logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

19 Eylül 2013

Abim bakan oldu müdür beni Hızır olda bekliyor

erol özsoy pazar kahvaltıları (3)

K amu-Sen İ l Temsilcisi Erol Özsoy ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları’nda yaptığı açık lamalar devam ediyor. Özsoy, abisi eski Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy döneminde başından geçenleri anlattı.

 

Devlet millet işbirliğinde kimin rolü ne kadar?

E. Özsoy: İş temel atmakla bitmiyor. Biz Okul Yaptırma Derneği olarak halkla birlikte temel atıp subasmanını tamamlayacağız. Geri kalan devlet tarafından yapılacak. Devlet malzeme verecek biz de işçiliğini karşılayacağız. Dernek yönetiminde her partiden kişi var. İGM üyeleri var. Afyon’a geldik bir kamyon tuğla almaya geldik. Dernek Başkanı Osman Kutlu diye biri eski CHP Belediye Başkanı. Geldik tuğla alacağız. Hocam dediler size bırak bir kamyonu bir tek tuğla bile yok dedi. Niye diye sorduk. Emir var veremem dedi. Kim emir verdi diyoruz söylemem dedi. Ne yapacağımızı şaşırdık. Benim elim ayağım titremeye başladı.

 

Ne yaptınız yarım mı kalacak okul?

E. Özsoy: Oradan çıkıp hemen Vali Bey’in yanına gittik. Tam da mesai bitmek üzere. Vali’nin kapısı açık içerde birkaç kişi var ayakta konuşuyorlar çıkmak üzere. Bizi görünce içeri aldı, durumu anlattık. Vali, “Öyle olur tabi, sen niye milletvekilini temel atmaya çağırmamışsın” dedi. Biz de hiçbir milletvekilini siyasetçiyi çağırmadık dedim. Vali zaman zaman gelip geçerken inşaatı bizden habersiz geziyordu. Hoşuna da gidiyormuş. Bize bir tek tuğla yok diyen de ANAP Milletvekili çok bozulmuş çağırmadık diye onun için Sinanpaşa Lisesi’ne bir tek tuğla verilmeyecek diye talimat vermiş. Vali omzuma vurdu, “sen merak etme birkaç gün geçsin onun ateşi sönsün ben çözerim fazlasıyla ne gerekiyorsa alacaksın, sen kamyon falan da gönderme” dedi. Bir keyiflendim ki sormayın. Vali Bey bir süre sonra dediğinden daha fazla malzemeyi gönderttirdi.

 

İmam Hatip binası yüksek okul olacaktı vermediler bina çürüdü.

 

Sinanpaşa’da zaten bir lise var. Yapılacak olan lise ne olacak?

E. Özsoy: Hayır burası ilköğretim okulu olarak yapılmaya başlandı ama benim niyetim burayı ikinci lise yapmak. Liseyi çeşitlendirmek. Benim amacım burayı Endüstri Meslek Lisesi yapmak. İsmet Atilla Bey o zaman bakan. 1994 belediye seçimleri arifesi. İsmet Atilla Bey beni çağırttı. “Sayın Özsoy burayı ne yapacağız” dedi. Ben de burasının Endüstri Meslek Lisesi yapılması gerekli. Buraya bağlı 37 tane yerleşim yeri var. Burada böyle bir okula ihtiyaç var dedim. Burası fakir bir yer kimse çocuklarını başka yerlere okula gönderemiyor dedim. Tamam bunu bir rapor halinde yaz ve bana ver dedi. Yazdık ama açılmadı. Sonra Abim de Halil İbrahim Özsoy da Milletvekili ona dedim ki burayı Çok Programlı Lise yapalım dedim. O zaman yeni çıkmıştı bu okullar. Klasik lise, sağlık lisesi, muhasebe, endüstri meslek lisesinden bir bölüm olmak üzere 4 bölüm olarak açtık. Açılışa Rektör de gelmişti. Herkesin içinde rektöre, Sayın rektörüm her yere yüksek okul açtın bir Sinanpaşa’ya açmadınız” dedim. Rektör, “yer gösterin bir hafta sonra kararı çıkartayım” dedi. Rektörden söz aldık, Belediye Başkanı’na işte fırsat dedim. Birkaç yer var onlardan birinin devri yeterli.

 

Söz almışsınız ama hala Sinanpaşa’da yüksek okul yok. Ne oldu verilen sözler tutulmadı mı?

E. Özsoy: Sinanpaşa’da yer vermediler. Aslında birkaç yer vardı. Bunlardan birine İmam Hatip Lisesi yapılmak için bina yapıldı. Ama Devlet izin vermediği için açılamıyor. Halkın

katkıları ile yapıldı. Burayı alır Yüksekokul yaparız dedim ama bir türlü olmadı. Erzurumlu bir imam vardı. Yüksekokul yapılmasın diye binayı Diyanet Vakfı’na aktardı. İmam Hatip dışında kullanılamaz diye. O binayı daha sonra yapmayın etmeyin verin yurt yapalım bari dedik vermediler. Koca bina hiç kullanılmadan çürüdü gitti. Bu nasıl bir zihniyet anlamadım. İlkokul binası var. Onu dönüştürelim dedim şurayı yapalım dedim olmadı. Müftü’ye dedim ki gel hocam İmam Hatip’i bizim bünyemizde açalım dedim ama olmadı. Ne yüksek okul açıldı ne de o bine kullanılabildi. Dev gibi bina çürüdü gitti. Yazık değil mi? Günah değil mi?. Biz Bolvadin’de yaptıklarımızı Sinanpaşa’da da tekrarladık. Üniversiteye öğrenciler gitmeye başladı. Yüksekokulu da yapamayınca benim burada yapacak bir işim kalmadı diye tayin istedim.

 

Abim Bakan oldu yine de ANAP’a oy vermedim

 

Afyon Lisesi’ne tayin istediniz. Bu arada aynı dönemde abiniz hala milletvekili?

E. Özsoy: Evet abim milletvekili. O zaman istifa eden okul müdürlerinin istediği bir okula ataması yapılıyordu. Ben de felsefe öğretmeni olarak Afyon Lisesi’nde göreve başladım. Ama bir süre rapor alıp okula gitmedim. Taşınma işlemlerini tamamlamak için. 27 Temmuz’da Abim bakan oldu. Ertesi gün okula gittim okul müdürü yönetimi ve öğretmenler herkes hazır olda bekliyor. Ne oluyor dedim, bakan olan ben değilim arkadaşlar. Abim, bir saygı ve hürmet yapılacaksa buradan mezun olmuş biri olarak abim gelirse ona yaparsınız. Bana böyle şeyler yaparak benim canımı sıkmayın dedim. Bu arada bana mevki teklifleri gelmeye

başladı. Ben ailede Abimin işlerine hiç burnunu sokmayan bir adamım.

 

Abiniz ANAP’tan Sağlık Bakanı oldu. Ama siz ANAP zihniyeti ile mücadele eden biriydiniz Bakan olduktan sonra tavrınız ne oldu?

E. Özsoy: Abim değil bakan başbakan bile olsa ANAP’a oy vermedim vermem de. Ya ben yapabilir miyim, zihniyetine karşı mücadele verdiğim bir partiye Abim bakan oldu diye fikirlerimden geri döneceğim. Bir toplantıda Abim şöyle bir açıklama yaptı, “Sülalenin hepsini Anavatan’lı yaptık bir bizim Hoca’yı yapamadım” demişti. Ben Bakan’ın kardeşiyim diye dolaşacak bir adam değilim. İnanın okuldan eve, evden okula kimseye görünmeden gidip geliyorum. Afyon lisesi için çocuklar bir çalışma yaptılar yıllık yapacaklardı. Yusuf Özer’den istedim.

 

Bakan kardeşi olan bir öğretmen olarak isteğiniz her şey emir sayıldığı bir yerde sizin yardım istemeye gitmeniz biraz garip değil mi?

E. Özsoy: Ben kimseye görünmemeye çalışıyorum. Sanki bakan kardeşi olmak ayıplı gibi.

İnsanların bana karşı yapmacık, sahte ve samimi olmayan ilgisinden sıkılıyorum. Yıllık için Holding kapısında karşılaştık. Dedim Yusuf Ağa bize Afyon Lisesi yıllığı yapacağız 500 bin

lira lazım makbuz karşılığı dedim. Ya sen bizim İbrahim Bey’in kardeşi değil misin? dedi. Evet dedim. Biz seni hiç protokollerde görmüyoruz. Bayramda seyranda başkaları gibi görünmüyorsun dedi. Ben de, Vallahi Yusuf Ağa Ben yeraltında dolaşıyorum bakanlık bitince yer üstüne çıkacağım dedim. Yok yok sen yerüstünde kal dedi.

 

Makam teklifleri yağmaya başladı

 

Size makam teklifleri yapıldığından bahsettiniz ama hangi görevler teklif edildi anlatmadınız?

E. Özsoy: Bir gün Milli Eğitim Müdürlüğü’nden aradılar. Mesai saatleri bitmişti. Acele gel. Gittim buyurun dedim. Milli Eğitim Müdürü yok yardımcıları var. Bizim Okul Müdürü de adaylık düşünüyor. Afyon Lisesi Müdürlüğü boş. Dediler ki seni Afyon Lisesi Müdürü yaptık git otur. Dedim ki Okul Müdürü geçici olarak ayrıldıysa yerine Başmuavin vekalet eder. Kazanamazsa geri gelir görevine dedim. Ya ona başka yer buluruz dediler. Beni Afyon Lisesi Müdürü yaparak sırtlarını abime dayayacaklar. Bu yaptığınız çok ayıp. Hem Abime ayıp ediyorsunuz, hem bana ayıp ediyorsunuz hem de Okul Müdürü ve Baş Muavin’e ayıp ediyorsunuz. Bu konuşma hiç olmamış kabul ediyorum dedim. Hepsi çok bozuldu, benim bu teklife atlayacağımı sanmışlar. Gürel Bey benim canciğer arkadaşım hiç etik değil. Bir gün önemli bir bürokrat aradı Bakanlık’tan, Hocam sen felsefe öğretmenisin. Seni Afyon İl Kültür Müdürlüğü’ne atıyoruz. Yazısını falan sonra göndereceğiz. Yarın git otur dedi. Hiç beklemediğim, talip olmadığım, istekte bulunmadığım bir görev. Dedim ki ben öğretmenim. Teşekkür ederim böyle bir teklifi kabul edemem dedim. Ben milli eğitimi bırakmam dedi. Bir gün de abim aradı, Oğlum dedi senin hak ettiğin bir yer yok mu, seni bir yere getirelim dedi. Abi bizim aileden bir bakan çıkmış, bundan daha büyük bir makam olur mu? Senden hiçbir şey istemiyorum dedim.

 

Abiniz bakanlık yaparken hiç biraraya gelmediniz mi? .

E. Özsoy: Bir kere Bolvadin’de bir hastane temel atma töreninde Bakan Abim, Vali Abim ve Ben ilk kez bir arada olduk. Bizi bir arada gördükleri başka bir yer yoktur. Temel atma töreninde Belediye Başkanı Mehmet Kayacan konuşma yaptıktan sonra Abim çıktı kürsüye. Dedi ki “Başkan Bolvadin için ne gerekiyorsa proje halinde bana getir ve olmuş bil. Burada herkesin huzurunda söylüyorum” dedi. Tören bitti Vali Abime dedim ki bu Başkan ne demek istendiğini anlamadı. Gel gidip bir de biz anlatalım dedim. Vali Abim’le daha sonra Başkan’ın yanına gittik, kaplıcadan alt yapıya ne lazımsa proje yaptır götür dedik. Ama Başkan öyle bir şey yapmadı.

 

Biraz günümüze dönecek olursak yaklaşık 40 yıllık eğitimcisiniz. Şimdi de sendika başkanı olarak bu güne kadar eğitimdeki en iyi dönem ne zamandı?

E. Özsoy: Bir kere Köy Enstitüleri dönemini bir kenara bırakalım. O dönemi hiçbir dönemle kıyaslamak bile saygısızlık olur. O sistem devam etse bugün çok farklı bir konumda olurduk. Bunu görenler çirkin tezgahlarla kapanmasını sağladı. Bu durum başka bir şey, onu bir kenara bırakalım. 1980 öncesi tüm karışıklıklara rağmen, çok kaliteli bir eğitim vardı. Ama davranış biçimleri hariç. O zaman eğitimin içinde dayak da vardı. Bunlar hariç eğitim müfredatı bakımından bundan daha iyi idi. Ya da ben o dönemi özlüyorum. Şimdi de iyi yönler var. Öğrenci eksenli olması, öğrenciye ve veliye değer verilmesi güzel. Gerçi bu ANAP döneminde başladı ama yine de bir standart oturtamadık. Sık sık değişen yönetmelikler yüzünden eğitimcinin de, öğrencinin de, velinin de kafası karışık. Bir kere ülke olarak 20 yıllık 50 yıllık eğitim hedefleri ve projeleri koymadığınız takdirde başarılı olamazsınız. Her gelen hükümet ve hatta her gelen bakan kendi kafasına ve ideolojisine göre bir şeyleri değiştirmeye kalkması çok yanlış ve tehlikeli. Son olay 4+4+4 sistemi. Buna tüm eğitimciler, sendikalar, akademisyenler karşı olduklarını gerekçeleri ile açıklamalarına rağmen kimseye sormadan yaptılar. Şimdi hala içinden çıkamıyorlar

 

AK Parti’nin mühleti doldu

AK Parti Hükümeti’nin müddetinin doldurduğunu düşünüyorum. Sosyoloji’den anlayan biri olarak. Bu bir süreçtir. Türkiye gibi ülkelerde iktidarlar birkaç dönem yaparlar giderler. Bunu yaşadığımız örneklerden de görüyoruz. 1950’de Rahmetli Adnan Menderes aldı 1960’a kadar 10 sene. 1965’de Süleyman Demirel aldı. Demirel hükümeti 1971’e kadar devam etti muhtıra aldı. Rahmetli Özal 1983 seçimlerinde iktidar oldu 3. döneminde dağıldı. Diğerleri hep 3. dönemlerinde dağıldı. AK Parti biraz daha akıllı davrandı 3 dönemi tamamladı. Ama bunların da müddeti doldu. Bundan önceki oy potansiyelini yakalayacaklarını sanmıyorum. Belki yine 1. çıkarlar ama tek başına hükümet olma şanslarının olduğunu düşünmüyorum. Özellikle 2014 yerel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri bize AK Parti’nin durumunu gösterecek.

 

60 ay ve 4+4+4 sistemi

Bırakın sendika başkanlığını bir kenara ben öğretmenim. Geçen yıl uygulamaya konulan 60 ay ve 4+4+4 sistemi tamamen yanlıştı. Okulda altına yapan çocuklar, ders sırasında oyun oynamak isteyenler, dışarı gitmek isteyen, ağlayanlar. Bunların olabileceğini defalarca anlattık ama dinletemedik. Geçen yıl zorunluydu bu sene veli isterse denildi. Buna öğretmenler hazır değil, okullar hazır değil, derslikler hazır değil, müfredat hazır değil, veli hazır değil. İllaki böyle bir sistem mi denemek istiyorsunuz o zaman yapılması gereken pilot iller belirlemek ve bu illerde sistemi hayata geçirip olup olmayacağına bakmak lazımdı. Mesela bakın sağlık alanında Aile Hekimliği sisteminde pilot il uygulaması yapıldı. Belirlenen illerde birkaç yıl uygulandı. Sistemde olası sorunlar görüldü ve çözüm yolları geliştirildi. 60 ay zorunluluğu ve 4+4+4 sistemi de böyle yapılmalıydı. Ama tüm uyarılara rağmen kulak tıkandı ve hayata geçirildi. İlk yılda yaşanan onca sıkıntıdan sonra veli isterse göndersin diyerek geri adım attılar. Eğitim ciddi iştir deneme yanılma yöntemi ile başarıya ulaşılacak bir olay değil.

 

47 bin sınıf öğretmeni fazla

Bu sistemin yanlışlığını anlatırken derslik yetmez, derslik yetmezken 47 bin sınıf öğretmeni fazlalığı olacak dedik. Hayır fazlalık olmayacak tam tersi ihtiyaç olacak dediler. Bugün Türkiye’de 47 bin sınıf öğretmeni fazlalığı var. İmam Hatip Ortaokulu açacağız dediler. Tamam açın, ihtiyaç var. Ama neden diğer meslek okullarını niye açmadınız?. Bu bir ihtiyaçsa İmam Hatiplerin ortaokulunu açıyoruz diye neden siyasi malzeme haline getiriyorsun. İmam Hatip Lisesi ne? Meslek lisesi. İmam Hatip Meslek Lisesine iyi ilahiyatçı yetiştirmek için orta bölüm açıyorsun. Peki neden Endüstri Meslek liselerinin orta bölümlerini açmıyorsun. İyi mühendisler yetişsin, Fen Liselerinin Ortaokulunu aç iyi bir doktor yetişsin. Sağlık Meslek Lisesinin Orta bölümünü aç iyi sağlıkçılar yetişsin. Bir şey yaparken çok yönlü düşüneceksin. Avrupa’da böyle. Madem ağaç yaşken eğilir ortaokuldan yetişirse sadece İmam Hatip’in değil tüm meslek liselerinin orta bölümleri açılsa kimsenin bir itirazı olmazdı.

 

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,