logo

19 Eylül 2013

Abdullah Çatlı eylem adamıydı

celalettin soner pazar kahvaltıları

ODAK Pazar Kahvaltıları’nda Abdullah Çatlıdan Alparslan Türkeş’e, Fethullah Gülen’den Ülkücü harekete kadar bir çok konuda özel açıklamalarda bulunan Celalettin Soner, Mehmet Emin Güzbey, Ömer Mazi ve Emre çınar’a konuştu.

Bazı kişilere kızmış olsanız da Ocak ve Partiye kızgınlığınız olmadı galiba?

C.Soner, Tabi ki öyle. Şimdi benim Spor salonunda yapılan organizasyona çağrılmamam o işi yapanlardan kaynaklanmıyor. Makamlara sonradan oturan kişilerden kaynaklanıyor. O nedenle ben kişilere kızarım, kırılırım, küserim ama davaya ve partiye asla bir kırgınlığım olmaz. Ha demek ki makama bulununca, koltuklar sıralanınca dava bitiyormuş. O dönemde meclis üyesi oldum ama o günden sonrada Ocağa çok gitmedim.

 

Belediye Başkanlığı teklifi kimden geldi. Siz nereye aday olacaksanız biz ona göre liste yapacağız denildi mi?

C.Soner, Hayrettin Barut Genel Merkez’den 6 heyet geldi ille Belediye Başkanı ol dedi. Son gelen heyet dedi ki Genel Başkan arayacaktı. Hayır dersin diye aramıyor karar ver nereye aday olacaksın dediler. Bir gün Hayrettin Barut telefon açtı. Tayin oldu ilk bana geldi. Gönderen adam da işini gör ama yüz verme dedi. Neyse bana Barut’tan önce başkanlık teklif ettiler ben istemediğimi söyledim. Ben adayım biz yola çıktık. Başkanlığa aday olmadın ama mutlaka meclis üyeliğine aday olmanı istiyoruz. Sen orada bize güç verirsin ve sana ihtiyacımız var dedi. O teklife hayır diyemedim. Şehitlerin hatırına dedim tamam madem ismim orda dursun artı getirsin. Sonra bazen Barut’la şakalaşırdık meclis seni geçti diye.

 

Barut Canlı yayında ağladı.

Siz Barut’a kefil olan ve onun Afyonla tanıştıran kişisiniz. O başkan siz meclis üyesi oldunuz nasıl oldu ilişkileriniz?

C.Soner, Herkes Barut’tan çok bana geliyordu. Bu adama kefilsin diyorlar. Barut’un ağzı bozuldu, adam dövdürüyor, cin fikirli olmaya başladı. İl teşkilatına dedim vatandaş böyle böyle oluyor diye şikayet ediyor. O zaman meclis senede 2 kez toplanırdı  yıllık faaliyet programı değerlendirirken Başkan kalkar ben otururdum koltuğa. Başkanlığa ben vekillik ediyordum. 30 meclis üyesi hazır tespitlerimiz de var biz gittik 8 kişi meclise gittik Abdullah Kaptan’da bizim karsımızda Barut’un yanında. Allah’tan toplantıdan 1 hafta önce Barut, Kaptanın arkasından sövmüş bununda kulağına gitmiş. O da bizimle oldu. Yapacağımız şey kamuoyu önünde özür diletmek. O zannediyor ki kendisini devireceğiz. Korku işte insana neler yaptırıyor. Halbuki meclisin öyle bir yetkisi yok. Genel meclise şikayet ediyor. Refah’çılarla onlara bir metin verdik ve mecliste okuyacaklar. Burhanettin Çoban’a bir metin verdik onu okudu. Ne kadar it kopuk varsa meclise toplamışlar. Söz almak isteyen var mı? kimse yok. Burhanettin Çoban ve DSP konutsu ben konutsum. Makamda kimseye küfür edilmez, korumaları kaldır, şu davranışların şaibeye yol açıyor.

 

Bu kadar organize ve baskı karşısında Başkan Hayrettin Barut ne yaptı?

C.Soner, Bu kadar baskı ve tepkiden sonra bizimde hiç beklemediğimiz bir olay oldu. O sorada ErTv meclis toplantısını canlı yayınlıyor. Kameranın önünde ağladı. Özür diledi. İçeri de oylama yapacağız red vermemizin bir izahı olması lazım. Aziz Aslan İl Başkanı girdi içeriye kabul verin diye. Orda kavga ettik baya konuşmadık. Biz hepimiz kabul verdik Kaptan red verdi. Millet rahatladı. 2 gün telefonum susmadı. Barut’un huyu su değişti. O sırada soğudum ben. Abdülkadir Akçan’a da çok kırıldım. Milletvekili oldu geldi karnını doyurdum Ankara’ya gitti daha da konuşmadık. Bu da beni kırdı. Sait Açba beyle muhabbetim yok adam her secimden sonra yanımıza gelip istediğiniz bir şey var mı? diyor. Bakan buradan geçerken kesin uğruyor. Bizde bu vefa ve insanlık yok.

 

Hayrettin Barut ile daha sonraki zamanlarda anızda bir sorun oldu mu?

C.Soner, Şimdi daha öncede söyledim makamlar ve koltuklar insanları çok değiştiriyor diye. Hayrettin Barut Afyon’da ilk benim yanıma geldi. Ağzından Abi kelimesini düşürmezdi. Başkan oldu koltuğa oturdu. Bizde meclis üyesiyiz başkan olduktan sonra Celalettin demeye başladı. Ben bu olaya çok kızdım. İnsanlar bir koltukla bu kadar değişiyorsa ben böyle kalmak için bir yere aday olmuyorum. Ya bende öyle olursam diye korkuyorum. Bakın Burhanettin Çoban hala abi der. Buna rağmen ben her zaman makama hörmetimden başkanım diye hitap ettim. Mehmet Telek daha nettir kızdığında kızar onla çok kavga ettik. Ben Türk Ocağı Başkanı oldum ama onu sürekli öne çıkardım. Türk Ocağı Başkanı oldu oda. Milletvekili oldu. Siyasette her şey olur bunu anlarım ama bir davada olmaması gerekenler bizde oluyor. İşte beni üzen ve canımı sıkan bunlar.

 

Ülkü Ocağı’nı Gülen yaşatıyor

Türk Ocağı ve Ülkücülük bitmeye mi başladı. Ne oludu da eski etkinliği yok? 

C.Soner, Biz kulvar değiştirdik. Ülkücü hareket 1980 yılında bir kesintiye uğramasaydı şu anki konumu Fethullah Gülen hocanın geldiği noktada olurdu. Bu benim düşüncem. O döneme ben mesela ilkokul, ortaokulu düşünüyorum bu döneme de aynı çizginin üniversite düşünüyorsun. Alparslan Türkeş’in ülkücü dediğine Fethullah Gülen hoca da diğergam diyor. Başkasının derdiyle dertlenmek ve kendini bu uğurda feda etmek. İkisi de aynı şeyi söylüyor. Türk Milliyetçiliği bir laftır. Yemeği nasıl yersen, suyu nasıl içersen, yolda nasıl yürürsen Türk Milliyetçisi olursun. Bunu pratiğini MHP yapmadı. Kesinti olmasaydı bu gün Fethullah Gülen’in geldiği noktada olurduk. Ülkücü polis, memur ne kadar meslek varsa bir ülkücüsü vardı. Bu sosyal bir meseledir. Ben ülkücülüğü siyasi parti meselesi olarak görmüyordum bize anlatanlar şöyle derdi. MHP ülkücülerin partisi değildir. MHP ülkücülüğü seven tek partidir. Ülkücülük vatana millete kendini feda etmek. Bu bugün meselesi de değil bu Türk Milletinin Müslüman olduktan sonra üslubudur. Daha evveliyatında da vardır bu tarz, bu üslup Hoca Ahmet Yesevi tarzıdır. Alparslan Türkeş, Hoca efendinin, Hoca Ahmet Yesevi’nin yaptığı aslında aynıdır.

 

Şimdi aslında birkaç yerde kısa bir yerde adı geçti. Türkiye’nin bir bölümüne damgasını vuran ve hala bu gün tartışılan isim odam Abdullah Çatlı ile okul yıllardın da tanışıyorsunuz? Nasıl oldu bu tanışma?

C.Soner, Ben öğrenciyken dedim ya çok şükür ipin ucunu hiç kaçırmadım. İsteseydim çok kaçardı ve bu gün başka konumlarda ve çok daha farklı biri olarak, belki çok ünlü biri olarak da ismim geçiyor olabilirdi. Çok ciddi olayların içinde kaldık. Abdullah Çatlı Ankara başkanıydı bende Emek bölgesine bakıyordum. Ben har zaman ben okulumu nasıl bitiririm, arkadaşlarıma okulunu nasıl bitirtirim bunların hesabını yapıyordum. Abdullah çatlı ile iki yıl birlikte mesai yaptık. Bazı eylemlerin içinde birlikte olduk. Ben hiçbir zaman bir eylemde can yakmadan nasıl etkili oluruz ve ses getiririz onun peşindeydim. Ben başka şeyler hedeflemiş olsan bambaşka bir hayatın içinde olurdum.

 

Özel bir anınız veya bir olayınız var mı Abdullah Çatlı ile?  

C.Soner, Özel bir anı derken haftada birkaç kez bir araya gelip konuşuyor ve planlar yapıyorduk. Ben 1. sınıfta okurken bir gün arkadaşlarımdan biri sen Turizm Ticarette bir toplantı var seni oraya götüreceğiz dedi. Gittim 10 kişiyiz. Neyin toplantısı dedim Okulda Ülkü Ocaklarını kuruyoruz senide yönetim kuruluna yazıyoruz dediler. Benimde hoşuma gitti. Daha sonra beni başkan yaptılar. Bu nedenle Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı ile tanışma imkanım oldu. O zamanlar Ülkücü hareket okullarda örgütlenmeye başlamış. Çeşitli toplantılar oluyor gidiyoruz geliyoruz. Ülkü Ocakları genel Merkezi bakıyordu ilk zamanlar. Bize her zaman şunu söylüyorlardı, okulunu bitirin, anarşi olaylarına katılmayın, vatanınızı, milletinizi sevin, solcularla çatışmayın, birbirinize sahip olun diyorlardı bunlarda çok güzel şeylerdi. Ama Çatlı’ya kadar.

 

Çatlı ile 2 yıl birlikte çalıştık

Çatlı’dan sonra neler oldu. Nasıl bir başkandı? 

C.Soner, Abdullah Çatlı Ankara Ülkü Ocakları Başkanı olana kadar bizim hiçbir olaya karışmamız, afiş asmamız istenmiyordu. Ama Abdullah Çatlı’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Bazı şeyler oluyordu ama Çatlı’dan sonra gidin eylem yapın afiş asın diye söylerdi. O her zaman olayların içinde olmak, eylem planlamak için çalışırdı.

 

Çatlı ile hiç eylem yaptınız mı?  

C.Soner, Eylem derken ufak tefek bazı eylemlere katıldık. Ama ben hiçbir zaman silahlı ve büyük eylemlerin içinde yer almadım. Bunu istemiyordum. Bunun için çatlı ve kendisi gibi düşünen arkadaşları katılıyordu. Biz daha çok okulu bitirmek için uğraştığımı bildikleri için bana bu konuda baskı yapmadılar. Onların bazı eylemlerinde yaralanmalar ve ölümler oluyordu. O günün Ankara’sını gözünüzün önüne getirin her gün 10-15 kişi ölüyor. Bir gün, hiç unutmam öyle bir eylem yapalım ki çok farklı olsun dediler. Gece 03.00’da gittik. Öyle bir şey yapalım ki hem çok ses getirsin, hem de etkili olacak bir tavır olsun dediler. Hem derdimizi anlatalım hem de akılda kalacak bir eylem olsun dediler. Sabaha kadar tartıştık. Benim en çok anlattığım ve çok masum bir eylem bu.

 

Nasıl bir eylem yaptınız amacına ulaştı mı?  

C.Soner, Ulaşmaz mı, bir kere eylem çok özel ve zekice hiç kimsenin burnu bile kanamadı. Plan şuydu Ankara’da 8 tane kavşak tespit ettik. Bizde 8 ayrı guruba ayrıldık. Saat tam 8’de yalandan kavşaklarda bir ateş yaktık. Duran arabaların en öndekilerin anahtarlarını aldık. Ön sırada bulunan arabalar çalışmadığı için tüm Ankara kilitlendi. Yollar kapandığı için polis de gelemiyor ve hiç kimse ne olduğunu anlayamadı. Bizde anahtarlar ellerimizde geze geze dağıldık.

 

Bu eylem planı kimden çıktı Çatlı’da var mıydı? 

C.Soner, Eylem için ortak akıl diyelim uzun bir tartışmadan sonra ortaya çıktı. Herkesin fikri vardı. Abdullah çatlı elbette vardı bu eylemin başında o vardı. Bu eylem elbette karşılıksız kalmadı. Birkaç hafta sonra misliyle karşılık buldu. Bombalama eylemlerine kadar gitti.

 

Çatlı’nın yanlışı doğrusundan fazlaydı

Abdullah çatlı ile okul yıllarında yıllarca birlikte çalıştık. Bizim bazı kesimlerimiz tarafından kahraman olarak kabul ediliyor. Belki bu birileri için doğru olabilir ama benim için Abdullah Çatlı asla bir kahraman değil. Aslında benim için cevaplandırılması zor bir soru. Bir duygusal ilişki var, merhabamız var, ortak paylaştığımız anılarımız var. O dönemde insanlar olaylara başka bakıyor ama sonraki zamanda yaptıkları var. Bana kalırsa olaya şöyle bakmak lazım yanlışı her halde doğrusundan fazlaydı. Rahmetli oldu yargılamak doğru değil artık ama kahraman olarak görmüyorum. Ama Çatlı’yı kahraman olarak görenleri de asla yargılamıyorum. Belki bende dışarıdan birisi olsam bende farklı düşünürdüm. Benim tek idealim okul bitirmek olmasa belki o olayların bir parçası da ben olacaktım.

 

Çatlı’nın Mehmet Özbay olduğunu biliyordum

Abdullah Çatlı’nın kazasından birkaç ay önce bir yerde muhabbet ediyoruz. Konu döndü dolaştı eski analara ve olaylara geldi. Abdullah  Çatlı’nın Mehmet Özbay kimliğini kullandığını öğrendim. Kazanın olduğu gün evde yatıyordum. Hakikaten içim cız etti televizyon’da resmi görünce bildim. Hanım bu olayın altından neler neler çıkacak dedim. Sonra anlatmaya başladılar televizyonda. Bu Mehmet Özbay değil Abdullah Çatlı diye. Sonrasını zaten bütün dünya öğrendi. O arabada bulunanların hepsi derin devletin adamlarıydı. Kazadan sonra bir süre oturduğum yerden kalkamadım. Yıllardır görüşmeseniz de sonuçta tanıdığınız bir insan ve birlikte yediniz içtiniz aynı havayı soludunuz. Aynı yola baş koydunuz. Farklı bir tarzı vardı ama dava adamıydı.

Kazadan sonra canlı olduğuna inanıyorum

Bizim öğrenciliğimiz dönemi ülke 7 yıla yakın bir zaman resmen iç savaş yaşadı. O dönemde birçok arkadaşımın psikolojisi bozuldu. Benimde bir karar vermem gerekiyordu. Ya bende Çatlı ve arkadaşları gibi olacağım yada onlardan kopup okulumu bitirip işimi yapacağım. Hacettepe’ye gitmem ve hocanın bir yıl beni kapalı kapılar arkasında tutması belkşde hayatımın gidişatını değiştirdi. Her şeyden bağımı yavaş yavaş kopardım. O zamandan itibaren Çatlı ile irtibatımı kestim.  Birçok arkadaşla da olmadı okulumda bitti. Bir kez Ülkücü Teşkilatı vardı gittim. Doktora yapıyorum dedim. Sen git işine bak bir daha gelme dediler. Taner Korkamız’ın programı vardı. O olay kaza falan değildi canlıydı ve daha sonra boynu kırılarak öldürüldü diye duydum. Her şey ortaya çıkmadı çıkmazda.

 

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,