logo

45 günde 39 kadını katlettik

ömer mazi
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın tecavüz edilip vahşice katledilmesi ülkenin dört bir yanında hala tepkilere neden oluyor.
Türkü, Kürdü, Alevisi, Lazı hiç ayrım yapılmaksızın.
Bu ülkenin mayasında birlik var.
Ortak hareket etmek var.
Acımızı paylaşmasını biliriz.
Her ne kadar son dönemde politikacılar yüzünden ülkede kamplaşmalar olsa da.
Özünde Anadolu topraklarında Türkiye Cumhuriyetinde ay yıldız bayrak altında yaşıyoruz.

Dün size 8 yılda tam 1.148 kadın erkeler tarafından katledilmesini yazmıştım.
Kaldığımız yerden devam edelim.
Son 8 yılda Türkiye’de 1.148 kadın öldürüldü.
2015 yılında sadece 45 günde 39 kadın hayatını kaybetti.
Dün boşanmak isteyen bir kadın daha neredeyse hayatını kaybediyordu.
Özgecan olayı ile dünyanın konuştuğu bir olaya dönüşen tecavüz ve kadın cinayetlerinde artık köklü bir çözüm bulunmalı.
2015 Ocak ve 16 Şubat tarihleri arasında hayatını kaybeden kadınlarımız kızlarımız.
Özgecan Aslan.

2015 yılında 45 günde öldürülen kadın sayısı 39
2014 yılında 287 kadın cinayeti.
2013 yılında 213
2012 yılında 139
2011 yılında 122
2010 yılında 165
2009 yılında 104
2008 yılında 61

Özgecan’da daha önce unuttuğumuz kadınlar gibi unutacağız.
Verilen sözler unutulacak.
Ta ki başka bir kadın şerefsiz bir adam tarafından öldürülene kadar.
Sonra yine asarız keseriz.
Sonra?
Sonra yine unutacağız.
1.148 kadını unuttuğumuz gibi.

Özgecan olayından sonra sanatçı Beran Saat benimde başıma geldi diye başından geçen taciz olaylarını anlatmıştı.
Protesto edenlerden bir kız ben tecavüze uğradım tahrik dediler.
Diye isyanını dile getirdi.
İsmini vermeyeceğim bir okuyucumuz bana mail atmış.
O da başından geçenleri anlatmış.
“Özgecan’ın maruz kaldığı vahşetin ayrıntılarını okuyunca önce içimde bir bulantı hissettim.
Tanıdık bir bulantı, insan olmanın erdeminin gerilere itildiğine tanık olduğum birçok olaydan hatırlıyorum onu.
Son yıllar da çok sıkça.
Fakat bu kez bulantının ardından zihnimde beliren başka şeyler de oldu.

Genç bir kadın olarak yaşadığım birçok olay gözümün önünden geçerken biri zihnimde çakıldı kaldı.
Üniversite birinci sınıf öğrencisiydim.
Tıpkı Özgecan gibi.
Kentte yeniydim.
Her gün halk otobüsü ve dolmuşlarla üniversiteden eve, evden de üniversiteye gidiyordum. Son otobüse bindim kampüsten.
Derken ineceği yere gelen arkadaşım indi otobüsten.

Bir sonraki durakta kalan diğer yolcu da.
Otobüste tek kaldım.
Kendime bile itiraf edemesem de endişelenmiştim.
Önce halk otobüsündesin ne olabilir ki diye geçirdim içimden, kendimi sakinleştirmeye çalışarak.
Şoförle göz göze gelememeye çalışarak elimdeki cep telefonunu kurcalıyordum.

Sonra otobüsün ışıkları söndü.
Otobüs hızlandı.
Şoförden ışıkları yakmasını istedim.
Açmadı.
Ardından sözle tacize başladı.
Adımı, ne okuduğumu soruyordu.
Telefonla ailemi aradım, şoförün duyacağı bir tonla otobüste olduğumu ve tam olarak nerede olduğumu söyledim.

Bu konuşmayı duyan şoförün boşluğundan faydalanarak duraklarda durmadan hızla geçmekte olduğu ineceğim bölgedeki bir durağa yaklaşırken “Burada durun!” dedim kesin bir ifadeyle, beklediğim kişiyi aradığımı belli ederek.
İçimden bir ses “ya durmazsa diyordu”.
Başarılı olmuştum, otobüs durdu, inmem gereken yerden biraz erken otobüsten hızla attım kendimi.

Özgecan’ın telefonunun şarjı tükenmişti, maalesef o bunu yapamadı.
O günden sonra son otobüse binmemeye karar verdim.
Hayata yeni başlayan, bin bir güçlükle mücadele ederek üniversite eğitimini sürdürmeye çalışan bir genç kadın olarak hayatımdaki sınırlamaların “son otobüse” binmemekten başlayarak yıllar içinde ne kadar artacağını düşündüm tüm gece.
Bugün Brüksel’de yaşıyorum, son metroya, son otobüse hala binmem”

İşte okuyucumuzdan gelen mail böyle.
Peki her öğrencinin başına böyle bir olay gelmeli mi?
Mesela Afyon valiliği, Röktörü, Emniyet Müdürü, ve taşımacılık yapanlar için bir araya gelip bir çalışma yaptı mı?
Bizim şoförlerin akıl sağlığı yerinde mi?
Daha önce benzer bir olaya karışmış mı?
Sabıkası var mı?
Bu konuda gelen şikayetler ne yapıldı.
Ceza alan var mı?
Yoksa görmedik, duymadık, bilmiyoruz mu? diyorlar.

Yöneticilerin görevi bu tür durumlarda önlem almak.
Başa gelmeden önleyici tedbirler almak.
Olay başa geldikten rezil olduktan sonra alınan önlemler bir işe yaramaz.
Afyon’da da 40 binden fazla üniversite öğrencisi var.
Lise ve Orta öğretimde daha fazla.
Mesela servis şoförleri de gözden geçirilmeli.
Toplu taşıma araçlarında kesintisiz kamera zorunlu olmalı.
Araç takip sistemi 24 saat çalışmalı.
Hadi bakalım kim ne yapacak göreceğiz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ