulmuş.

Benim sosyal yaşantım makam arabası kullanmaya uygun değil diyor.

Ben canım istediğinde bir yere çekip, iki kadeh içerim diyor.

 

Sizin anlayacağınız Zekeriya Ölmez ne kendini kandırıyor ne de başkasını.

Ben böyleyim diyor.

Böyle olduğu için Belediye Başkanlığı Makam Arabasını kullanmıyor.

İşe kendi arabası ile gelip gidiyor.

Bu kadar da değil.

Belediye işlerinde kendi arabasını kullanıyor.

Afyon’da bugün için 107 tane Belediye Başkanı var.

Bir tek o makam arabası kullanmıyor.

Geri kalan 106 Belediye Başkanı’nın makam arabası var.

Aslında onların altlarındaki arabalarda makam arabası değil.

Tıpkı Ayhan Erenoğlu’nun kullandığı özel şoförlü araba gibi hizmet aracı.

Kurumun hizmet aracı…

 

İşin özü gardaşcağızım,

Adil sözde değil özde olunur.

Bir tarafta Ayhan Hocam,

Diğer tarafta Zekeriya Başkan…

İkisinin de dünya görüşü gece ile gündüz gibi.

 

Biri seçilmiş, diğeri atanmış.

Biri solcu, diğeri sağcı.

Biri başkan, diğeri genel sekreter.

Biri sade, diğeri saltanatçı.

Biri tasarruflu, diğeri müsrif.

Biri alemci, diğeri muhafazakar.

Biri özde, diğeri sözde.

 

CHP’li Belediye Başkanı Zekeriya Ölmez o kadar kendine özgüveni olan bir adam ki, Afyon sokaklarında gideceği yerlere bisikletle gidecek kadar samimi ve egolarından kurtulmuş birisi.

Diğer tarafta kapısında önünü ilikleyen, kapısını açan ve notlarını elinden alan makam şoförü…

Buyurun size Afyon’dan iki insan portresi!

Hadi bakalım kim daha gerçekçi!

Kim özde, kim sözde siz karar verin.

 

Ayhan Hocam bu araç muhabbetini sulandırmaya çalışıyor.

Bizim dışımızdaki gazetelere açıklama geçmiş.

Onlar da Ayhan Hocamı aklayıp paklamaya çalışmışlar.

Olsun bakalım.

Acaba Ayhan Hocamın inancı bu davranışa ne diyor?.

Orada yanan fırtınaya bir bardak su oluyor mu aklama çabaları?

Allah katında bir işe yarayacak mı beyhude çırpınışlar?

Hadi okuyucuyu kandırdınız,

Ya kendi vicdanlarınız!

 

Bir tarafta bunlar zaten dinsiz demeye kadar getirilen CHP’li Belediye Başkanı’nın uygulaması…

Diğer tarafta bunlar Allah yolunda dediğimiz insanların yaptıkları saltanat düşkünlüğü

 

İbrahim Kazal’dan Çarpıcı Örnekleme. 

Durmak yok yola devam!
423 TON, 81 TIR DEMİR SATIP  (1) BİR TIR CEP TELEFONU ALIYORUZ.
582 TIR UN SATIP  (1) BİR TIR İLAÇ ALIYORUZ.
2088 TIR KROM SATIP  (1) BİR TIR AŞI ALIYORUZ.
2612 TIR CİMENTO SATIP  (1) BİR TIR BİLGİSAYAR ALIYORUZ.
AFYON’DAN 25 TIR MERMER SATIP (1 ADET) BİR ADET TOMOGRAFİ CİHAZI ALIYORUZ.

Nüfus Müdürlüğü Beni Kabul Etmedi

Dün sabah saat 08.10’da Afyon Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’ne gittim.

Daha doğrusu önceki gün gittim.

İşleminizin yapılması için bir fatura ile birlikte gelmeniz gerekiyor dediler.

Peki, dedim ve çıktım.

Akşamdan elektrik faturasını hazır ettim ve sabah 08.00’de Afyon Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’nden içeri girdim.

Daha birçok çalışan gelmeden,

Bir kenara oturup bekledim.

 

Çalışanlar geldi, bilgisayarlar açıldı.

Adres güncellemesi yapmak istiyorum.

Ailecek kimliklerimizi verdim.

İstedikleri elektrik fişini de verdim.

Memur Hanım aldı.

Dedi ki olmaz!

Niye?

Çünkü bizde böyle bir adres yok.

Hatta böyle bir cadde yok.

 

Hanımefendi benden fatura istediniz.

Fatura burada ve üzerinde adres var.

Buranın elektriği, suyu, Afjet’i bağlı.

Şehrin ortasında.

7 katlı.

Her katında 3 daire var.

Nasıl böyle bir adres yok, nasıl böyle bir bina yok dersiniz!

 

Ben bilmem.

Gideceksiniz tam adresinizi öğreneceksiniz.

O adresle Odeaş’a gideceksiniz.

Orada adresinizi yenileyeceksiniz.

Oradan alacağınız yeni fatura ile bize geleceksiniz ve kaydınızı yapacağız.

 

Hanımefendi,

Odeaş özel bir kurum.

Siz resmi bir kurumsunuz.

Resmi kurum özel bir kurumun faturasını mı referans alıyor.

Tersi olması lazım değil mi?

Hayır böyle olacak.

 

Aziz Nesin’in “Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz” hikayesi gibi oldu.

Kadınana Caddesi’nde  ya da başka bir deyişle Ambaryolu’nda bulunan koca bina, adıyla sanıyla yokmuş.

Hayır, Afyonlular beni kabul etmiyor, onu biliyorum da Nüfus Müdürlüğü niye kabul etmiyor, onu anlamış değilim!

ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ