logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Abim İran’a kaçmak zorunda kaldı

burhanettin çoban (4)

Başkan Burhanettin Çoban’ın çarpıcı hayat hikayesi devam ediyor. Afyon Akıncılar Derneği Yönetim Kurulunda yer alanların hepsini 12 Eylül askeri darbesinden sonra yakalanarak cezaevine atılıp işkence yapılırken Mustafa Çoban İran’a kaçmak zorunda kalıyor. Tahran’da geçen 3 yıldan sonra nasıl Türkiye’ye döndüğünü Çoban Odak Yazarlarına anlattı.

Okul hayatınıza baktığımızda sizin aslında hukuk fakültesine gitmek gibi bir hedefiniz yok.  Hayalinizde bir meslek ya da bir bölüm var mıydı?

Evet ne benim ne de ailemin planları arasında benim hukuk fakültesine gitmem yoktu. Ben aslında Mühendislik okumak istiyordum. Mühendis olmaya niyetim vardı. Teknik bir öğrenci olduğum için mühendisliğin hangisi olursa bana uyardı.

Kent Bilimci mi olacaktınız?

Ertuğrul Sevim’in bu sorusu Başta Burhanettin Çonban olmak üzere herkesin kahkaha atmasına neden oldu. Burhanettin Çoban, bu gülüşmeler sonrasında son noktayı koydu.

 

Halk Eğitim Merkezleri kent bilimci kursları açıyor isteyen oradan belge ala bilecek. Onun için üniversiteye gitmeye gerek yok. Hayatımıza yeni bir bilim dalı girmiş oldu. Biz meteorolojide vardiya usulü çalışıyoruz. Haftanın 5 ders gününden ben sadece 2 gün okula gidebiliyorum. O da yine tam zamanlı değil kısmi bir şekilde gidiyorum. Bu şekilde hafta 2 gün okula gidip 4 yılda hukuk fakültesini bitirmek çok kolay bir iş değil. Benim hedefimde hukuk yoktu. Ama ilk defa o zaman meslek liselileri bir kereye mahsus sadece hukuk fakültesine alınacak denildiği için ben mecburen Hukuk okumak durumunda kaldım. Ama yapmak istediğim iş mühendislikti.

 

1980’li yıllara kadar genelde MTTB’de aktif olarak yer aldınız ama siyaset çalışmalarına ilk ne zaman başladınız?

İzmir’de okuyup ve çalışırken yine bizim görüşten insanlarla birlikte takılıyoruz ve aynı evlerde kaldığımız oluyor. 1983 yılında Refah Partisi kuruldu. Kurulması ile birlikte milli görüş tabanlı arkadaşlarımızla etkinliklere katıldı. Memur olduğumuz için üye olamıyorduk ama her türlü faaliyetlerine gider katılırdık.

 

Hakim olmaya karar vermiştim

Hukuk Fakültesi bitti. Bu arada Meteorolojide çalışmanız devam ediyor. Bir yanda memuriyet, bir yanda avukat olmanız sizi bir yol ayrımına getirdi? 

Evet bir yandan çalışıp bir yandan okumak zordu ama bizim hayatımızda zorluk her zaman vardı. Babam bir imam maaşı ile evi geçindirirken biz yaz tatillerinde çalışarak kendi okul harçlığımızı çıkartıyorduk. Lise’nin yatılı olması, orada azda olsa bir okul harçlığı alıyorduk. Ama oda ekmek arası yumurta yemeye yetiyordu. Üniversite ise zaten memur olmamızdan dolayı ailemize hiçbir zaman yük olmadan okuduk. 1986 Şubat’ta istifa ettim. Hakimlik mi yapayım, savcılık mı, yoksa avukat mı olayım diye düşünüyorum. O zaman şimdiki gibi hakim savcı olmak için sınav yok. O zaman Türkiye’de sadece 3 tane Hukuk Fakültesi var ve mezun olan herkes hakim ve savcı olabiliyor.

 

Siz yine memuriyetten yana karar vermek istiyorsunuz?  

Yeni mezun olduk, memuriyette yapıyorduk zaten. Düzenli bir maaşı var. Çalışma saatin belli. Avukatlık öyle değil. Piyasada kendine yer edineceksin ve ayakta kalamaya çalışacaksın. Kader işte. Belki de şimdi Hakim ve ya Savcı olarak bir yerlerdeydik. İstifa ettikten sonra Afyon’a geldim. Birde o zaman Hakim ve savcı olmayı kimse düşünmüyor. Avukat onların bir yılda aldığını bir ayda alabiliyordu. Avukat olmayı hiç düşünmüyorum. Baba dostu Hüseyin Şükrü Ölmez var. O muhasebecilik yapıyor. Şimdi o da avukat oldu. Enteresan bir adamdır. Bana avukat olmamı o söyledi. Piyasayı bilmiyorum falan dedim, benim müşterilere baksan yeter diyerek beni cesaretlendirdi. Onun bu sözleri beni hakim savcılıktan soğuttu ve avukat olmaya karar vererek avukat bürosu açtık.

 

Geldi mi onun müşterileri?

Gelmedi. Çünkü herkesin zaten bir avukatı var ve niye değiştirsinler. Bir de Hüseyin abi beni cesaretlendirmek için öyle yapmış. Bazı müşterileri geldi tabi ama bizim hayal ettiğimiz gibi olmadı. Bir süre sıkıntılı bir dönem yaşadık ama sonra kendimizi kabullendirdik. Abdullah Özsoy iş hanı 3 katta 31 numaralı ofiste iş yerimi açtım. Buradan büro açmanın sebebi de Hüseyin abinin bürosu da burada. Ben oradan akın akın müşteri bekliyorum ya. Tabi beklediğimiz gibi olmadı.

 

Nasıl müşteri bulmaya başladınız?

Bakın ben avukat olduğumda Afyon’da sadece 34 avukat vardı. Ben 35. Avukattım. Bu gün Afyon’da 250 civarında avukat var. 35 avukat olan bir yerde bir süre sonra iş sorunu yaşanmaz. Birde babamın ismi ve güvenirliği bize yetiyordu. Hüseyin abinin bizi cesaretlendirmesi ile büromuzu açtık. Allah ondan razı olsun. Avukat olmam konusunda ailenin bir tercihi olmadı babam zaten kendi kararımızı vermemiz konusunda bize cesaretlendirirdi. Birde zaten başka seçeneğim yoktu o dönem için.

 

Abimin yokluğunu unutturmak için evlendim

Bu arada askerlik ne durumda, hala askere gitmediniz mi? 

Arada askerliğimizi yaptık tabi ki. Bu arada bazı yerleri atladık. Ben 4. Sınıfta evlendim. Biz iki kardeşiz abim Mustafa Çoban var. O’da şimdi üniversitede İngilizce derslerine giriyor. Afyon kalesinin eteğinde evimiz var. Eskiden haftada iki gün Afyon’a turist kafileleri gelir ve bizim evin önünden geçerler. Abim İmam Hatip mezunu olmasına rağmen çocukluğundan beri yabancı dile karşı o turistlerden etkilenerek İngilizce öğrenmeye başladı. Onları gezdirir ve bir şeyler anlatmak hoşuna giderdi. O zamanlarda İmam Hatiplerde İngilizce öğretmeni yok. Diğer öğretmenler üç beş kelime öğretirdi o kadar. Yabancı dile özel bir yeteneği varmış. Hiçbir eğitim almadan mükemmel derecede İngilizce öğrendi. Buca Eğitim Enstitüsünün İngilizce bölümünü kazandı.

 

Abiniz sziden kaç yaş büyük?

Abim benden 2 yaş büyük. O zamanlar Afyon’da 12 Eylül Akıncılar Derneği vardı. Abim oranın yönetim kurulu üyesi. O zamanlar Akıncılar Bolvadin Dişlide bir kamp yaptılar. Bolvadin ve Dişli’de Akıncılar çok güçlüdür. Abimde o kampa katılmıştı. O dönem istihbarat kampa katılanların fotoğraflarını çekmiş. 12 Eylül 1980 askeri darbesi olduktan iki ay sonra Akıncılar Derneği yönetiminde kim varsa hepsini yakalıyorlar. Afyon’da olanların hepsi yakalanıyor. Ama abim İzmir’de olduğu için yakalanmadı. Haberimiz oldu ve abim kaçak olarak yaşadı. Yaklaşık bir yıl abimi sakladık. İzmir Karşıyaka’da bir ev ayarladık ve orada saklanıyor abim zaman ben gidip ihtiyaçlarını görüyorum. Cezaevindeki arkadaşlarıyla haberleşiyoruz avukatlar aracılığıyla. Büyük bir işkence ve kötü muamele varmış. Yakalanmasın kaçsın diyorlar. Sıkıyönetim o zaman sağcısına da, solcusuna da, Akıncısına da hep işkence etti. Buradan Ankara Mamak Cezaevine adlındılar. İşkence orada da devam ediyor yemek kötü, şartlar kötü aman yakalanma diyorlar abime.

 

Yakalanamasın da nereye kadar. Sonunda yakayı ele vermedi mi? 

Yakalanmadı yurt dışına kaçtı. Abim sınırdan İran’a kaçtı. Sınırdan pasaport falan yok sınırdan kaçak olarak gitti ve tam 3 yıl İran’da kaldı. O zaman telefon yok, haberleşme yok. Annem çok üzülüyor ve her gün ağlıyor. Abim kaçak olduğu için emniyet eve baskın yapıyor, tam 4 defa babamı emniyete götürdüler. Söyle oğlun gelmeden seni bırakmayız diyorlar. Babamda 20 küsur yaşında adam ben nereden bileyim bende endişe ediyorum nerede olduğunu siz bulursanız bana da haber verin diyor. Her gittiğinde 8 saat falan tutuyorlar. O zaman ANAP hükümeti var. İl Başkanı Ali Toran, Halil hoca denildimi her kes tarafından sevilen sayılan bir hoca herkes arkasında yıllarca namaz kılmışlar. Halka Emniyete gidiyor, Ali Toran’a gidiyor. Babamı iki kez Ali Toran kurtarıyor.

 

İki mermi koyar babanı içeri alırız

Siz bunlar yaşanırken İzmir’desiniz nasıl haberiniz oluyor, siz ne yapıyorsunuz?

Ben İzmir’deyim ama ara sıra eve geliyorum. Aniden gece falan polis gelip arama yapıyorlar. Bir keresinde bende buradayım. Hukuk fakültesi öğrencisiyim. Siz ne hakla bu yaşlı insanları taciz ediyorsunuz. Bilmiyorlar işte bu yaptığınız kanunsuz dedim. Polisin biri kulağıma eğildi. “Bak biz istesek anneni babanı içeri alırız. Şuraya iki tane mermi ya da uyuşturucu koyarız alır götürürüz. O yüzden hiç sesini çıkarma” dediler. Ben hemen sesimi kestim. İdealist olmak farklı gerçekler farklı diye sustum. Annem ve babam çok üzgün. Annem sürekli ağlar babam üzülür. Ama benim abim çok rahat bir adam. Ne arar ne sorar. Dünya yansa umurun da olmaz. Ama aslında ailesin bağlı, sever ama bunu belli etmez. Bizde memuruz işimiz var. Ailenin bu üzgün halini değiştirmek için evlenme kararı aldım. Annem abimin üzüntüsünü unutsun, birde torun odlumu değme keyfine diye düşündüm ve böylece biz 4. Sınıfta evlendik. İyi ki de evlenmişiz.

 

Nasıl tanıştınız, nasıl istettiniz evlendik diyip geçmek olmaz?

Evlilik niyetimizi açtıktan sonra babam herkes tarafından bilinen hafız imam Halil efendi. Kayın pederim Allah Rahmet eylesin Aşçı Bacaksız Kadir Madenci 1975’li yıllarda sıfır Murat 124 araba alır. O zaman kimsede araba yok. Mercedes gibi. Herkesin gözü onda. Kadir Madenci araba alınca babama “hocam bizim arabayla hacca gidelim beraber” diyor. Annem baba, kayınpederim ve kayınvalide 4 kişi. Birde uzun yolda sorun olur diye emekli astsubay Nurettin Kavas abi var onu da alıyorlar. Murat 124 arabayla 5 kişi buradan hacca gidip geliyorlar. Bu gün bile şimdiki konforlu arabalarda 5 kişi bindiğimiz zaman sıkıntı çekiyoruz. Bir de o Murat 124’ü düşünün. Bizim evlilik olayı gündeme gelince Annem zaten direk onların kızı Emine vardı onu düşünmüş.

 

Emine hanımla siz tanışıyor musunuz?

Aileler zaten görüşüyor ve birbiri ile yakınlar. Görücü usulü tabi. Bizde öyle flört yok, gezme yok, el ele dolaşmak yok, aşk yok. Aşçı Bacaksızın kızı Emine var dediler. Bende bir toplantıda görmüştüm. İstendi ve tamam denildi. Emine hanımda o zaman İmam Hatip de okuyordu. 1966 doğumlu. Tam bir görücü usulü. Hadi bize bir müsaade edin de Narin lokantasında bir yemek yiyelim falan yok tabi. 1984’de evlendik. Baba da imam olunca biraz katı bir adam tabi. Hatta evliliğimizin ilk yılı. Sofrada yemek yiyoruz. Ben sofradan bir şey alıp Emine hanıma vermeye çalıştım. Babam elime bir vurdu. Zevzek dedi. Zevzeklik yapma dedi. Bunlar ayıp karşılanıyordu. O zamanlar insan büyüklerinin yanında kendi çocuğunu sevemiyordu. Ben asla anne ve babamı üzmedim. Benden dolayı onlara en ufak bir şikayet gelmedi.

 

Askeri darbe bizim hayatımızı değiştirdi

Benim hatayım Meteoroloji Lisesinde disipline verilip 4 yerine 3 yılda mezun edilmemle değişti. Ama 12 Eylül Askeri darbesinin ilk defa o dönem ve sadece İzmir’de meslek lisesi mezunlarının hukuk fakültesine girmesine izin vermesi ile bizim hayatımız Meteoroloji memuriyetinden avukat olmaya kadar gitti. Abim içinde aranıyor olması o zaman için bazı sıkıntılar yaratmış olmakla beraber sonrasında olumlu yönde değiştirdi. Abim Yurt dışına kaçması cezaevinde işkence ve kötü muamele nedeniyle bu günkü konumunda olamazdı diye düşünüyorum. Askeri darbe bizim hayatımızı çok farklı bir yerden alıp başka imkanlar açtı.

 

Sürgün gittiği İran’da kitap çevirdi

Abim Türkiye’den 12 Eylül darbecilerinden İran’a kaçıp orada yaşarken boş durmamış.İngilizcenin yanında Farsça öğrenmiş. İran’da Başkent Tahran’da kalıyor. Yabancı dile özel bir yeteneği olduğu için orada Farsçayı öyle geliştirmiş ki İran’ın çok önemli iki düşünürün kitabını Türkçe ye çevirdi. Bunlardan biri dünyaca ünlü İranlı düşünür Ali Şeriati’nin Hac kitabı var onu Türkçeye çevirdi. Ali Şeriati sadece İran’da değil tüm İslam aleminde önemli bir isimdir. Düşünün biz adamın sağlığından endişe ediyoruz ne aradığı var ne sorduğu. Ben ona ulaşamaya çalışıyorum. O Farsça öğrenip kitap çevirisi yapıyor. Benim abim böyle bir adam. Ama çok duygusal ve iyi niyetli birisi. Sadece sevgisini göstermesini beceremiyor diyelim.

 

 Abim İran’dan Özal sayesinde geldi

Abim Türkiye sınırından İran’a kaçak olarak pasaport bile olmadan gitmişti. Tam üç yıl kaçak olarak orada yaşadıktan sonra rahmetli Turgut Özal’ın Başbakan olması ile 1984’ten sonra her yerde sivilleşme başladı. Biz içerde olan arkadaşlarından bilgi alıyoruz. Aynı dosyadan abimin tüm arkadaşları ceza aldılar. Ceza evleri şartlarının iyileştiğini öğrenmeye başladık, işkence kalktı dediler, yemekler düzeldi ve koğuşlar daha güzel dediler. Biz abime dön artık durum iyi dedik. Tecrübesizlik işte Abim yazın yine gittiği gibi sınırdan Türkiye’ye giriş yaptı. Ama her yer yaz olmasına rağmen kar. Yol ve araç olmadığı için dağlardan abim yürüyerek Türkiye’ye giriş yaptı. Güneş yerdeki kardan abimin yüzüne yansıdığından geldiğinde yüzü resmen yanmıştı. Abim geldi ve Ankara Mamak Ceza evine biz kendimiz teslim ettik. Emniyet yıllarca arayıp yakalayamadık diye eziyet ederler diye savcılığa teslim ettik. Abim 70 gün yattıktan sonra ilk mahkemede tahliye oldu 2. Mahkemede berat etti. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ

kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,